SAKARYA TİCARET İL MÜDÜRLÜĞÜ

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça Sorulan Sorular

TÜKETİCİ

Tüketicilerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’dan kaynaklanan uyuşmazlıklarının çözüm yerleri; tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki Tüketici Hakem Heyetleri ile Tüketici Mahkemeleri' dir.
Tüketici Hakem Heyetleri illerde Ticaret İl Müdürlüğü, ilçelerde Kaymakamlık bünyesinde oluşturulmuştur
Tüketici Mahkemeleri ise Ankara, İstanbul, İzmir Adana, Antalya, Bursa, Samsun, Konya, Mersin ve Kayseri illerinde kurulmuştur. Bu iller dışındaki il ve ilçelerde başvurular Tüketici Mahkemesi sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapılmalıdır. Bu mahkemelerde açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.
2017 yılında İl Tüketici Hakem Heyetleri için 2.400TL ile 3.610 TL arasında, ilçe Tüketici Hakem Heyetleri için 2.400 TL altında bulunan uyuşmazlıklarda Tüketici Hakem Heyetine başvurulması zorunludur. Bu heyetin vereceği karar tarafları bağlar. Taraflar bu karara karşı 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz edebilirler.
2017 yılı için değeri 3.610 TL üzerindeki uyuşmazlıklarda ise doğrudan Tüketici Mahkemesine başvurulması zorunludur.
Tüketici Mobil imza sahibi ise http://tuketicisikayeti.tuketici.gov.tr web sayfası üzerinden tüketici şikayetinde bulunabilir. Bu durumda yapılan başvuru Tüketicinin ikamet ettiği yerdeki Tüketici Hakem Heyetine düşer. Mobil imza sahibi olmayan tüketiciler yaptıkları başvuruların pdf dokumanının çıktısı alıp, imzalayıp belgelerle birlikte ikamet ettiği yerdeki Tüketici Hakem Heyetine 15 gün içersinde teslim etmesi gerekmektedir.

 
Tüketici Hakem Heyeti İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
 
  1. Tüketici Hakem Heyeti nedir?
Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla kurulan karar mercileridir.
  1. Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri Nerededir?
Hakem Heyetleri illerde Ticaret İl Müdürlüğü, ilçelerde ise Kaymakamlıklar tarafından belirlenen binalardadır.
Tüketici Mahkemeleri ise illerde Adliye binalarında bulunmaktadır.
  1. Tüketici Hakem Heyetine kimler başvurabilir?
Şikayetin konusu tüketici işlemini kapsayan ve parasal sınırları ( İl ve İlçe ) dahilinde olan tüm tüketiciler ve şikayet edileni tüketici olan satıcı veya sağlayıcılar.
 
  1. Uyuşmazlık miktarı ( Başvurunun parasal değeri ) ile ilgili nereye ve nasıl başvurabilirim? Başvuru Ücretli midir?
Başvurudan herhangi bir ücret alınmamaktadır.
2017 yılı için Uyuşmazlığınızın değeri;
  • 2.400 TL’nin altında ise İlçe Tüketici Hakem Heyetine,
  • 2.400 TL ile 3.610 TL arasında ise Büyükşehir statüsünde olan illerde İl Tüketici Hakem Heyetine
  • Büyükşehir statüsünde olmayan illere bağlı ilçelerdeki tüketicilerin 2.400 TL ile 3.610 TL arasındaki başvuruları için İl Tüketici Hakem Heyetine İl Tüketici Hakem Heyetine 
  • 3.610 TL’nin altında ise Büyükşehir statüsünde olmayan illerde İl Tüketici Hakem Heyetine başvurabilirsiniz.
  • 3.610 TL’nin üzerinde ise Tüketici Mahkemelerine başvurmalısınız.
Başvuru, tarafların kimlik bilgilerini, adreslerini varsa unvanlarını, iletişim bilgilerini,
uyuşmazlık konusunu ve başvuru sahibinin seçimlik haklarından hangisini tercih ettiğini içeren dilekçenin,mal veya hizmetin satın alındığı yada başvuru sahibinin ikametgahının bulunduğu yer hakem heyetine bizzat verilmesi suretiyle yapılır.
Ankara İl Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunacaksanız İl Müdürlüğümüzün adresine, dilekçe örneklerine ve başvuruda izlenecek yola web sitemizden ulaşabilirsiniz.
İl Müdürlüğümüzce oluşturulan Tüketici Hakem Heyeti Başvuru Odasıyla Tüketicilerimize başvurularında personellerimiz yardımcı olmaktadır. 
 
  1. Tüketici Hakem Heyetine sözlü başvuruda bulunabilir miyim?
Hakem Heyetine sözlü başvuru kabul edilmemektedir.
  1. Dilekçe doldurmaksızın başvuruda bulunabilir miyim?
Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunulabilmesi için dilekçe doldurulması zorunludur. Dilekçenin tam ve eksiksiz olarak doldurulması, son sayfasının da başvuru sahibi ya da yetkili temsilcisi tarafından imzalanması gerekmektedir.
  1. Dilekçe örneğini nasıl temin edebilirim?
Dilekçe örneklerine ankara.gov.tr adresindeki “Tüketici Hakem Heyeti” bölümünün“Tüketici Hakem Heyeti Başvuru Dilekçe Örnekleri alt bölümünden temin edebilirsiniz.
  1. Dilekçeyi doldururken nelere dikkat edilmelidir?
“İl / İlçe Hakem Heyeti Başkanlığına “ Başlık altında;
 
  • T.C. Kimlik numarası
  • Adres
  • Vekilli müracaatlarda vekalet pulu
  • Talebin türü ( bedel iadesi, değişim, hizmetin yeniden görülmesi vb. )
  • Şikayet edilen yerin unvanı
  • Fatura, fiş, sözleşme gibi vb. şikayete konu belgeler
  • Tüketici Hakem Heyetine Başvuruda Dilekçenin Dışında Başka Bir Belge Gereklimi?
Başvuruda dilekçeyle birlikte Ayıplı Mal veya Hizmette fatura, servis fişi, sözleşme, vb., Banka Dosya Masraflarında bankadan alınan dekont, hesap dökümü, vb. belgelerle başvurulması gerekmektedir.
  1. Bankadan Kullandığım Kredilerden Kesilen Masrafların Dekontlarını Bulamıyorum Ne Yapmam Gerekiyor?
Kredi çektiğiniz bankanın genel müdürlüğünden veya herhangi bir şubesinden dekontlarınızı yada hesap hareket dökümlerinizi talep edebilirsiniz. Bankalar kanunen bu evrakları size vermek zorundadır.
  1. Başvurumu hangi yollarla Hakem Heyetine iletebilirim?
  2. Şahsen gelerek
  3. Posta yoluyla
  4. E-Devlet şifresi ile TÜBİS’ten ( çıktıları imzalamak suretiyle getirilerek )
  5. Ayrıca TÜBİS’ten mobil imza, elektronik imza ile imzalanarak.
  6. Tüketici Hakem Heyetine Şikayet Dilekçemi Verdikten sonra İlgili Firma İle Uzlaştık Ne Yapmam Gerekiyor?
Tüketici Hakem Heyetine başvurduktan sonra ilgili firma ile uzlaştıysanız bir dilekçe ile şikayet başvurunuzu yaptığınız Hakem Heyetine başvurmanız gerekmektedir. ( Aksi taktirde karar lehinize sonuçlanırsa karşı tarafa tebligat ücreti ödenmesi kararı çıkar.) 
 
  1. Tüketici Hakem Heyetine başvurduktan sonra süreç nasıl ilerleyecek?
İl Tüketici Hakem Heyetine yapılmış olan başvuru, karşı tarafa bildirilir ve 30 gün içinde savunmasını göndermesi istenir. Gelen sonuç, Raportörler tarafından bir dosya şeklinde düzenlenip heyet gündemine alınır. Hakem Heyeti her 15 günde bir (ayda iki defa) toplanarak gündeminde hazır olan tüketici başvurularını görüşür ve karara bağlar. Tüketici Hakem Heyetinden çıkan karar her iki tarafa tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Tüketici Mahkemesine itiraz yolu açıktır. Tüketici İl Hakem Heyetinin verdiği karar (2017 yılı için 2.400 TL – 3.610 TL arasında ) tarafları bağlar, icrai takibat yapılabilir.
  1. Başvurular nasıl ve ne kadar sürede sonuçlanır?
Tüketici hakem heyetine yapılan başvurular, başvuru tarih ve sırasına göre en geç altı ay içinde görüşülür ve karara bağlanır. Yapılan başvurunun niteliği, başvuru konusu, mal veya hizmetin özelliği gibi hususlar dikkate alınarak, karar süresi en fazla altı ay daha uzatılabilir.
Tarafların ivedi inceleme talebinde bulunması ve bu talebin başkan tarafından uygun görülmesi halinde başvuru, tüketici hakem heyetince öncelikle gündeme alınarak sonuçlandırılır.
  1. Heyet tüketici lehine karar verirse karşı taraf bu karara uymak zorunda mıdır?
Karşı taraf kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Tüketici Mahkemesine itiraz etmesi (temyize gitmesi) gerekir aksi taktirde karar kesinleşir.
  1. Bankadan Kullandığım Krediden Kesilen Tüm Masraflar Geri İade Alınabilir mi?
HAYIR. Krediden alınan ve yasal olarak alınması zorunlu olmayan masraflar geri alınabilir. Ekspertiz ve İpotek Fek ücretleri banka tarafından üçüncü şahsa yaptırıldığı belgelendirilirse geri alınamaz. Ayrıca kanunen belirlenen sigortalar geri alınamaz. Örneğin DASK.
  1. Farklı Bankalardan Kullandığım Kredilerden Kesilen Masrafları Bir Dilekçede Toplayıp Başvurabilir miyim?
HAYIR. Farklı Bankalardan kullanılan kredilerden kesilen masrafları bir dilekçede toplayıp başvuramazsınız. Fakat aynı Bankanın farklı şubelerinden kullanılan kredilerden kesilen masrafları bir dilekçede toplayıp başvurabilirsiniz. Miktarınız 2017 yılı için 2.400 TL’nin altında ise İlçe Tüketici Hakem Heyetine, 2.400 TL ile 3.610 TL arasında ise İl Tüketici Hakem Heyetine, 3.610 TL üzerinde ise Tüketici Mahkemesine başvurabilirsiniz.
  1. Tüketici Hakem Heyetine yaptığım Başvurum Karara Bağlanmış ve Sonuç Tarafıma Ulaştı Ne Yapmalıyım?
Tüketici Hakem Heyeti kararı tarafınıza tebliğ edildikten 15 gün sonra firmaya müracaat ederek kararın uygulanmasını isteyebilirsiniz. Ayrıca doğrudan icra takibi de başlatabilirsiniz.
  1. Tüketici Hakem Heyetine Yaptığım Başvuru Sonucunda Şikayette Bulunduğum Firma Hakem Heyeti Kararına İtiraz Ederek Karşı Dava Açmış (Temyiz Başvurusu). Ne Yapmam Gerekiyor?
Tüketici Mahkemesinin temyiz sıfatıyla yargılamasının beklemesi gerekmektedir.
  1. Tüketici Hakem Heyetinde Sonuç Lehime Çıkmasına Rağmen Karşı Taraf Sorumluğunu Yerine Getirmiyor Ne Yapman Gerekiyor?
Tebliğ tarihinden itibaren 15 gün geçtikten sonra karşı taraf kararı uygulamıyorsa icra müdürlüğüne başvurarak icra işlemi başlatabilirsiniz.
  1. Tacir Olarak Tüketici Hakem Heyetine Başvurabilir miyim?
Tüketici Hakem Heyetlerine ticari faaliyetleriniz ile ilgili konularda başvuramazsınız.
Fakat satıcı veya sağlayıcı olarak bir tüketiciye mal veya hizmet satış/sunumundan doğan uyuşmazlıklarla ilgili olarak başvurabilirsiniz. (Taraflardan biri tüketici olmak zorunda.)
 

101 SORUDA TÜKETİCİ MEVZUATI
Soru 1: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna (TKHK) göre mal nedir?
TKHK’da gereğince; alış-verişe konu olan taşınır eşya, konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi mallar, mal kapsamına girmektedir.
Taşınır eşya, özüne zarar vermeden bir yerden başka bir yere taşınabilen nesnelerdir. Örneğin, tüketicinin evinde beslemek amacıyla aldığı evcil hayvan, telefon, mobilya, bilgisayar, yiyecek, içecek, ilaç vb.
Konut ve tatil amaçlı taşınmazlar, tüketicinin konut amaçlı almış olduğu ev, tatil amaçlı aldığı yazlık, devre mülk gibi taşınmazlardır.
Elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi mallar; bilgisayar programları, kaset, CD gibi ses ya da görüntü içeren araçlardır.
Soru 2:Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mal satımından kaynaklanan uyuşmazlıkların TKHK kapsamında değerlendirilmesinin şartı nedir?
Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mal satımından kaynaklanan uyuşmazlıkların TKHK kapsamında değerlendirilebilmesi için, taşınmazı satan kişinin Kanunun 3. maddesinin (f) bendi kapsamında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişiler olması zorunludur. Bu kapsamda müteahhitten taşınmaz satın alınması halinde, TKHK hükümleri uyuşmazlığa uygulanabilecekken, oturduğu evi satan bir kişiden satın alınan taşınmaz açısından TKHK hükümleri uyuşmazlığa uygulanamayacaktır.
Soru 3: İkinci el ürünler TKHK kapsamına girer mi?
İkinci el ürünler TKHK kapsamına girmemektedir. Bu nedenle, İkinci el ürünlere ilişkin uyuşmazlıklar genel hükümler çerçevesinde sulh hukuk mahkemelerince çözüme kavuşturulur (20.HD.25.04.2005, E.4338, K.5259).
Soru 4: Ayıplı mal nedir? Ayıp çeşitleri nelerdir?
TKHK’da ayıplı mal; “ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre; bir maldaki ayıp, satıcının söylediği ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere 4 çeşit ayıptan bahsedilmektedir. Bunlar; maddi, hukuki ve ekonomik ayıp ve miktar eksikliğinden kaynaklanan ayıptır.
Maddi ayıp: Bir mal, tüketiciler tarafından belirli bir amaç ile alınmaktadır. Bu nedenle malın kendisinden beklenen amaçları gerçekleştirecek vasıflara sahip olması gerekir. Bu amaca eşyanın fiziki yapısındaki bazı eksiklikler nedeniyle ulaşılamaması hallerinde malda maddi ayıplar bulunduğu varsayılır. Maddi ayıbı “bir eşyada bulunan fiziki eksiklikler” olarak tanımlayabiliriz. Bir malın yırtık, kırık, lekeli olması, yeni denilen bir otomobilin kullanılmış olması veya hasarlı olması nedeniyle bazı parçalarının değiştirilmesi ya da tamir edilmiş bulunması ve bunun söylenmemesi, fayansların çatlaması veya ufalanması gibi ayıplar maddi ayıplara örnek verilebilir.
Hukuki ayıp: Satılan malda, maddi anlamda bir özür yoktur, mal maddi yönden eksiksizdir. Ancak alıcının maldan yararlanmasını engelleyen, azaltan veya ortadan kaldıran hukuki bazı yasaklama ve sınırlamalar söz konusudur. Örneğin satılan malın hukuka aykırı bir marka taşıması, başkasına ait bir sınai veya telif hakkını ihlal etmesi, satılan bir otomobile gümrük idaresince el konulması, satılan malın satım sırasında hacizli olması gibi durumlarda hukuki ayıp vardır.
Ekonomik ayıp: Satılan malın verimi, elde edilecek tasarruf gibi iktisadi vasıflarının eksik olmasıdır. Örneğin, saatte 160 km hız yaptığı söylenen aracın 110 km’nin üstüne çıkamaması, aracın tanıtma ve kullanma kılavuzunda belirtilenden daha fazla yakıt yakması, az miktarda elektrik tükettiği belirtilen aracın çok elektrik tüketmesi, bulaşık makinesinin bulaşıkları yeteri kadar temizleyememesi, bilgisayarlarda programdaki fonksiyon bozukluğu, program uyumsuzluğu, kapasite uygunsuzluğu gibi.
Miktar eksikliği: Niteliği etkileyen miktar eksiklikleri TKHK gereğince ayıp olarak kabul edilmektedir. Miktar eksiklikleri malın ağırlık, hacim, yüzölçümü gibi hususlardaki eksikliklerdir. Örneğin bir kumaşın veya halının santimetrekaresinde bulunması gereken ilmek sayısının daha az olması, mutfak için alınan bir dolabın teslim edilmesi gerekenden daha küçük ölçülerde olması gibi. Ancak, miktar eksikliği malın niteliğini etkilemiyorsa bu durumda mal ayıplı sayılmaz. Örneğin, 3 metre aldığınız bir kumaşın 2 metre çıkması, 5 kg aldığınız pirincin 4 kg çıkması gibi. Bu durumda, eksik ifa söz konusudur. Uyuşmazlık, Borçlar Kanunu’nun 96 maddesi gereğince çözümlenir.
Soru 5: Satın alınan bir mal yerine başka bir malın teslim edilmesi ayıplı mal kapsamına girer mi?
Ayıplı maldan söz edilebilmesi için, sözleşmeyle kararlaştırılan malın teslim edilmiş olması, fakat o malda bulunduğu belirtilen vasıfların bulunmaması veya çeşidi ve niteliği gereği malın taşıması gereken özelliklerin eksik olması gerekir. Satın alınan bir mal yerine başka bir malın verilmesi ayıplı olarak değerlendirilemez. Bu durumda, yanlış ifa söz konusudur. (11. HD, 5.5.1987, E.949, K.2708; 11.HD, 20.2.1990, E.9372, K.1085).
Soru 6: Satın alınan mal yerine başka bir mal teslim edilmiş ve bu mal tüketici tarafından kabul edilmiş ise tüketici seçimlik haklardan yararlanabilir mi?
Tüketiciye almış olduğu mal yerine başka bir mal teslim edilmiş ve bu mal da tüketici tarafından kabul edilmiş ise, malın ayıplı çıkması durumunda tüketici TKHK’da belirtilen haklarından yararlanabilir.
Örneğin, altın kolye alan tüketiciye gümüş kolye verilmiş ve tüketici bu kolyeyi kabul etmişse, gümüş kolyenin ayıplı çıkması durumunda tüketici TKHK’nun 4. maddesi gereğince seçimlik haklarını kullanabilecektir.
Soru 7: Maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları nelerdir?
Bir malın ayıplı çıkması durumunda maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulların mevcut olup olmadığına bakılmalıdır. Bu koşullar; ortada ayıp sayılan eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması olarak sayılabilir.
Soru 8: Ayıplı bir mal karşısında tüketicinin hakları nelerdir? Tüketici seçimlik hakları ile tazminat isteme hakkını kimlere karşı kullanabilir?
Almış olduğu malın ayıplı çıkması durumunda tüketici, aşağıda yer alan haklardan birini kullanabilir.
<!--[if !supportLists]--> (1)    <!--[endif]--> Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,
<!--[if !supportLists]--> (2)    <!--[endif]--> Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi,
<!--[if !supportLists]--> (3)    <!--[endif]--> Ücretsiz onarım isteme,
<!--[if !supportLists]--> (4)    <!--[endif]--> Ayıp oranında bedel indirimi.
Tüketici bu haklarının yerine getirilmesini imalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi verenden talep edebilir. Ancak ayıplı mal ölüm ve/veya yaralanmaya yol açtıysa ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olduysa, tüketici, ayıplı malın vermiş olduğu zararların tazminini sadece imalatçı-üreticiden isteyebilir.
Soru 9: Ayıplı malın vermiş olduğu zararlar konusunda tüketicinin ve imalatçı-üretici sorumluluğu nedir?
Ayıplı bir malın, bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına ya da başka bir malın zarar görmesine sebep olması halinde imalatçı/üretici doğan zararı, kusuru aranmaksızın tazmin etmekle yükümlüdür. Başka bir deyişle imalatçı/üretici, üretmiş olduğu malın sebep olduğu zararı tazmin etmek zorundadır.
Zarar görenin sorumluluğu ise, malın ayıbını, uğradığı zararı ve ayıp ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmektir. Zarar gören bunu ispat edemezse, ortaya çıkan zarardan dolayı tazminat alamayacaktır.
Soru 10: İmalatçı/üretici ayıplı malın neden olduğu zarara ilişkin sorumluluktan kurtulabilir mi?
İmalatçı/üretici aşağıdaki durumlardan birini ispatladığı taktirde malın sebep olduğu zarardan sorumlu tutulamaz:
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Malı piyasaya sürmemiş olması.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Malın, satılmak gayesiyle veya ticari faaliyetlerin seyri sırasında üretilmemiş olması.
<!--[if !supportLists]--> c)      <!--[endif]--> Tüm hal ve şartlar göz önünde bulundurulduğunda, zarara sebep olan ayıbın, mal piyasaya sürüldüğünde mevcut olmaması.
<!--[if !supportLists]--> d)     <!--[endif]--> Malın teknik düzenlemesinin ayıba neden olması.
<!--[if !supportLists]--> e)      <!--[endif]--> Mal piyasaya sürüldüğünde mevcut bulunan bilimsel ve teknolojik bilgilerin, ayıbın varlığının bilinmesine imkan vermemesi.
Ayrıca nihai malın tasarımı ya da bu malın imalatçı/üreticisinin talimatı sebebiyle, bütünü oluşturan parçalardan birinin imalatçı/üreticisi, o malın ayıbından sorumlu değildir.
Soru 11: Ayıplı malın neden olduğu zararlardan dolayı birden fazla kimse sorumlu ise zararı kim tarafından tazmin edilecektir?
Ayıplı malın neden olduğu zararlardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu taktirde, bunlar müteselsilen sorumludurlar. Başka bir deyişle, zarar gören zararını, zarara sebep olan kişilerin herhangi birinden talep edebilecektir. Ancak zararın, tüketicinin veya tüketicinin sorumlu olduğu üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanması halinde tüm hal ve şartlar göz önüne alınarak, imalatçı/üreticinin sorumluluğu azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Soru 12: Ayıplı mallarda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile;
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda zamanaşımı beş yıldır.
Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar.
Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Örneğin, 11.07.1997 tarihinde alınan bir aracın, bu tarihten sonra direksiyon sistemindeki arızanın varlığı yetkili servisçe tespit edilmiş, parça değişikliklerinden sonra da aynı arza ortaya çıkmış, araç tekrar yetkili servise götürülmüş, yetkili servisçe parça değişiklikleri ve yağlama gibi geçici tedbirlerle sorun giderilmeye çalışılmış ancak tüketicinin araçtan beklediği verimi almasını önleyecek ölçüde aynı arızaların tekrarlanması üzerine, tüketici fabrikaya başvurup, başka bir yetkili servise de aracını götürmüş ve bu serviste arızanın hayati öneme haiz olduğunun belirtilmesi üzerine tüketici araç üzerinde Makine Mühendisleri Odasınca belirlenen bilirkişiye yaptırdığı inceleme ve tespitle aracın üretim arızasının bulunduğunu tespit ettirmiş, satıcıya ait yetkili serviste ücreti karşılığı yeniden parça değişikliği yapılmış, ancak araçta aynı arıza 18.04.2002 tarihinde yeniden ortaya çıkmış ve yine serviste tamir yoluyla giderilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda; somut olay incelendiğinde ve olayın açıklanan gelişimi ve deliller dikkate alındığında araçta üretim hatası bulunup, bunun gizli ayıp olduğuna kuşku yoktur. Zira, tüketici üretici onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmıştır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçları tüketiciye mal edilemez.
Araç, 11.07.1997 tarihinde alınmıştır. Tüketici, 20.06.2001 tarihinde arabanın yenisi ile değiştirilmesini veya değer kaybının telafisini ve 1.475.894.449 lira tamir ücreti ile 40.000.000 TL bilirkişi ücretinin faizi ile satıcıdan alınmasını istemiştir. Aracın alınış tarihine ve dava tarihine bakıldığında iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması dikkate alınmalıdır. Somut olayda hile ile gizlenmiş bir ayıp sözkonusudur. Bu nedenle, satıcı zamanaşımı süresinden yararlanamayacaktır. Tüketici lehine karar verilmelidir. (Yargıtay Genel Kurulu, 18.2.2004, E.2004 / 4-29, K.2004/83)
Soru 13: Ayıplı hizmet nedir? Ayıplı bir hizmet karşısında tüketicinin hakları nelerdir?
Ayıplı hizmet; sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetlerdir.
Tüketici ayıplı hizmetten dolayı aşağıda belirtilen seçimlik haklarını hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kullanarak sağlayıcıdan isteyebilir;
<!--[if !supportLists]--> 1-      <!--[endif]--> Sözleşmeden dönme,
<!--[if !supportLists]--> 2-      <!--[endif]--> Hizmetin yeniden görülmesi,
<!--[if !supportLists]--> 3-      <!--[endif]--> Ayıp oranında bedel indirimi.
Ancak, tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bu takdirde sadece bedelden indirim ile yetinilir.
Ayrıca; tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı hizmetin neden olduğu,
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan,
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan
hallerde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin seçimlik haklarından dolayı mütelsilen sorumludur. Başka bir deyişle tüketici zararının tazminini tedarik zincirinde yer alan kişilerin herhangi birinden de talep edebilirler.
Örneğin, bir tüketici üniversiteye hazırlanmak amacıyla bir dershaneye kayıt olmuştur. Dershane ücreti karşılığında bir miktar peşin ödeyip kalanı için 9 senet imzalamıştır. Dershane 3 ay sonra kapanmıştır ve dershane sahibi bu senetleri tahsil etmek amacıyla hizmeti tam olarak vermediği halde senetleri tahsil etmek için bankaya vermiştir. Bu durumda; sağlayıcı vaat ettiği hizmeti vermediği için tüketici ayıplı hizmetten dolayı seçimlik haklarını kullanabilir. ( 13.HD., 9.11.1998, E.6965, K.8859)
Başka bir örnekte, tüketici, halısını temizletmek üzere bir firmaya verir. Firma, verdiği hizmet karşılığında düzenlemesi gereken fişi tüketiciye vermemiş, üzerinde temizlik malzemesi satışı yazan bir fiş vermiştir. Firmanın verdiği hizmet sonucunda halı zarar görmüştür. Tüketici, zararının karşılanması amacıyla dava açmıştır. Firma tüketiciye sadece temizlik malzemesi sattığını, verdiği fişin de temizlik malzemesi satışına ilişkin olduğunu iddia etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, firmanın reklam amacıyla dağıtmış olduğu broşürlerde sadece halı temizleme hizmetine ilişkin bilgilerin yer aldığı temizlik malzemesi satışına ilişkin hiçbir bilginin yer almadığı, temizlik malzemesi satışına ilişkin fiş verilmesinin tüketiciyi aldatmaya yönelik bir işlem olduğunu belirerek tüketici lehine karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.2.2004, E.2004/ 15-83, K.2004/98).
Soru 14: Haksız şart nedir? Sözleşmelerdeki haksız şart değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar nelerdir?
Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
Bir sözleşme şartının haksız şart olup olmadığı değerlendirilirken, öncelikle sözleşme hazırlanırken sözleşme şartlarının tüketiciyle müzakere edilip edilmediğine bakılır. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda sözleşmenin standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmında haksız şartlara ilişkin değerlendirme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak sözleşmenin değerlendirilmesi sonucunda, sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerde tüketici aleyhine bir dengesizliğe neden olan bir hüküm varsa o hüküm haksız şart olarak tespit edilir.
Sözleşme şartlarının tüketicinin anlayabileceği şekilde açık ve anlaşılır dille yazılmış olması gerekir. Bir sözleşme şartının haksızlığı değerlendirilirken,
a- Sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, b- Sözleşmenin yapılmasını sağlayan şartlar, c- Onun bağlı olduğu sözleşmelerin tüm şartları,
dikkate alınır. Şartların haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille kaleme
alınmış olmak koşuluyla;
a- Gerek sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki, b- Gerekse mal veya hizmetin gerçek değeri ile sözleşmede belirlenen fiyatı arasındaki,
dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.
Sözleşmede yer alan bir şartın ne anlama geldiği hukukun yorum yöntemleriyle belirlenemiyorsa, tüketici lehine olan yorum tercih edilir.
Sözleşmedeki haksız şartlara ilişkin örnekler Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik ekinde yer almaktadır. Yönetmelik ekinde yer alan haksız şartlar sadece örnektir. Bunların dışında da tüketici sözleşmelerinde birçok haksız şart vardır.
 
Soru 15: Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlarda tüketicinin hakları nelerdir, hukuki sonucu nedir?
Tüketicilerle imzalanan sözleşmelerdeki haksız sözleşme şartları geçersizdir. Tüketici sözleşmedeki haksız şartın gereğini yerine getirmez. Hukuken haksız şartlar batıldır, yani geçersizdir. Geçersiz sayılan bu hükümler olmadan da sözleşme ayakta tutulabiliyorsa sözleşmenin geri kalanı varlığını korur, başka bir deyişle sözleşme geçerlidir. Bu durumda, sözleşmenin kısmen veya tamamen ifa edilmiş olup olmamasına göre sözleşme tamamen geçersiz sayılmamalı, o sözleşme hükmünün hukuk ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde edimler ve menfaatler dengesine göre düzeltilmesi yoluna gidilmelidir. (13.HD, 23.11.2005, E.2005/11428, K.2005/17306)
Başka bir örnekte; tüketici kredi sözleşmesindeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı belirlenmesi halinde, sözleşme hükümleri haksız şart olarak değerlendirilmiş, ancak tamamen geçersiz sayılmamış, bankanın sözleşme ile kendisine tanınan faiz oranlarını tek taraflı belirleme ve arttırma yetkisini, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde kullanıp kullanmadığı belirlenmesi ve temerrüt tarihi itibariyle diğer bankaların aynı türden kullandırdığı kredilerin faiz oranları araştırılarak, istenebilecek temerrüt faiz oranı tespit edilmesinin gerektiği kararına varılmıştır. (13.HD, 23.11.2005, E.2005/11428, K.2005/17306).
Başka bir örnekte, cep telefonu aboneliği için tüketici tarafından imzalanan bir sözleşmede faturada belirtilen son ödeme tarihini geçen ödemeler için uygulanacak faiz oranlarının, abonelere gönderilen faturalarda bildirileceği belirtilmiş olup, davalıya gönderilen faturalarda bu faiz oranının aylık % 8 üzerinden günlük olarak hesaplanacağı açıklanmıştır. Yargıtayca verilen Kararda, diğer telefon şirketlerinin uyguladığı faiz oranlarının dava konusu olan fatura tarihindeki ortalamasının hesaplanması o dönemdeki diğer ekonomik etkenlerde dikkate alındığında uygulanan faiz oranının haksız ve fahiş olup olmadığının bilirkişi vasıtası ile araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre sözleşme şartının haksız olup olmadığı değerlendirilerek uygun bir karar verilmesinin gerektiği belirtilmiştir. (13.HD., 24.11.2005, E.2005/11099, K.2005/17357)
Soru 16: Taksitle satış nedir? Taksitli satışlara ilişkin sözleşme yazılı yapılmadığında sözleşme geçerlimidir?
Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür. Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı biçimde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir. Sözleşmenin geçersiz olması durumunda TSHH kararında, tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermeleri hususuna yer vermelidir.
Soru 17: Taksitli satışlara ilişkin sözleşmelerde bulunması gereken şekil şartlarının olmaması durumunda sözleşme geçerlimidir? Taksitli satışlardaki “muacceliyet şartları” nelerdir?
Taksitli satış sözleşmelerinde yer alması gereken şartlar TKHK’nun 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirlenmiştir. Tüketici tarafından imzalanan taksitli satış sözleşmesinde, Kanunda belirlenen sözleşme şartlarının bir veya daha fazlasının bulunmaması durumunda, Kanunun 6. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca imzalanan sözleşme geçerli olacaktır. Ancak sözleşmede yer alan eksikler satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilmelidir.
Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birini veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması halinde kullanılabilir. Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.
Soru 18: Devre tatil sözleşmesi hangi durumda geçersizdir?
Devre tatil sözleşmesi: En az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.
Devre tatil sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı olarak yapılmayan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. TSHH, devre tatil sözleşmesi yazılı olarak yapılmadığı takdirde, sözleşmenin geçersizliğine tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermelerine karar vermelidir.
Soru 19: Devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı nasıl düzenlenmiştir?
Tüketici, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren on gün içinde hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanarak sözleşmeden dönebilir.
Sağlayıcı, on günlük cayma süresi dolmadan devre tatil sözleşmesine konu mal ve/veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Ancak, sözleşmenin devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi halinde, sağlayıcı tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyebilir. Bu durumda sözleşmenin devre tatile konu tesiste yapıldığını ispat külfeti sağlayıcıya aittir. Tüketicin 10 günlük cayma süresi geçerlidir.
Soru 20: Devre tatil nedir? Eski tarihli devre tatil sözleşmelerine 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri uygulanır mı?
Devre tatil sözleşmeleri, en az 3 yıllık süre için ve 1 haftadan az olmayacak bir dönemi kapsayacak şekilde bir veya birden fazla taşınmazın kullanım hakkının devredildiği sözleşmelerdir. Devre tatil sözleşmelerinin alt sınırı Kanunla tespit edilmiş ancak üst sınırı belirlenmemiştir. Uygulamada en az 10 yıllık süreyi kapsayan devre tatil sözleşmeleri yapılmaktadır.
Bu tür sözleşmeler süreklilik arz etmektedir. Bu nedenle 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri devre tatil sözleşmelerine uygulanır. TSHH, devre tatil sözleşmelerine ilişkin bir uyuşmazlık konusunda başvuru yapıldığında 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümlerine göre karar verir.
Örneğin eski tarihli sözleşmelerde haksız sözleşme şartı var ise haksız şart niteliğinde olan sözleşme şartının tüketici için geçersiz olduğuna karar verir.
Soru 21: Devre mülk nedir? Devre tatil ile devre mülk arasındaki farklılıklar nelerdir?
Devre mülke ilişkin düzenlemeler Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yer almaktadır. Devre mülk, mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulmaktadır. Süresi en az 15 gündür. Resmi şekilde yapılır, tapuya tescil ettirilir. Tapuya tescil ettirilmeyen devre mülk satışları geçersizdir. Devre tatil ise, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.
Devre mülk sözleşmeleri, tüketici mevzuatında yer alan devre tatil sözleşmelerine ilişkin düzenlemelere tabi değildir. Devre mülkte her hangi bir ayıp varsa ayıplı mala, taksitle satıldıysa taksitli satışlara, kapıdan satış yöntemiyle satıldıysa kapıdan satışlara veya kampanyalı satışı yapıldıysa kampanyalı satışlara ilişkin düzenlemelere tabidir. Devre mülk satışının anılan düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi yapılabilir, ancak devre tatil sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler çerçevesinde değerlendirmesi yapılamaz.
Soru 22: Devre mülk konusundaki uyuşmazlıklar TKHK kapsamına girer mi?
TKHK’da yer alan mal tanımı, konut ve tatil amaçlı taşınmazları da kapsamaktadır. Buna göre, tüketicinin konut amaçlı almış olduğu ev, tatil amaçlı aldığı yazlık, deve mülk gibi taşınmazlar Kanun kapsamına girmektedir.
Devre mülk hakkı Kat Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen taşınmazın müşterek mülkiyet payına bağlı bir hak olup resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmelidir. Tapuya tescil ettirilmeyen devre mülk sözleşmeleri geçersizdir. Uyuşmazlığın TKHK kapsamında değerlendirilebilmesi için sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Geçersiz sözleşmeler TKHK kapsamında değerlendirelemez(13.HD., 09.03.2005, E.1221, K.3812).
Devre mülke ilişkin bir uyuşmazlığa bakan TSHH öncelikle devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmiş olduğuna bakmalıdır. Devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmiş ise o takdirde uyuşmazlığı TKHK kapsamında değerlendirerek karara varmalıdır.
Soru 23: Devre mülk ve devre tatil sahiplerinden alınan servis bedelleri arasındaki fark nedir?
Devre mülklere ait yıllık bakım ücretleri ile devre tatillere ait yıllık bakım ücretlerinin hesaplanmasının farklı yapılması gerekmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından onanan Ankara 2. Tüketici Mahkemesi’nin 17.06.2004 tarihli, 2004/860 Esas Nolu ve 2004/375 Karar Nolu devre tatillerde aidat bedeli indirimine ilişkin Kararında, devre tatil alan tüketicinin, devre tatil sözleşmesi ile satıcıdan devre mülk almadığı, gayrimenkullun aynına ilişkin giderlerden kullanıcının (kiracı) sorumlu olamayacağı, bu tür giderlerden gayrimenkul sahibinin sorumlu olacağı, devre tatillerin devre mülklerden farklılık arz ettiği ve hizmet satın alan devre tatil malikinden gayrimenkul bakım-onarım-tamir-alt yapı güzelleştirme gibi taşınmazın aynına ilişkin masrafların tüketiciden istenemeyeceği hükmüne varılmıştır.
Soru 24: Paket tur nedir? Paket tur sözleşmesi hangi durumda geçersizdir?
Paket tur sözleşmesi: ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren sözleşmelerdir.
Paket tur sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı olarak yapılmayan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. TSHH, paket tur sözleşmesi yazılı olarak yapılmadığı takdirde, sözleşmenin geçersizliğine tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermelerine karar vermelidir.
Soru 25: TKHK’ya göre kampanyalı satış nedir? Bu satış türünü taksitli satıştan ayıran en önemli farkı belirtiniz.
Kampanyalı satış;
<!--[if !supportLists]--> -  <!--[endif]--> Gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi,
<!--[if !supportLists]--> -  <!--[endif]--> Malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satış türüdür.
Kampanyalı satışı taksitli satışlardan ayıran en önemli özellik, malın teslimi veya hizmetin yerine getirilmesinin taksitli satışlarda olduğu gibi sözleşmenin düzenlendiği tarihte değil, daha sonra gerçekleştirilmesidir.
Soru 26: Kampanyalı satış sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
Kampanyalı satış sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve yazılı sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Ayrıca, yazılı sözleşmede 4077 sayılı Kanun’un “Taksitli Satışlar” başlıklı 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sözleşmedeki asgari koşullara ek olarak “kampanya bitiş tarihi” ile “mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli”ne ait bilgilerin de sözleşmede yer alması gerekir.
TSHH tarafından yapılan incelemede, kampanyalı satış sözleşmesinin yazılı yapılmadığının anlaşılması halinde, yazılı olarak yapılmayan sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 27: Kampanyalı satışlarda ilan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda sorumluluk kime aittir?
İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 4077 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.
Örneğin tüketici, X Bankası’nın Y A.Ş.’nin yaptığı otomobil kampanyasına iştirak edilmesi halinde daha düşük faiz ile kredi verileceğinin belirtilmesi nedeniyle kampanyaya Y A.Ş.’nin bayisine başvurarak katılmış fakat, kendisine sözleşme konusu otomobilin daha düşük bir modeli teslim edilmiştir. Bu durumda, tüketiciye düşük model otomobil teslim edilmesinden dolayı Y A.Ş. ile X Bankası müteselsilen sorumludur.
Soru 28: Kampanyalı satışlarda Bakanlık iznine tabi olan mallar hangileridir?
<!--[if !supportLists]--> a)   <!--[endif]--> Konut ve tatil amaçlı taşınmaz,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Motorsiklet,
<!--[if !supportLists]--> c)   <!--[endif]--> Otomobil,
<!--[if !supportLists]--> d)  <!--[endif]--> Minibüs.
Yukarıda belirtilen malların dışında kalan mallar ile hizmetlerin, kampanyalı satış yöntemi ile satılması durumunda Bakanlıktan veya Müdürlükten izin alınmasına gerek yoktur.
Söz konusu mal gruplarına ait kampanya düzenleyenler, kampanyalarını ülke genelinde yapacaklar ise Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’ne, yerel düzeyde yapmak isterlerse İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne başvurarak “Kampanyalı Satış İzin Belgesi” almak zorundadırlar.
TSHH’nde görülmekte olan uyuşmazlık yukarıdaki mal gruplarına ait ve kampanya Kampanyalı Satış İzin Belgesi olmadan yapılmış ise, başka bir unsurun araştırılmasına gerek olmadan kampanyalı satış işleminin iptaline, tüketicinin bu işlem nedeniyle satıcıya borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 29: Kampanyalı satışlarda tüketicinin cayma hakkı var mıdır? Var ise süresi ve uygulama şekli nedir?
Evet, vardır. Bu süre, Kanun’da cayma hakkı düzenlenmiş diğer satış türlerinden farklı olarak belirli bir süre olmayıp, kampanya konusu sözleşmede belirlenmiş olan mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya yerine getirileceği tarihe kadardır. Tüketici sözleşmede belirlenen bu tarihe kadar kampanyadan her zaman ayrılma, yani cayma hakkına sahiptir.
Söz gelimi, tüketici Y A.Ş.’nin düzenlediği otomobil kampanyasına iştirak etmiş ama teslim tarihi olan 15.06.2006’den önce 10.06.2006 günü kampanyadan ayrılmak istediğini iadeli taahhütlü mektupla Şirket’e bildirmiştir. Tüketici, bu kararını otomobilin teslim tarihinden önce ve usulüne uygun olarak bildirdiği için, kampanyadan ayrılma, diğer bir anlatımla cayma hakkını kullanmıştır.
Tüketicinin kampanyadan ayrılması halinde satıcı veya sağlayıcı, mal veya hizmetin sözleşmede belirlenen teslim veya ifa tarihini geçmemek şartıyla ödemiş olduğu tüm bedeli ve kıymetli evrakı tüketiciye iade etmekle yükümlüdür.
TSHH, cayma hakkına ilişkin bir çekişmenin varlığı halinde sözleşme ve eklerindeki teslim tarihi ile tüketicinin cayma iradesi beyanı tarihine bakmalı ve cayma hakkının usulüne uygun kullanıldığını tespit etmesi halinde, kararında, ayrıca söz konusu iade işleminin Medeni Kanun’un 2 nci maddesi hükmü çerçevesinde yapılması gerektiğini belirtmelidir.
Soru 30: Kampanyalı satış sözleşmelerinde ön ödeme tutarı, sözleşme bedelinin ne kadarından fazla olamaz?
Kampanyayı düzenleyen ile tüketici arasında akdedilen yazılı sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.
Örneğin, kampanyalı satış sözleşmesinde satış fiyatı 40.000 YTL olan bir otomobile ilişkin olarak aksi belirtilmemiş ise tüketiciden bu fiyatın %40’ı oranındaki 16.000 YTL’den daha fazla ön ödeme yapması istenemez. Fakat tüketici ile A A.Ş., sözleşmede belirterek ön ödeme bedeli olarak %40’dan daha yüksek bir oranı kararlaştırabilirler.
Soru 31: Kampanyalı Satış İzin Belgesinin geçerlilik süresi ne kadardır?
Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü tarafından onaylanan kampanya düzenleme yetki belgelerinin geçerlilik süresi bir yıldır.
Yetki belgeleri onay tarihi esas alınarak belgenin onay işleminin yapıldığı yerde, her yıl vize edilir.
Geçerlilik süresinin dolmasını takip eden üç ay içerisinde vizesi yaptırılmayan belgeler geçersiz sayılır.
Kampanyalı satışlara ilişkin Yönetmeliğe aykırı uygulamaların tespiti ve bununla ilgili olarak Genel Müdürlüğün veya Müdürlüğün uyarısına rağmen, bu durumun düzeltilmemesi halinde, verilen izin iptal edilir.
İzni iptal edilen kişilerin mensubu olduğu ilgili meslek kuruluşlarına da durum bildirilir. Ayrıca, iznin iptal edildiği, düzenleyicinin kayıtlı olduğu meslek kuruluşunca giderleri düzenleyiciden alınmak kaydıyla, Türkiye genelinde yayımlanan ve tirajı yüzbinin üzerinde olan en az bir gazetede ilan edilir.
Soru 32: Kampanyalı satışlarda mal ya da hizmetin teslim veya ifa süresi ne kadardır?
Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır.
Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.
Soru 33: Kapıdan satış sözleşmelerinin geçerlilik şekli nedir?
Kapıdan satış sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve yazılı sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.
TSHH tarafından yapılan incelemede, kapıdan satış sözleşmesinin yazılı yapılmadığının anlaşılması halinde, yazılı olarak yapılmayan sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 34: Kapıdan satış nasıl yapılabilir?
Kapıdan satış, ilgili Yönetmeliğinde belirtilen usule uygun olarak İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüklerine yapılan başvuru sonucunda alınacak “Kapıdan Satış Yetki Belgesi” ile yapılabilir.
Yazılı olarak yapılan kapıdan satış sözleşmesinin birinci sayfasında tüketicinin bu işlemden cayma hakkını belirten:
‘Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.’ ibaresi en az onaltı punto koyu siyah harflerle yazılmış olmalıdır.
Satıcı veya sağlayıcı, sözleşmeyi tüketicinin imzalamasını ve sözleşme tarihinin tüketicinin kendi el yazısı ile yazılmasını sağlamak zorundadır.
Soru 35: Tüketici, kapıdan satışlarda cayma hakkını nasıl kullanır?
Tüketici;
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise malın teslim tarihinden itibaren,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Hizmet satımında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren,
yedi günlük cayma hakkı süresinin sonuna kadar malı veya hizmeti kabul veya hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmekte serbesttir.
Tüketici malı veya hizmeti reddetmeyi düşünüyor ise, yedi günlük bu süre dolmadan ve herhangi bir şekil şartına bağlı kalmadan cayma kararını satıcı/sağlayıcıya bildirebilir. Cayma bildiriminin süresi içinde yapılmamış olması mal veya hizmetin kabul edildiği anlamına gelir. Bu takdirde tüketici sözleşme hükümleri çerçevesinde satıcı/sağlayıcıya bir ödeme yapmak veya kendisini borç altına sokan bir belge vermek zorundadır.
Eğer tüketici süresi içinde kapıdan satış işleminden caymış ise satıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.
Soru 36: Kapıdan Satışlarda sözleşmenin düzenlendiği veya malın teslim edildiği tarihte, tüketiciden ödeme yapması istenebilir mi?
Hayır, istenemez. Çünkü 4077 sayılı Kanun, kapıdan satışlarda peşin ödeme yasağını kabul etmiştir. Yedi günlük cayma hakkı süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.
Soru 37: Cayma hakkı süresi içerisinde tüketici malı nasıl kullanmalıdır?
Kapıdan satış işlemiyle kendisine mal teslim edilen tüketici, malın ambalajını açması veya malı mutat, yani olağan biçimde kullanması nedeniyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.
Ancak tüketici, Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olarak malı mutat olmayan, yani olağan dışı biçimde kullanmış ise değişiklik ve bozulmalardan sorumlu hale gelir.
Soru 38: Kapıdan satışlarda sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmemesi durumunda tüketicinin haklar ı nelerdir?
Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar.
Satıcı veya sağlayıcı, Kanunda emredilen bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.
Kanunun 9 uncu maddesine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.
Soru 39: Mesafeli sözleşme nedir?
Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. Mesafeli satış sözleşmeleri çeşitleri aşağıdadır:
.    Yazılı iletişim araçları ile yapılan sözleşmeler,
Katalogdan, gazete ile dergi ilanlarından ve diğer yazılı iletişim araçlarından seçme yoluyla yapılan satışlar mesafeli satış olarak kabul edilmektedir. Tüketici bu yöntemle ya bir formu belirtilen adrese göndermekte ya da belirtilen bir telefon numarasını arayarak siparişini vermektedir. Mal veya hizmet ise, daha sonra gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
.    Telefonla yapılan sözleşmeler,
Tüketicinin, herhangi bir iletişim aracında gördüğü bir mal veya hizmet ile ilgili olarak sözleşme yapmak üzere, belirtilen telefon numarasını araması veya satıcı veya sağlayıcının tüketiciyi araması sonucunda bir sözleşmenin imzalanmasıdır. Mal veya hizmet ise, daha sonra gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
.    Teleshopping,
Televizyon ve bilgisayarlar aracılığıyla yapılan mesafeli satışlardır. Bu satış yönteminde tüketici, televizyonlarda yayımlanan satış amaçlı programlarda verilen telefon numaralar ı arayarak veya e-posta adreslerine mesaj göndererek sipariş vermektedir. Ödeme ya verilen   hesaba   havale   şeklinde   ya   da   kredi   kartı   numarasının   verilmesi   suretiyle yapılmaktadır.    Sipariş   edilen   mal   veya   hizmet   daha   sonra   gönderilmekte   ya   da sağlanmaktadır.
.    Elektronik ticaret,
Elektronik ortamda yapılan satışlardır aşağıdaki şekillerde yapılır:
E-mail aracılığıyla yapılan sözleşmelerde; taraflar karşılıklı e-mail alışverişleriyle sözleşme kurulmaktadır. Satışa davet ve kabul tamamen e-mail aracılığıyla iletilebileceği gibi, yazılı belge veya faks da kullanılabilir.
Web sitesi aracılığıyla yapılan satışlarda; çoğu kez bir web sitesi operatörü satılık mal ve hizmet önerir. Tüketici ekrana yerleştirilen sipariş formunu tamamlar ve karşı tarafa iletir. Satıcı siparişi kabul ettiği zaman sözleşme kurulmuş olur. Daha sonra mal ve hizmetler, gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
Online kitlesel pazara yönelik sözleşmeler; Elektronik sözleşmeler, online davranışlarla da kurulabilmektedir. Örneğin bir yayımcı, yazılım veya başka dijital içerikleri, standart sözleşmeler halinde elektronik ortamda arz edebilir. Kullanıcının bu içerikleri bilgisayarına indirmesi (download) standart sözleşmenin kabul edildiğini gösterir.
Elektronik Data Interchange (EDI) aracılığıyla; EDI, bilgisayarla bilginin doğrudan değişimidir. Veriler önceden belirlenmiş standartlara göre formatlanmıştır ve alıcı bilgisayar tarafından doğrudan işleme konabilir. EDI, standart satın alma siparişlerinin, kabullerinin, faturaların ve diğer kayıtların iletiminde kullanılır. Bu değişimlerle, geçerli sözleşmeler kurulur.
Elektronik temsilci aracılığıyla; taraflardan birinin ya da her ikisinin elektronik temsilci kullanarak sözleşme yapması mümkündür. Elektronik temsilci, şahısların aracılığı olmadan bir hareket başlatan, elektronik mesajlara ya da uygulamalara cevap veren bir yazılımdır. Bir kişiyle elektronik temsilci arasında veya iki elektronik temsilci arasında sözleşme kurulabilir.
Elektronik ticarette iki tür işlem yapılmaktadır. Birincisi, çeşitli işletmelerin web sitesine girmek suretiyle veya yukarıda açıklanan diğer yöntemlerle, oradaki çeşitli basamakları tuşlara dokunmak suretiyle geçip siparişin tamamlanması ve malın veya hizmetin daha sonra teslim edilmesi veya sağlanmasıdır. İkincisinde ise, tüketicinin satın almış olduğu mal veya hizmetin, yine internet üzerinden teslim edilmesidir. Sözleşme konusu mal sanal bir mal olduğu takdirde, bunun teslimi de, sözleşme yapıldığı anda internet üzerinde yapılmış olacaktır.
.    Diğer iletişim araçlarıyla yapılan ticaret;
Diğer iletişim araçları ile, bilimin gelişen durumuna göre gelecekte ortaya çıkacak yeni iletişim araçlarını ve bugün için var olup ta yasada açıkça belirtilmeyen iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeleri ifade etmektedir. Diğer iletişim araçlarına aşağıda yer alan iletişim araçları örnek olarak verilebilir:
o Açık adresli matbuat, o Adressiz matbuat,
o   Önceden hazırlanmış basılı standart mektuplar,
o   Basılı reklam yazıları ve sipariş formları,
o   Kataloglar,
o   Görüşmenin muhatabı kişiyle telefonla iletişim,
o   Görüşmesi otomat ile kurulan telefonlu iletişim (İşitsel metin),
o   Radyo,
o   Görüntülü telefon,
o   Tuşa bağlantılı görüntülü metinler (mikro bilgisayarlar ve dijital TV ekranları
üzerinden) içeren video textler ya da ekran üzerinden yapılan diğer teleteksli
bağlantılar,
o   Elektronik posta,
o   Uzaktan kopya gönderme (Telefaks),
o   TV veya benzeri araçlarla uzaktan alış-veriş (teleshopping)
Soru 40: Mesafeli sözleşmelerin geçerlilik şartları nelerdir?
Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yer alan bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyit işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.
4077 sayılı Kanun’un 9/A maddesinde mesafeli sözleşmelerin yapılış şekline ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Kanun’un 9/A maddesinin beşinci fıkrasında peşin ödeme yasağına ilişkin hükümler dışında kapıdan satışlara ilişkin hükümlerin mesafeli sözleşmelere de uygulanması kabul edilmiştir. Buna göre, mesafeli sözleşmelerin yazılı olarak yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, uygulama Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde mesafeli sözleşmenin yazılı olarak yapılmasının ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, TSHH mesafeli sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıklarda sözleşmenin yazılı şekilde yapılıp yapılmadığını irdelemeli ve yazılı olmayan sözleşmelerin geçersizliğine karar vermelidir.
Soru 41: Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce tüketiciye verilmesi gereken ön bilgiler nelerdir? Önbilgilerin tüketiciye verilmemesinin sonucu nedir?
Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce aşağıdaki bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur.
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Sözleşme konusu mal ya da hizmetin temel özellikleri,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Sözleşme konusu mal ya da hizmetin tüm vergiler dahil satış fiyatı,
<!--[if !supportLists]--> d) <!--[endif]--> Satıcı veya sağlayıcının fiyat dahil tüm vaatlerinin geçerlilik süresi,
<!--[if !supportLists]--> e)  <!--[endif]--> Tüketicinin ödemelerinin nasıl yapılacağına dair bilgiler,
<!--[if !supportLists]--> f)    <!--[endif]--> Teslimat ve ifanın nasıl yapılacağına ve varsa buna ilişkin masrafların tutarı ve kimin tarafından karşılanacağına dair bilgiler, 
g) Cayma hakkı ve bu hakkın nasıl kullanılacağına dair bilgiler,
h) Tüketiciye bir maliyeti varsa kullanılan iletişim yollarının ücreti, ı) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin, teslim ve ifa tarihlerine ilişkin program,
j) Tüketicinin talep ve şikayetlerini iletebileceği satıcı veya sağlayıcının açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.
Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyit işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.
TSHH bir uyuşmazlık halinde, yukarıda belirtilen önbilgilerin tüketiciye verilmediğini tespit eder ise, yapılan işlemin iptaline, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar vermelidir.
Soru 42: Mesafeli satışlarda malın teslim ve ifa süresi ne kadardır?
Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabilir.
Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.
Soru 43: Mesafeli sözleşmenin düzenlendiği tarihte, tüketiciden ödeme yapması istenebilir mi?
Kapıdan satışlardan farklı olarak mesafeli satışlarda peşin ödeme yasağı olmayıp, tüketicinin sözleşmenin düzenlendiği tarihte sözleşmeye konu mal veya hizmet karşılığında ödeme yapması veya kendisini borç altına sokan bir belge vermesi istenebilir.
Soru 44: Tüketici, mesafeli satışlarda cayma hakkını nasıl kullanır?
Tüketici; mal satışına ilişkin mesafeli sözleşmelerde, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı reddederek sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.
Hizmet sunumuna ilişkin mesafeli sözleşmelerde ise, bu süre sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar.
Sözleşmede, hizmetin ifasının 7 günlük süre dolmadan yapılması kararlaştırılmışsa, tüketici ifanın başlayacağı tarihe kadar cayma hakkını kullanabilir.
Cayma hakkının kullanımından kaynaklanan masraflar satıcı veya sağlayıcıya aittir.
Elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler ve tüketiciye anında teslim edilen mallara ilişkin sözleşmeler cayma hakkı ve kullanımına ilişkin hükümlere tabi değildir.
Malın teslimi sözleşmeye taraf olan tüketici dışında bir kişiye yapılsa dahi tüketici cayma hakkını kullanabilir. Bu durumda satıcı malı ilgili Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca üçüncü kişiden teslim alır.
Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.
Soru 45: Mesafeli sözleşmelerde cayma bildirimi ifadesi yer almalı mıdır?
Kanun’un 9/A-5 maddesinin 9 uncu maddeye göndermesiyle mesafeli sözleşmelerde onaltı punto koyu siyah harflerle tüketicinin (kapıdan satışlarda olduğu gibi) cayma hakkını bildiren ifadenin yer alması zorunludur.
Soru 46: Mesafeli sözleşmede sözleşmenin düzenlendiği tarihi satıcı/sağlayıcı mı yazmalıdır?
Hayır. Kanun’un 9/A-5 maddesinin 9 uncu maddeye göndermesiyle mesafeli sözleşmelerde de kapıdan satışlarda olduğu gibi sözleşme tarihini tüketicinin kendi el yazısı ile yazması gerekir.
Soru 47: Mesafeli satışlarda cayma hakkı hangi hallerde kullanılamaz?
Tüketicinin özel istek ve talepleri uyarınca üretilen veya üzerinde değişiklik ya da ilaveler yapılarak kişiye özel hale getirilen mallarda tüketici cayma hakkını kullanamaz.
Ayrıca tüketici, niteliği itibariyle iade edilemeyecek, hızla bozulma veya son kullanma tarihi geçme ihtimali olan mallar söz konusu olduğunda cayma hakkını kullanamaz.
Soru 48: Mesafeli sözleşmelerde sözleşmede bulunması gereken koşullarda eksiklik olmasının sonuçları nelerdir?
Koşullardan biri eksik olduğu takdirde satıcı veya sağlayıcı en geç otuz gün içerisinde eksikliği giderir. Bu durumda 7 günlük süre, söz konusu eksikliğin giderildiğine dair bilginin yazılı olarak tüketiciye ulaştırıldığı tarihten itibaren başlar.
Tüketicinin ödediği bedel kısmen veya tamamen satıcı veya sağlayıcı tarafından ya da satıcı veya sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak karşılanıyorsa, cayma hakkının kullanılması halinde, kredi sözleşmesi de hiçbir tazminat veya cezai şart tutarını ödeme yükümlülüğü söz konusu olmaksızın kendiliğinden sona erer. Ancak bunun için, cayma bildiriminin kredi verene de yazılı olarak iletilmesi gerekir.
Soru 49: Tüketici kredisi nedir? Tüketici kredisi sözleşmelerinin şekil şartı ile bu sözleşmelerde bulunması gereken unsurlar hakkında bilgi veriniz.
Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.
Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. TSHH, görmekte olduğu uyuşmazlıkta tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılmadığını tespit ederse sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin bu işlemle kredi verene borçlu olmadığının tespitine karar vermelidir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.
Tüketici kredisi sözleşmelerinde;
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Tüketici kredisi tutarı,
<!--[if !supportLists]--> b) <!--[endif]--> Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Faizin hesaplandığı yıllık oran,
<!--[if !supportLists]--> d) <!--[endif]--> Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,
<!--[if !supportLists]--> e)  <!--[endif]--> İstenecek teminatlar,
<!--[if !supportLists]--> f)  <!--[endif]--> Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
<!--[if !supportLists]--> g) <!--[endif]--> Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,
h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,
ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar yer almalıdır.
Soru 50: Tüketici kredisi sözleşmelerinde “Muacceliyet Şartları” hakkında bilgi veriniz.
Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak;
-Kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda,
-Tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.
Ancak, kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.
Soru 51: Tüketici kredisi sözleşmelerinde kefil istenebilir mi?
Tüketici kredilerinde şahsi teminat yani kefil istenebilir. Bu durumda; kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez. Tüketici kredilerindeki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen “adi kefalet” hükümlerine tabidir.
Tüketici kredisinde kefil söz konusu ise, kredi verenin, öncelikle asıl borçluya gitmesi ve borcun tahsili için tüm yollara başvurması gerekmektedir. Fakat buna rağmen, asıl borçludan borcun tahsili mümkün değilse kefile başvurulabilir.
Soru 52: Tüketici kredisi sözleşmelerinde taksitlerin önceden ödenmesinde kredi verenin sorumluluğu nelerdir?
Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür.
Erken ödemelerde yapılacak faiz ve komisyon indirimleri, 01.08.2003 tarih ve 25186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Tüketici Kredisinde Erken Ödenme İndirimi ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda yapılmalıdır.
Soru 53: Bağlı kredi nedir, bağlı kredilerde kredi veren hangi durumlarda sorumludur?
Kredi verenin, belirli marka bir mal veya hizmetin satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile verdiği kredi, bağlı kredidir. Bu durumda; satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde, kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.
Soru 54: Tüketici kredisi sözleşmelerinde, tüketiciden kıymetli evrak istenir mi?
Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.
Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Soru 55: Kredi kartı sözleşmelerine ilişkin usul ve esaslar nelerdir?
Banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımına, takas ve mahsup işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek, kartlı ödeme sisteminin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla, banka kartları ve kredi kartlarına özel 5464 sayılı Kanun, 01.03.2006 tarih ve 26095 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kredi kartlarına ilişkin 10/A maddesi, uygulanacak gecikme faizi hükmü dışında geçerli olmakla birlikte, 5464 sayılı Kanun ile, kredi kartı uygulamalarına daha kapsamlı düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre;
-Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir.
-Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.
-Sözleşmede belirtilen asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
-Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz.
-Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz.
-Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.
-Kart hamilinin borcu kefile bildirilmedikçe, kefil için temerrüt durumunun oluşmayacağı sözleşmede gösterilir.
-Sözleşme hükümlerinde kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki değişikliklere ve kartın kullanım limitinin yükseltilmesine ilişkin olarak kefilin ilave şartlara dair sorumluluğunun başlaması için kefilin yazılı onayının alınması şarttır.
-Kredi kartı kullanımlarındaki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabidir. Asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.
-Kredi kartı sözleşmelerinde yer alması gereken asgari hususlar Kurulca (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) ayrıca belirlenir.
Soru 56: Kredi kartı sözleşmelerinde faiz hesaplaması ve sözleşme değişiklikleri nasıl olmalıdır?
Faiz hesaplaması aşağıda belirtilen şartlara göre yapılır:
-Kredi kartı uygulamalarında işletilecek tüm faizler (akdi faiz, gecikme faizi), hesap özetinde belirtilen hesap kesim tarihinden itibaren işletilir.
-Nakit kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas alınabilir.
-Tüm faizler kalan hesap bakiyesine işletilir.
-Asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda kalan hesap bakiyesine akdi faiz uygulanır.
-Asgari tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise kalan hesap bakiyesine gecikme faizi uygulanır.
-Temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmaz.
-Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.
-Hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz.
-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi kredi kartları için uygulanmaz.
Sözleşme değişikliklerinde uyulması gereken hususlar şunlardır:
-Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
-Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur.
-Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.
-Kart hamili, talep etmek suretiyle kartı iptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.
Soru 57: Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde komisyon alınır mı?
Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez.
Soru 58: Süreli yayın kuruluşları promosyon olarak hangi ürünleri verebilirler?
Süreli yayın kuruluşlarınca her ne amaç ve şekilde olursa olsun, bilet, kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla süreli yayın dışında ikinci bir ürün ve/veya hizmetin verilmesinin taahhüt edildiği durumlarda; kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz.
Soru 59: Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlarla kampanya düzenlemesi halinde, kampanya süresi ne kadardır?
Kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler gibi kültürel amaçlarla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez. Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması istenemez.
Soru 60: Süreli yayın kuruluşlarının kampanyaya ilişkin yükümlülükleri nelerdir? Süreli yayın kuruluşu kampanya süresince süreli yayının satış fiyatını artırılabilir mi?
Kampanyaya ait reklam ve ilânlarında, kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde teslim ve ifa tarihlerine ilişkin programını ilân etmek ve kampanya konusu mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır.
Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle artırılamaz.
Soru 61: Süreli yayın kuruluşunun düzenlediği kampanyanın kapsamı ve içeriği hakkında bilgi veriniz?
Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez.
Bu Kanunun uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.
Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu hükümlere tabidir.
Soru 62: TKHK’da abonelik sözleşmelerine son verilmesi ve yükümlülükler nasıl düzenlenmiştir?
Her türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son verebilirler.
Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür.
Süreli yayın aboneliğine son verme isteği yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren
a.    Günlük yayınlarda on beş gün sonra yürürlüğe girer.
b.    Haftalık yayınlarda bir ay sonra yürürlüğe girer.
c.    Aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer.
d.   Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben
yürürlüğe konulur.
Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın on beş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.
Soru 63: Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda hangi fiyat geçerli olacaktır.
Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden satış yapılır.
Örneğin, raf etiketinde 110 YTL olduğu ifade edilen bir malın, kasadaki barkod cihazında okunan fiyatının 130 YTL olması halinde, tüketicinin ödemesi gereken ücret 110 YTL olacaktır. Tüketiciden 130 YTL talep edilmesi mevzuata aykırıdır.
Tüketicinin fiyat farkını daha sonra tespit etmesi halinde, konuyu satıcıya bildirmesi ve ödediği fazla ücretin iade edilmesini talep etme hakkı vardır.
Ancak, satıcının bu teklifi kabul etmemesi sonucunda oluşacak ihtilafın Tüketici Sorunları Hakem Heyetince değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda tüketicinin mağduriyetinin belirlenmesi halinde, ödenen fazla ücretin tüketiciye iade edilmesi yönünde karar verilmelidir.
Soru 64: Kamunun fiyatını belirlediği mal ve hizmetler daha yüksek bir fiyatla satılabilir mi?
Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır.
Örneğin, aşağıda belirtilen mal veya hizmetlerin fiyatları, kamu kurum ve kuruluşları tarafından belirlenmektedir.
14.05.1928 tarih ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununda, ispençiyari ve tıbbi müstahzarların uygunluğu konusunda Sağlık Bakanlığına yetki verilmiştir. Ayrıca, 04.12.1984 tarih ve 84/8845 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı vasıtasıyla, ilaç imalatçılarının kâr oranları belirlenebilmektedir. Turizm Teşvik Kanununu gereğince, turizm işletmelerinin fiyat tarifelerinin ilgili Bakanlıkça onaylanması gerekmektedir.
20.02.2001 tarih ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 13 üncü maddesi gereğince, hazırlanan elektrik satış tarifelerinin EPDK tarafından onaylanması gerekmektedir.
Özel hastanelerde uygulanan gündelik yatak ücretlerine ait alt ve üst sınırlarının, 27.03.2002 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği gereğince, Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl ilanı gerekmektedir.
04.12.2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu rafineciler ve akaryakıt dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatların, en yakın erişilebilen dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlancağı ve tavan fiyatlar olarak EPDK’ya bildirilmesini öngörmüştür. Ancak, rekabetin bozulması halinde Kurum iki ayı aşmamak üzere taban veya tavan fiyatın tespiti hususunda yetkilendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen örneklere konu olan mal ve hizmetlerin, ilgili Kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenen ücretin üzerinde piyasaya sunulması yasaktır.
Soru 65: Etiket, tarife ve fiyat listelerine ilişkin mevzuatın uygulanmasında kimler yetkilidir?
Bakanlık ve belediyeler, 4077 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.
Soru 66: Garanti Belgesi TKHK’da nasıl tanımlanmıştır? Kimler Garanti Belgesi düzenlemek ve tüketiciye vermek zorundadır?
Garanti Belgesi, imalatçı - üretici veya ithalatçıların, sattıkları, ürettikleri ve/veya ithal ettikleri mallar için düzenlenen ve malın garanti süresi içerisinde meydana gelebilecek arızalarının en az iki yıl süreyle veya özelliği nedeniyle belirlendiği ölçü birimi içerisinde, ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesinin, tamirinin, bedel iadesinin veya bedel indiriminin taahhüt edildiğini ve satıcı ile tüketicinin yükümlülüklerini gösteren belgeyi ifade eder.
Garanti Belgesi, malın kaliteli olduğunu gösteren bir belge değildir. Bu belge, yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere, tüketiciye ilgili Kanun ve diğer mevzuattan kaynaklanan haklarını belirten ve onu bu konuda bilgilendiren bir belgedir.
İmalatçı-üretici veya ithalatçı firmalar, imal veya ithal ettikleri, ilgili yönetmeliğin ekinde yer alan listedeki mallar için; Bakanlığa başvurarak garanti belgelerini onaylatmak zorundadırlar.
Örneğin, imal veya ithal edilerek piyasaya arz edilecek bir saç kurutma makinasına ait garanti belgesinin, bu malın imalatçısı veya ithalatçısı tarafından Bakanlığımıza başvuruda bulunularak onaylatılması gerekmektedir. Kanun koyucu, belgelendirme faaliyeti ile ilgili sorumluluğu imalatçı ve/veya ithalatçıya yüklemiştir.
Bakanlığımızdan belge onay tarih ve sayısı verilerek onaylanan garanti belgesi, her malla birlikte satış noktalarına sunulmak üzere imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından çoğaltılır.
Hazırlanan garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayii, acente ya da temsilcilikler yükümlü ve sorumludurlar.
Bir büyük marketten satın alınan saç kurutma makinasına ait garanti belgesi satıcı tarafından tekemmül ettirilmelidir. Tekemmül ettirilme işlemi ile ürüne, satıcıya, faturaya ve seri numarasına ilişkin bilgilerin yazıldığı garanti belgesinin, satıcı tarafından kaşelenerek imzalanmasını ve tüketiciye teslim edilmesini anlamak gerekmektedir.
Soru 67: Yetkili serviste yapılan bakım işlemleri sırasında değişen her parça için ayrı garanti belgesi düzenlenmeli midir?
Servis istasyonlarında yapılan onarım ve parça değişimi işlemleri sonucunda verilen fatura, ilgili Yönetmeliğin öngördüğü garanti şartlarını içermesi kaydıyla, garanti belgesi yerine geçer.
Örneğin, bir otomobilin garanti kapsamı dışında servis istasyonlarında yapılan tamir ve bakım işlemleri sırasında, aracın far takımı, egzoz ve susturucu borusu, rot, rotil ile marş motorunun değiştirilmesi gerektiğinde, her ürün için ayrı ayrı garanti belgesi düzenlenmesi yerine, garanti ile ilgili hükümleri içeren faturanın verilmesi yeterlidir.
Soru 68: TKHK’da garanti ve tamir süresi nasıl düzenlenmiştir?
Garanti süresi; malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren başlar ve en az iki yıl ve/veya ilgili Yönetmeliğin ekli listesinde yer alan ölçü birimi ile tespit edilen değer kadardır.
Garanti süresinin başka bir ölçü birimi ile belirlenmiş olması halinde, malın üzerinde bu ölçü biriminin tespitine yönelik bir düzeneğin bulunması veya yapısının bu değerin tespitine uygun olması gerekir. Aksi halde garanti süresinin 2 yıl olduğu kabul edilir.
Malın arızalanması durumunda, tamirde geçen süre garanti süresine eklenir.
Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı- üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlar.
Malın arızasının 15 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı–üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı bir otomobilin garanti süresi, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin eki “Garanti Belgesi İle Satılmak Zorunda Olan Mallar ve Bunlara Ait Garanti Süreleri” listesine göre, 2 yıl veya 60.000 km’dir.
Bunlardan hangisi önce dolarsa, garanti süresinin de sona erdiği kabul edilecektir. Yani, otomobil 2 yıl içinde sadece 40.000 km kullanılsa da, 2 yıllık süre dolduğundan, garanti süresinin bittiği kabul edilecektir.
Örneğimizdeki otomobilin arızalanması durumunda bu arızanın 30 iş günü içinde giderilmesi gerekmektedir. Bu süre, herhangi bir şekil şartına bağlı kalmaksızın tüketicinin arızayı bildirimi ile başlar. Tamirin 10 gün içinde yapıldığını düşünürsek, bu 10 günün garanti süresine ilave edilmesi gerekmektedir. Yani, garanti süresi 10 gün daha uzamış olacaktır.
Ancak otomobilin 15 iş gününde tamir edilememesi durumunda, imalatçı ve/veya ithalatçı firmanın tüketiciye benzer özelliklere sahip bir otomobil tahsis etmesi gerekmektedir. Bu işlem sırasında tahsis edilen otomobilin hiç kullanılmamış veya aynı marka olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, tahsis edilen otomobilin, arızalı otomobille benzer özellikleri içermesi gerekir.
Soru 69: Tüketiciye verilen garanti belgesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izin tarihi ve sayısının olmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybı olur mu?
Tüketicinin, garanti belgesi mevzuatından kaynaklanan hakları, söz konusu belgenin verilip verilmediğinden veya verilen belgenin geçerli olup olmadığından bağımsızdır. 4077 sayılı Kanunla tüketiciye verilen haklar her zaman geçerli olacaktır.
Ancak, ilgili mevzuatına aykırı garanti belgesinin piyasaya sunulması idari yaptırıma konu olacaktır. Bu nedenle, hakem heyetlerine intikal eden bu ve benzeri konuların, Bakanlığımıza veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne intikal ettirilmesi gerekir.
Soru 70: Garanti belgesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda tüketicinin garanti belgesi ibraz etmesi yeterli midir. Yoksa, faturanın da bulunması gerekir mi?
4077 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde yer alan "İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallan için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir..." hüküm gereği Garanti Belgelerinde mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yazılması satıcı, bayi veya acenteye verilmiş bir zorunluluktur.
Kaldı ki, Vergi Usul Kanununun Defter ve Vesikaları Muhafaza ile ilgili 253 üncü maddesinde; “Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.” denilerek, fatura, fiş veya serbest meslek makbuzunu saklama mecburiyetinin serbest meslek erbabına yüklendiği anlaşılmaktadır.
Tüketicilerin garanti belgesine dayalı uyuşmazlıklarda mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yer aldığı Garanti Belgesini ibraz etmeleri yeterlidir.
Ancak, garanti belgesinin ibraz edilememesi halinde sözleşme ilişkisinin fatura veya fiş ile kanıtlanabileceği, bunun da bulunmamamsı halinde Genel Hükümler çerçevesinde kanıtlanması mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği alınması zorunlu fiş, fatura vb. belgelerin ibraz edilmesinin, tüketicilerin ispat kabiliyetlerini arttırdığı dikkate alındığında;
<!--[if !supportLists]--> 1)      <!--[endif]--> Faturasız veya fişsiz bir ürünün satın alınmaması,
<!--[if !supportLists]--> 2)       <!--[endif]--> Ürüne ait belgelerin birer örneğinin saklanması gerekir.
 
 Soru 71: Garanti süresi içerisinde arızalanan bir malın tamir edilmesi için ücret istenebilir mi?<!--[if !supportNestedAnchors]--><!--[endif]-->
Satıcı, malın garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.
Tüketiciler, yukarıda belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir.
Örneğin tüketici, satın aldığı LCD monitörün bir bölümünün karardığını ifade ederek söz konusu arızanın giderilmesini talep etmiştir. Bu durumda servis istasyonu, ürünü incelemeli ve garanti kapsamındaki arızalarda derhal tüketicinin talebini ücretsiz olarak yerine getirmelidir.
Ancak servis yetkilisi monitörü incelediğinde, üründeki arızanın tüketicinin kullanma kılavuzunda belirtilen hususlara aykırı kullanımından kaynaklandığını tespit ederse, tamiri gerçekleştirmeden durumu hazırlayacağı bir raporla tüketiciye bildirmelidir.
Tüketici, monitördeki arızanın kendi kullanımından kaynaklanmadığını düşünüyorsa, söz konusu raporla ilgili olarak Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmalı, bilirkişi vasıtasıyla durumun tespitini talep etmelidir.
Soru 72: Tüketiciler malın garanti süresi içinde arızalanması halinde hangi durumlarda Kanunun 4 üncü maddesindeki seçimlik haklarını kullanabilir?
Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;
<!--[if !supportLists]--> a)   <!--[endif]--> Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisindeaynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,
<!--[if !supportLists]--> b)   <!--[endif]--> Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,
<!--[if !supportLists]--> c)   <!--[endif]--> Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi,
durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.
Yukarıda (c) bendinde belirtilen raporun, tüketicinin başvuru tarihinden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici, raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde, ilgili tüketici sorunları hakem heyetine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.
Satıcı, tüketicinin yukarıda belirtilen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı- üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludurlar.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı monitörün;
o İlk ay içinde açma/kapama tuşundan,
o İkinci ay içinde yine açma/kapama tuşundan,
o Beşinci ay içinde USB portundaki arıza sebebiyle veri transferi
yapılamamasından,
o Teslim tarihinden itibaren sekizinci ay içinde yine açma/kapama tuşundan
arızalanması ve her arızada monitörün serviste iki veya üç gün tutulduğu
varsayıldığında, aynı arızanın bir yıl içinde ikiden fazla oluşması söz konusu olacak ve
tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesini veya ayıp oranında bedel
indirimini talep edebilecektir.
Ancak, buradaki en önemli unsur, maldan yararlanamama halinin süreklilik arz edip etmediğinin tespit edilmesi konusudur. Yukarıdaki örnekte değişikliğe sebep olan arızanın ilk bakışta küçük bir düğmeden kaynaklandığını düşünmek mümkündür. Ancak, bu düğmenin neden olduğu her arızada, malın servise gittiği ve tamiri için iki veya üç gün serviste kaldığı düşünüldüğünde, maldan beklenilen faydanın temin edilememesine ve Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen “sık sık arızalanma nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi” halinin ortaya çıkmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Soru 73: Değiştirilen ürünün garanti süresi ne kadardır? Kullanım hatasından kaynaklanan arızalarda tüketiciler garanti hükümlerinden faydalanabilir mi?
Garanti uygulaması sırasında değiştirilen malın garanti süresi, satın alınan malın kalan garanti süresi ile sınırlıdır.
Tüketicinin malı kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar hakkında ilgili Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü madde hükümleri uygulanmaz.
Örneğin, yukarıda verilen örnekte tüketicinin satın aldığı monitörün iki yıl garantili olduğu ve sekizinci ay içinde değiştirildiğini düşünelim.
Bu durumda, tüketiciye verilen yeni ürünün garanti süresi; 24-8= 16 ay ile sınırlı olacaktır.
Diğer taraftan, 4077 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi imal ve/veya ithal edilen ürünlerin Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu ile piyasaya sunulmasını zorunlu kılmıştır. Ancak Kanun koyucu, tüketicilere de önemli bir yükümlülük vermiştir. Tüketiciler, satın aldıkları ürünlere ait kullanma kılavuzlarını okumak ve ürünlerini bu kılavuzlarda belirtilen hususlar çerçevesinde kullanmak zorundadırlar.
Aksi halde oluşacak arızaların garanti belgesi uygulaması kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.
 
Soru 74: Bir malda kullanım hatasının olup olmadığının tespiti aşamasında, tüketicinin ürünün arızasına yönelik beyanları ile servisin arıza tespit raporlarının birbirinden farklı olması halinde, tüketici nereye başvurmalıdır?
Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in Ücretsiz Tamir Yükümlülüğü başlıklı 13 üncü maddesinde "Satıcı, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.
Tüketiciler, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm gereği tüketiciler, servisin düzenlediği raporlara karşı Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvurabilir. Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bilirkişilerin düzenleyeceği rapor doğrultusunda bir karar vermelidir.
Soru 75: Türkçe Tanıtma ve Kullanma Kılavuzlarının basılı evrak halinde verilmesi zorunlumudur?
Tanıtma ve kullanma kılavuzu, mal ile birlikte ayrıca verilir. Ancak, malın özelliğine ve tüketiciye sunuluş şekline göre ambalajının üzerine yazılabilir veya eklenebilir. Ayrıca, tüketicinin tercihine göre, CD veya disket gibi elektronik ortamda da hazırlanabilir.
Örneğinbilişim sektörüne konu olan, bilgisayar, modem, PCI kart vb. mallara ait Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzlarının, CD vb. manyetik ortamlar vasıtasıyla tüketicilere ulaştırılmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Soru 76: Kullanma kılavuzlarındaki yer alan bilgiler neden önemlidir?
Tüketici, kullanım hatası yapmamak için bu kılavuzda yer alan bilgileri okumak, anlamak ve uygulamak zorundadır. Aksi halde, Kanundan kaynaklanan haklarının bir kısmını kullanamayacaktır.
Örneğin, kılavuzlarda bulunan en önemli unsurlardan biri de periyodik bakım işlemleridir. Tüketici, periyodik bakımları yapmak veya yaptırmak zorundadır. Üründe oluşan herhangi bir arızanın, bu periyodik bakımın yapılmamış olmasından dolayı meydana gelmesi halinde, ürünün tamamının veya bir kısmının garanti kapsamından çıkması söz konusu olabilecektir.
Soru 77: Servis fişleri hangi bilgileri içermelidir ? Önemi nedir?
Servis istasyonları, kendilerine intikal eden arızalı mallarla ilgili olarak, servisin unvanı, adres, telefon, faks ve diğer erişim bilgilerini, malın servis istasyonuna, teslim veya arızanın bildirim tarihini, tamir – bakım ücretini, tüketiciye teslim tarihini, malın arızası ve yapılan işlemleri (açık olarak yazılacaktır), servis istasyonunun Yönetmelikte yer alan sorumluluklarını içeren servis fişini düzenlemeli, kaşeleyerek imzaladıkları fişin bir örneğini tüketiciye vermelidir.
Servis fişlerindeki bu bilgiler, tüketicinin seçimlik haklarını kullanabilmesi bakımından çok önemlidir.
Örneğin, bir malda meydana gelen arızanın niteliği, kaç kez tekrarlandığı veya azami tamir süresinin aşılıp aşılmadığının tespiti bu fişler vasıtasıyla anlaşılabilmekte ve dolayısıyla tüketicinin seçimlik haklarını kullanmasına esas teşkil etmektedir.
Soru 78: Mevzuatı gereğince, bir adet servis istasyonu ile hizmet verilmesi yeterli sayılan bir ürünün arızalanması halinde, bu ürünün servise ulaştırılmasına ilişkin ücret kimin tarafından ödenecektir ?
İmalatçı – üretici veya ithalatçı firmalar, Yönetmeliğin eki listede belirtilen sayıda servis organizasyonunu kurmalarına rağmen servis istasyonları sayısını her coğrafi bölgede en az 1 adet, toplam 7 adet seviyesine çıkarıncaya kadar, tüketiciden, nakliye, posta, kargo veya servis elemanlarının ulaşım gideri gibi herhangi bir ilave ücret talep edemezler.
Örneğin, tüketiciler tarafından kullanılabilen tansiyon ölçüm aletleri ile işitme cihazları ve benzerleri için ayrı coğrafi bölgede toplam 3 adet servis istasyonu ile satış sonrası hizmet verilmesi yeterlidir. Ancak, tüketicinin satın aldığı ürünün garanti kapsamı içinde veya dışında arızalanması halinde, firma servis sayısını her coğrafi bölgemizde en az 7 adet seviyesine çıkarmamışsa, tüketiciden yukarıda belirtilen kargo, yol vb. ad altında herhangi bir ücret talep edemeyeceklerdir.
Soru 79: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’nin (TSHH) görev alanı nedir?
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 25. maddesinde cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, TSHH’nin görev alanına girmektedir. Tüketiciler ile satıcılar veya sağlayıcılar arasında çıkacak tüketici hukuku kaynaklı her türlü uyuşmazlığa TSHH tarafından bakılır.
Uyuşmazlık konusunun değeri ne olursa olsun TSHH tarafından görüşülerek karara bağlanır. Değeri her yıl Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen sınır altında kalan uyuşmazlıklarda TSHH’ne başvuru zorunludur ve bu uyuşmazlıklarda heyetin olduğu kararlar taraflar için bağlayıcıdır. Bu sınırın üzerinde olan uyuşmazlıklar konusunda alınan kararlar ise delil niteliğinde olup, tüketici mahkemelerinde ileri sürülebilir.
Büyükşehir statüsündeki illerde kurulan il hakem heyetleri, mal ve hizmet bedeli Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde tespit ve ilan edilecek tutarın (2010 yılında 2.450,67 TL) üzerindeki uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkilidir. Bu bedelin altındaki uyuşmazlıklara büyükşehirdeki ilçe hakem heyetlerince bakılır.
Soru 80: TSHH ne tür uyuşmazlıklara bakarlar?
TSHH, mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı/sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakar. Başka bir deyişle, TSHH’nin bakacağı uyuşmazlıklarda bir tarafın tüketici diğer tarafın da satıcı/sağlayıcı olması gerekmektedir. Tüketiciden tüketiciye veya satıcı/sağlayıcıdan satıcı/sağlayıcıya olan uyuşmazlılara TSHH tarafından değerlendirmeye alınmaz.
Örneğin, bir araba pazarında bir tüketicinin bir başka tüketiciye araba satması sunucunda ortaya çıkan uyuşmazlığa TSHH bakamaz. Ancak eğer arabayı satan taraf bir galeri sahibi veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında satıcı durumunda ise bu takdirde TSHH uyuşmazlığa bakabilir.
Soru 81: TSHH’nin görev alanına girmeyen hususlar nelerdir?
Aşağıda yer alan hususlar TSHH’nin görev alanına girmemektedir.
<!--[if !supportLists]--> 1.      <!--[endif]--> Cezai yaptırımlar (TKHK, madde 25),
<!--[if !supportLists]--> 2.      <!--[endif]--> İdari yargı alanına giren uyuşmazlıklar (TKHK, madde 26 / II),
<!--[if !supportLists]--> 3.      <!--[endif]--> İhtiyati tedbirler (TKHK, madde 23 / V, 24 / II, Hukuk Usulü Muhakemeleri Hakkında Kanun (HUMK), madde 101),
<!--[if !supportLists]--> 4.      <!--[endif]--> İhtiyati haciz (İcra ve İflas Kanunu, madde 257 vd.),
<!--[if !supportLists]--> 5.      <!--[endif]--> Delil tespiti (HUMK, madde 368 vd.),
<!--[if !supportLists]--> 6.      <!--[endif]--> Aldatıcı reklam ve ilanlar (TKHK, madde 16)
<!--[if !supportLists]--> 7.      <!--[endif]--> Bir seri ayıplı malın toplatılmasına ilişkin karar (TKHK, madde 24/II),
TSHH, tüketicinin korunması mevzuatı uyarınca idari para cezası veremez. İdari para cezaları sadece Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve mülki amirler tarafından verilmektedir. 1 ve 2. maddelerde yer alan hususlarda tüketici mahkemelerinin de karar verme yetkileri yoktur. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti konusunda mahkemeler yetkilidir (Yargıtay Ticaret Dairesi 08.11.1960 – 1745/2938).
Tüketici mevzuatından kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkla ilgili ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti talepleri, parasal değerine bakılmaksızın, tüketici mahkemelerince bakılır ve bu mahkemelerce karara bağlanır.
Soru 82: Tüketici ile satıcı arasında çıkan uyuşmazlıkla ilgili TKHK’da düzenleme bulunmaz ise TSHH’leri hangi hükümlere göre karar vermelidir?
TKHK’da, tüketici ile satıcı arasında çıkan uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaz ise bu durumda genel hükümlere göre uyuşmazlık çözüme kavuşturulur. Burada genel hükümlerden kasıt, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve Türk Ticaret Kanunu’dur.
Örneğin, ayıplı mal satımı ile TKHK’da hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu’nun 194-207. maddeleri hükümleri; taksitli satışlara ilişkin hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu’nun 222-224.maddeleri hükümleri, kapıdan satışlara ilişkin hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanunu’nun 219-221. maddelerindeki hükümler uygulanacaktır. Tüketici sözleşmelerinde eylem ehliyeti ile ilgili sorunlara Medeni Kanunu’nun 9-16. maddeleri hükümleri, sözleşmenin geçerlilik koşulları ile ilgili Borçlar Kanunu’nun 19-20. maddeleri hükümleri, iradeyi sakatlayan yanılma, aldatma, korkutma durumlarında Borçlar Kanunu’nun 23-31. maddeleri hükümleri, satılan mal veya hizmet ile ödenen bedel arasında aşırı oransızlık bulunması durumunda Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi hükümleri, tarafların borçlarını yerine getirmemesi durumunda, bundan çıkan sonuçlara Borçlar Kanunu’nun 96-108. maddeleri hükümleri uygulanacaktır. Mal satımının her çeşidi yönünden genel hüküm niteliğinde bulunan Borçlar Kanunu’nun 182-193 ile 208-212. maddelerindeki hükümler uygulanır.
Soru 83: TSHH’ne kimler başvurabilir?
TSHH’ne tüketiciler, satıcılar ve sağlayıcılar başvurabilmektedirler. Tüketicinin korunması mevzuatı gereğince tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişilerdir.
Bir malı olduğu gibi ya da işleyerek bir başkasına satmak veya çıkar karşılığı devretmek üzere satın alan, yani kendisi de satıcı konumuna girecek olan kişiler tüketici sayılmazlar. Örneğin, başkasına satma amacıyla ağaç fidesi alan bir kişi tüketici değil satıcı sıfatıyla hareket ettiğinden, tüketici olarak değerlendirilemez.
Bir işletme ya da ticarethane sahibinin, bir mal veya hizmeti, mesleğinde, işletmesinde, ticarethanesinde kullanmamak koşuluyla, yalnızca kendi özel kullanımı için satın alması durumunda tüketici sayılabilecektir. Ancak, fatura ticari şirket adına alınmışsa tüketici sayılmayacaktır. Örneğin, bir işletme sahibinin kendi kullanımı için bilgisayar alması durumunda, işletme sahibi tüketici konumundadır. Ancak, fatura işletme adına kesilmiş ise bu durumda, faturada alıcı taraf işletme olarak yer alacağı için tüketici sayılmayacaktır.
Bir işletme ya da ticarethane sahibi ya da meslek icra eden kişinin bir mal veya hizmeti hem işletmesi hem de aynı zamanda kişisel kullanımı için alması halinde, bu kişiler tüketici sayılmayacaklardır. Böyle bir durumda tüketiciden bahsedilemeyeceğinden, TSHH bu tür uyuşmazlıklara bakmayacaktır. Örneğin, bir işletmeyi işleten kişinin hem işyerinin hem de kendisinin hizmetinde kullanmak üzere bir otomobil satın alması durumunda, işletmeyi işleten kişi tüketici olmayacaktır.
TSHH’ne, kar amacı gütmeyen, yardım amaçlı dernekler, vakıflar v.b. tüzel kişiler başvurabilir. Örneğin, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Mehmetçik Vakfı gibi tüzel kişiliğe haiz kuruluşlar yardım amacı ile almış oldukları ayakkabı, elbise, oyuncak gibi malların ayıplı çıkması durumunda TSHH’ne tüketici sıfatıyla başvurabileceklerdir.
Tüketici ile satıcı/sağlayıcı arasında çıkan uyuşmazlıkların Bakanlıkça belirlenen parasal sınırın altında kalması durumunda satıcılar ve sağlayıcılar da TSHH’ne başvurmak zorundadır. Satıcı/sağlayıcı, sattığı malın veya sağladığı hizmetin bedelini tahsili ve icra takibatına itirazın iptali için öncelikle TSHH’ne başvurmalıdır (13.HD., E.2004, K.13486; 13.HD., 08.02.2005, E.13486, K.1775).
Soru 84: Uyuşmazlık konusu miktarının tespit edilmesinde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
Uyuşmazlık konusu miktarın tespit edilmesinde sadece alacak aslının dikkate alınması gerekir. Faiz, icra tazminatı ve giderler parasal sınırın tespitinde dikkate alınmaz. (HUMK 1/II; 13.HD., 06.12.1999, E.9208, K.9198; 13.HD., 14.06.1999, E.4424, K.4817).
Örneğin, uyuşmazlık konusu 700 YTL değerinde 2006 yılında alınan bir televizyondur. Ancak tüketici, televizyonu taşıma ücreti olarak 50 YTL verdiğini dilekçesinde belirterek, satıcıdan 750 YTL ve bu miktarın yasal faizini talep etmektedir. Uyuşmazlık konusu miktarın tespit edilmesinde dikkate alınması gereken alacak aslı olması nedeniyle, uyuşmazlık konusu için miktar 700 YTL olarak tespit edilir. Uyuşmazlık konusu 2006 yılı için belirlenen parasal sınırın (724.99 YTL) altında olduğu için TSHH’ne başvuru zorunludur.
Soru 85: Uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde hangi tarih ve düzenlemeler dikkate alınmalıdır?
TSHH, bir uyuşmazlığı değerlendirirken, mal veya hizmetin alımının hangi tarihte alındığına ve teslim veya ifa edildiğine bakmalıdır. Buna göre uyuşmazlık konusu miktarda göz önünde bulundurularak Bakanlıkça belirlenen parasal sınır miktarını ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmelidir. TSHH’ne başvuru açısından zorunlu olan parasal sınır değerlendirilirken mal veya hizmetin satın alındığı tarihteki parasal sınıra ilişkin değerler değil, uyuşmazlığın çıktığı tarihteki parasal sınır dikkate alınmalıdır.
Ancak, tüketici kredisi, kredi kartları, devre tatil sözleşmeleri gibi süreklilik arz eden sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıklara 15.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Örneğin, tüketici bir bilgisayar almak için bağlı kredi alarak, 17.11.1998 tarihinde bankayla bireysel kredi sözleşmesi imzalamıştır. Tüketici, sözleşmenin 7. maddesinde “kredinin veriliş tarihinden sonra kendisi ile mal ve hizmet sunan kişi ve kuruluşlar arasında çıkacak uyuşmazlıklardan veya malın ayıplı olması... vb. hallerde bankanın hiçbir sorumluluğu olmayacağı ve bunların da kredi borcunun geri ödenmesi hususuna hiçbir etkisi olmayacağını kabul ve taahhüt eder” denmektedir. Yargıtayca alınan Kararda, bu maddenin 4077 sayılı Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca tüketici aleyhine haksız şart teşkil ettiği, 6/2-3 maddeleri uyarınca tüketici için bağlayıcı olmayacağı, bankanın Kanun'un 4/3. maddesi gereği "sağlayıcı bayi acente" ve 10. maddesinin 5. fıkrasına göre "kredi veren ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından müteselsilen sorumludur" hükmü gereğince kredi veren olarak ayıptan sorumlu olacağı hükmüne varılmıştır. (13.HD., 19.2.2004, E.2003/13819, K.2004/1888)
Soru 86: TSHH’nin yetki alanı nedir?
İl tüketici sorunları hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe tüketici sorunları hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır.
TSHH, yetkileri dışında kalan başvuruları doğrudan ilgili kuruluşlara veya hakem heyetlerine intikal ettirir. TSHH, yetkileri dışında kalan başvuruları görüşür ve karara bağlarsa, kararın bir geçerliliği olmayacaktır.
Örneğin, tüketici paket turu Çankaya İlçesi’nde aldıysa ve Sincan İlçesinde oturuyorsa, almış olduğu paket tur ile ilgili bir uyuşmazlık çıkması durumunda ya Çankaya Hakem Heyetine veya Sincan Hakem Heyetine başvurmalıdır. Tüketici, bu hakem heyetlerinden farklı bir hakem heyetine başvurursa, başvurulan hakem heyeti başvuruyu Çankaya veya Sincan ilçelerinde bulunan hakem heyetlerine intikal ettirir.
Soru 87: TSHH tanık dinleyebilir mi?
Tanıklığa ilişkin düzenlemeler Hukuk Usulü Muhakemeleri Hakkında Kanun’un (HUMK) 245-274 maddeleri arasında düzenlenmektedir. Yargısal sistemde tanıklık mecburidir, yerine getirilmemesi durumunda disiplin cezaları, para cezası uygulanır hatta tanıklığı yerine getirmeyen kişi savcılığa sevk edilir. Tanık uzaktaysa tanığın masrafları karşılanır, yevmiyesi verilir. Gelmeyen tanık polis veya Jandarma marifetiyle getirilir. Tanık dinlenmesini iki tarafın da kabul etmesi gerekir.
Bazı konularda mahkemelerce tanık dinlenmez. Örneğin, HUMK 288 inci maddesi uyarınca bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri on milyon lirayı ( 2005 yılı için 400 YTL) geçtiği takdirde senetle ispatlamak gerekir, Bu durumda 290. madde uyarınca tanık dinlenemez.
TKHK ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin tarafları dinleyebilmesi ve bilirkişi atayabilmesi öngörülmektedir. Tanık dinlemesi ise öngörülmemiştir. TSHH’nin işlevi ve çalışma usul ve yöntemleri ve yargısal sistemdeki tanıklık müessesesinin koşulları dikkate alındığında TSHH’nin tanık dinleyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede TSHH, uyuşmazlık konusunun çözümlenmesinde tanık dinleyemeyecektir.
Soru 88: Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararları tarafları bağlayıcı mıdır?
4077 sayılı Kanuna göre, değeri beşyüz milyon TL nin (Söz konusu parasal sınır her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar ve Resmi Gazetede ilan edilir. Buna göre, 2006 yılı için bu değer 724,99 YTL dir) altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
<!--[if !supportLists]--> 1.      <!--[endif]--> Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar.
<!--[if !supportLists]--> 2.      <!--[endif]--> Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.
<!--[if !supportLists]--> 3.      <!--[endif]--> Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.
<!--[if !supportLists]--> 4.      <!--[endif]--> İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.
<!--[if !supportLists]--> 5.      <!--[endif]--> Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
88a Değeri Beşyüz Milyon (724,99 YTL)Liranın Üzerinde Bulunan Uyuşmazlıklar
Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir.
Örneğin, tüketici 780 YTL’ye aldığı cep telefonunun arızalanması üzerine, talebini öncelikle satıcıya bildirmiş, sonuç alamaması sebebiyle konuyu Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal ettirmiş ve telefonun ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Konunun Hakem Heyetinde incelenmesi sonucunda malın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. Satıcı-sağlayıcının bu karara uymaması halinde hakem heyetince alınan karar, tüketici mehkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecektir. Diğer taraftan, örnekteki telefonun değeri 250 YTL olsaydı, Hakem Heyetince alınan karar bağlayıcı olacak ve satıcı-sağlayıcı tarafından uygulanmayan karar icra marifetiyle yerine getirilecekti.
Örneğin tüketici, 950 YTL’ye satın aldığı malın ayıplı olduğunu belirliyor ve 500 YTL bedel indirimi talep ediyor. Satıcı firmanın bu talebi kabul etmemesi halinde tüketici, parasal sınırlar dikkate alındığında nereye başvurmalıdır?
Hakem Heyetlerinin 2006 senesi için bağlayıcı karar alabilecekleri parasal üst sınır 724,99 liradır. Malın değerinin 950 YTL olmasına karşın uyuşmazlığın değeri 500 YTL dir. Bu nedenle tüketici, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmalıdır.
Soru 89: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tazminat kararı verebilir mi?
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un ayıplı mallarla ilgili hususların düzenlendiği 4’üncü maddesinde, tüketicinin bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip olduğu ifade edilmiştir.
Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi halinde, tüketiciler ile imalatçı üreticiler arasında bir uyuşmazlık olacağı açıktır.
Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin hakem heyetlerinin kuruluş ve görev alanı ile ilgili hususlarını belirleyen 5’inci maddesinde ise tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde hakem heyetleri kurulacağı belirtilmiştir.
Bu cümleden hareketle, Yönetmelikte uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir içerik ve/veya ayırt edici özellik belirtilmediği ve tazminata ilişkin uyuşmazlıklarında parasal sınırlar dikkate alınarak hakem heyetlerinde de çözülebileceğinin anlaşılması gerekmektedir.
Tazminatın belirlenmesine ilişkin hususlar 4077 sayılı Kanun vasıtasıyla belirlenmemekle beraber, bu taleplerin değerlendirilmesi sırasında, Kanunun 30 uncu maddesi gereğince genel hükümlere bakılmasında fayda bulunmaktadır.
Maddi tazminata ilişkin hususlar, Borçlar Kanunun 41-46 maddeleri hükümleri çerçevesinde belirlenmiştir. anılan Kanunun 43. maddesinde “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler.” hükmü yer almaktadır.
Tüketici sorunları hakem heyetleri, tazminat talepleriyle ilgili uyuşmazlıkları, bilirkişilerin görüşlerini dikkate alarak karara bağlamalıdır.
Örneğin, arızalanan halı yıkama maddesinin zarar verdiği makine halısının değeri 280 YTL dir. Somut olayda tüketici, 400 YTL tutarındaki Halı Yıkama Makinasının ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve zarar gören halısının tazmin edilmesini talep etmiştir.
4077 sayılı Kanunun ilgili maddesinde tüketicinin, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, tüketicinin bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahip olduğu ve satıcının, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlü olduğu ifade edilmektedir.
Aynı maddede tüketicinin bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip olduğu ifade edilmiştir.
Bu durumda tüketici iki farklı tüzel kişilikle uyuşmazlık yaşamaktadır. Ürünün değiştirilmesine ilişkin talebi satıcıyadır. Ancak, satıcıdan tazminat talep edemez. Öncelikle imalatçı-üreticiye başvurmalıdır.
Somut olayda, her iki malın bedeli dikkate alındığında, uyuşmazlığın parasal sınırlarının Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Soru 90: TSHH, manevi tazminat taleplerine bakabilir mi?
Bakanlıkça belirlenen parasal sınırın altında kalan manevi tazminat talepleri için TSHH’ne başvuru zorunludur. Maddi ve manevi tazminat talepleri birlikte istenmiş ve her ikisinin toplamı parasal sınırı aşar ise, TSHH’ne başvuru zorunluluğu ortadan kalkar. Bu durumda tüketici doğrudan tüketici mahkemesine başvurabilir (13.HD., 27.12.2004, E.15255, K.18969).
Ancak, buradaki tazminat talebi alınan mal veya hizmetin neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan haller ile sınırlıdır. TSHH, kişilik haklarına haksız olarak tecavüze uğrayanın manevi zararını tazmine yönelik tazminat kararı alamaz. Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için aşağıda yer alan hususların olması gerekmektedeir.
o  Şahsiyet hakları saldırıya uğramış olmalı,
o  Saldırı haksız olmalı,
o  Manevi zarara uğranmış olmalı,
o  Kusurlu olunmalı,
o  İlliyet bağı olmalı.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde ise, bedensel zarar ve ölüm halinde manevi tazminata hükmedilebileceği düzenlemiştir. Bu madde kapsamında, TSHH, ayıplı mal ve hizmetin neden olduğu zararlar bağlamında maddi tazminata hükmedebilir, ancak, sadece ayıplı malın veya hizmetin neden olduğu bedensel zararlar açısından manevi tazminata ilişkin düzenlemeler uygulanabilir, bunun dışında manevi tazminata ilişkin bir karar alamaz.
Soru 91: Hediye edilen bir cep telefonunun kullanıcısı söz konusu telefonun arızalanması halinde Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir mi?
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.Maddesi’ ne göre; Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinenkullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Bu nedenle, kullanıcı ile satıcı / sağlayıcı arasındaki uyuşmazlıkların Hakem Heyetince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Soru 92: Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine vekil marifetiyle yapılan başvurularda lehine karar çıkan taraf vekalet ücretini karşı taraftan talep edebilir mi?
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık ücretine sadece mahkemelerce karar verilebilmektedir. Bu nedenle, TSHH tarafından vekalet ücreti belirlenemez ve lehine karar çıkan taraf vekalet ücretini karşı taraftan talep edemez.
Soru 93: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri faizi ile birlikte para iadesine karar verebilir mi?
Malın veya hizmetin ayıplı çıkması durumunda tüketici, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. Maddesi uyarınca 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmek zorundadır.
Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Eğer tüketicinin paranın zaman değerinden kaynaklanan bir kaybı varsa ödemiş olduğu bedeli yasal faiziyle beraber isteme hakkına sahiptir.
Dolayısıyla, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bu yönde bir karar verebilir.
Soru 94: Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler nelerdir?
Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin inceleme şeklini düzenleyen 19’uncu maddesinde, bağlayıcı olmayan hakem heyeti kararları için bir, bağlayıcı hakem heyeti kararları için birden fazla bilirkişi görevlendirilebileceği ifade edilmiştir.
Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275’inci maddesinde belirlenmiştir. Bu maddeye göre, mahkeme (ki burada Hekem Heyetidir.) çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak, aynı maddede hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği ifade edilmektedir. Buna göre, Hakem Heyetlerinin Kararlarına ilişkin genel hususlarda bilirkişi dinlenemeyeceği açıktır.
Yine aynı Kanunun 276. maddesinde ise "Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat hakimi tarafından intihap olunur. Mesaili mahsusada rey ve mütalaalarını beyan etmek için Hükümet tarafından müntahap ehlivukuf varsa ehlivukufun bunlar arasından intihabı lazımdır. Yalnız bir kişi ehlivukuf intihap edilebilir. Üçten ziyade intihap olunamaz." 278. maddesinde "Malûmatına müracaat edilecek hususu bilmeksizin sanatını icra etmesi kabil olmayan ve alenen icrayı sanat eden kimseler o husus hakkında ehlivukufluğu kabule mecburdurlar." şeklinde belirlenmiştir.
Hakem Heyetleri bilirkişi tayin ederken yukarıdaki kriterler ışığında konusunda uzman olan ve uyuşmazlık konusunun tarafları ile herhangi bir bağlantısı olmayan kişileri görevlendirmelidir.
Yetkili servis istasyonlarına ait usul ve esaslar TSE Başkanlığı tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan ilgili Hizmet Yeri Standardları ile belirlenmektedir. Servislerde bulunması gereken teknik personelin özellikleri de bu standardlar vasıtasıyla ifade edilmektedir. Bu nedenle, herhangi bir ürünle ilgili uyuşmazlık için bilirkişi atanması halinde, ürüne ait servis standardında belirtilen özelliklere sahip kişilerin seçilmesinin daha uygun olacağı açıktır.
Soru 95: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kararların da kanıt ve ispat ile ilgili hangi hususlara dikkat edilmelidir.
Bir olgunun varlığı veya yokluğu hususunda karar merciinin ikna edilmesine ispat denir.
İspata ilişkin genel hüküm Medeni Kanunun 6’ncı maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
İspat külfeti ile ilgili olarak bazı özel olgular vardır.
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Hakim önünde ikrar edilen (taraflardan birinin diğerinin sözlerini doğrulaması) olguların ispatı gerekmez.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Hayatın normal akışına uygun olguların da ispatı gerekmez.
Örneğin, genel temayüllere göre ve anlaşılarak bir satış yapılmış ve anlaşmaya göre önce tüketicinin parayı vermesi ürünün ise daha sonra teslimi gerekmesine rağmen satıcı parayı almadan malı verdiğini iddia ediyorsa, parayı almadan malı tüketiciye verdiğinin ispatı satıcıya aittir.
<!--[if !supportLists]--> c)      <!--[endif]--> Herkes tarafından bilinen olguların da ispatı gerekmez.
<!--[if !supportLists]--> d)     <!--[endif]--> İddiasını resmi sicil, belge ve senetlerle kanıtlayan, yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.
<!--[if !supportLists]--> e)      <!--[endif]--> Eğer Kanun ispat yükünü özel olarak bir tarafa yüklemişse buna uyulur.
Örneğin, 4077 sayılı Kanunda yapılan ispat yüküne dair özel düzenlemeler dışında kalan hususlarda ispat yükü Kanunun 30’uncu maddesi gereğince, genel hükümlere tabiidir.
Kanunumuzda ispat külfetini satıcı/sağlayıcıya yüklediği bazı özel hükümler vardır.
» 6 ncı maddenin V bendinde, bir satıcı veya sağlayıcı bir şartın (genel işlem şartının) münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
» Kapıdan satış hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğinin ispatı satıcıya aittir.
» Mesafeli satış hükümlerinde de bu yükümlülük geçerlidir.
» Yine mesafeli satışlarda satıcı – sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddi malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür. Madde 9 /A – IV
» Ayrıca 16/V maddesine göre reklam veren reklam veya ilanda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür.
Soru 96: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri taraflardan yemin etmesini isteyebilir mi?
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 511. maddesinde, basit usulü muhakemeye tabi olan hallerde bu kanunun mevaddı sabıka ahkamına muhalif olmayan alelade usulü muhakeme kaideleri de tatbik olunur, denilmektedir.
Genel anlamıyla yemin, bir vakıanın doğruluğunu mahkeme önünde kanunun tayin ettiği şekilde beyan ve tasdik etmektir. Başka bir deyişle, yemin sadece mahkemede hakim tarafından istenir. .
TKHK ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin tarafları dinleyebilmesi ve bilirkişi atayabilmesi öngörülmektedir. TSHH’nin işlevi ve çalışma usul ve yöntemleri ve yargısal sistemdeki yemin edilmesine ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin yemin edilmesini isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede TSHH, uyuşmazlık konusunun çözümlenmesinde taraflardan yemin edilmesini isteyemez.
Soru 97: Tüketici Sorunları Hakem Heyetine yapılan başvuru zamanaşımını keser mi?
Borçlar Kanunu’nun 133 üncü maddesinde “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:
<!--[if !supportLists]--> 1   <!--[endif]--> - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.
<!--[if !supportLists]--> 2   <!--[endif]--> - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.”
hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan Yargıtay içtihatlarına göre, hakeme başvurmak zaman aşımını kesen sebeplerden birisidir.
Bu nedenle, Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine yapılan başvurular zamanaşımını keseceğinin kabulü gerekir.
(13 üncü Hukuk Dairesinin 06.05.2002 tarih, E:2002/2803 esas nolu, K:2002/5178 nolu kararı ile 11.04.2002 tarih, E:2002/2063 esas nolu, K:2002/3990 nolu kararı ve 15.04.2002 tarih, E:2002/1534 esas nolu, K:2002/4099 sayılı kararları)
Soru 98: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kararlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Hakem Heyetleri Öncelikle Medeni Kanunun 2 nci maddesi “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bu hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne dikkat etmeli ve tüm faaliyetlerinde bu hükme uygun işlem yapmalıdır.
Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar en az iki nüsha olarak, toplantı sırasında tutanakla tespit edilir. Tutanak, başkan ve toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Bu nüshalardan biri dosyasında muhafaza edilir, diğeri ise sayfaları müteselsil sıra numaralı karar defterine yapıştırılarak il müdürlüğü veya kaymakamlık mührü ile köşelerinden mühürlenir.
Karar tutanağında olması gereken hususlar:
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> İstemin özeti,
<!--[if !supportLists]--> b) <!--[endif]--> Yapılan inceleme,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Alınan karar ile dayandırıldığı mevzuat hükümleri ve deliller.
Kararlar, alındığı tarihten itibaren beş gün içinde taraflara yazılı olarak bildirilir.
Hakem heyetlerince alınan kararların taraf ve sonuçlarını gösterir listeler, illerde il müdürlüklerinde, ilçelerde kaymakamlıklarda duyuru panolarında aylık olarak ilan edilir.
Raportörün önemli görevlerinden biri de uyuşmazlığa ilişkin raporun hazırlanmasıdır. Bu nedenle raportör heyetin karar vermesine yönelik bir üslup ve tarafsızlıkla raporu hazırlamalıdır.
Kararda satıcı firma unvanı açık olmalıdır. Aksi halde aktif dava ehliyeti olmayan yani davaya taraf olmayan birine dava açılmış gibi olur.
Tüketicinin dilekçesinde neyi talep ettiği belirtilmelidir. Örneğin malın bedelinin iadesi, değiştirilmesi vb.
Kararlar tam ve açık olmalıdır. “tüketicinin talebinin kabulüne” vb. ifadeler uygun değildir. Tüketici ne istemiştir. Heyet neye hükmetmiştir. Açıkça belirtilmelidir.
Bilirkişi raporlarının gereken özende hazırlanması lazımdır. Örneğin, uyuşmazlığa konu olan bir ayakkabı için hazırlanan raporda, ayakkabının kısa süreli kullanım sonucunda bollaştığının ifade edilmesi uygun değildir. Bilirkişi raporunda, görülen aksaklığın yanı sıra bu aksaklığın sebebinin de açıklıkla belirtilmesi gerekir.
Raporda bilirkişinin unvanı ve vasfı yazılmalıdır.
Raporlarda karar unsurları açıkça yazılmalıdır.
Tebligatların posta marifeti ile yapılması halinde, adi posta yerine iadeli taahhütlü mektup yöntemi kullanılmalıdır.
Taraflar vekil vasıtasıyla temsil edilmişse tebligatların da vekile yapılması gerekir.Bu durumda tebligat asile yapılmamalıdır.
Tüketici şikayetinde, onarım hakkını kullanmayı talep ederek başvuruda bulunmuşsa ve hakem heyeti de malın onarılarak tüketiciye iadesine karar verilmişse, tamir süresi belirtilmelidir. Örneğin 10 gün içinde tamir edilerek tüketiciye teslim edilmesi, arızanın giderilememesi halinde malın iade edilmesine, şeklinde karar verilmelidir.
Tüketici ile satıcı sulh olduklarını bildirdiklerinde “sulh’un kabulüne” gibi bir ifade kullanılmamalıdır. Eğer satıcı/sağlayıcı daha sonra gereğini yapacaklarını ifade ederlerse makul bir süre verilmeli ve sulh un yerine gelip gelmediği kontrol edilmelidir.
Eğer Hakem heyetine sulhun gereklerinin yerine geldiğine dair bir yazı sunulursa hakem heyeti “bu konuda karar verilmesi gerek bulunmadığına” dair karar verilmelidir. Aksi halde heyet elindeki bilgilerle bir karar vermelidir.
Hakem heyeti gerek gördüğünde tarafları dinlemeli ve taraflara kendini ifade etme hakkı vermeli, heyet gerek gördüğünde bağlayıcı olmayan kararlar için bir, bağlayıcı olan kararları için ise birden fazla bilirkişiye başvurmalıdır.
Kararlara itiraz halinde kararın taraflara tebliğ edilme tarihi önem taşır. Bu nedenle, Tebliğ tarihinin karara işlenmesi gerekir.
Hakem heyeti ve raportör iptali istenen sözleşmeyi öncelikle usul yönünden incelemeli sözleşmede usule bir eksiklik yoksa esasa geçmelidir. Yani şikayete konu ayıbın satış anında var olup olmadığı veya kullanım sonucu oluşup oluşmadığını tespit etmelidir.
Hakem heyetleri görevlerine girmeyen konularda karar veremez. Hakem heyetleri görevli olmadıkları bir konuda karar verir ise kararın ifa kabiliyeti yoktur.
Soru 99: Tüketicilerin, tüketici örgütlerinin ve Bakanlığın Tüketici Mahkemesi nezdinde açacakları davalarda resim ve harç adı altında bir ödeme yapılması istenebilir mi? Bilirkişi ücretleri kim tarafından karşılanır?
<!--[if !supportLists]--> 1-      <!--[endif]--> Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.
<!--[if !supportLists]--> 2-      <!--[endif]--> Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır.
<!--[if !supportLists]--> 3-      <!--[endif]--> Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.
Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilirler.
Örneğin Bakanlık, bir bankanın tüketicilerine sunduğu kredi kartı sözleşmesinde yer alan ve uygulanması halinde tüketicileri mağdur etmesi muhtemel bir takım şartların kaldırılması, sözleşme hükümlerinin uygulanmasının durdurulması için dava açabilir.
Soru 100: Ayıplı bir seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ile malın toplatılması süreci nasıl işlemektedir?
Ayıplı Malda Dava
Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri dava açmaya yetkilidir.
Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda şu talepler dava edilebilir:
<!--[if !supportLists]--> 1-     <!--[endif]--> Ayıplı seri malın üretiminin durdurulması için dava açabilir.
<!--[if !supportLists]--> 2-     <!--[endif]--> Satışının durdurulması için dava açabilir.
<!--[if !supportLists]--> 3-     <!--[endif]--> Satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir.
Malın Satışının Durdurulması ve Malın Toplatılması
a- Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur.
b- Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır.
c- Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır.
d- Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.
Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.
Örneğin, aynı cins, marka ve model araçları satın alan tüketicilerden gelen şikayetlerin, bu bir seri aracın fren sisteminde arıza yaşandığını göstermesi halinde, Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütlerinden biri Tüketici Mahkemesine başvuruda bulunarak, bu araçların üretiminin ve satışının durdurulmasını ve satış amacıyla elinde bulunduran, bayi, acente veya yetkili satıcıların elinden toplatılmasını talep ederler.
Mahkeme bu bir seri aracın ayıplı olduğuna karar verirse,
» Başvuruya konu olan cins, marka ve model araçlardan aynı seriden olanlarının satışı geçici olarak durdurulur.
» Mahkeme kararının tebliği tarihinden itibaren 3 ay içinde ayıbın giderilmesi için imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır.
» Araçlardaki arıza giderilemiyorsa, söz konusu araçlar, imalatçı veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır.
» Toplanan araçlar risklerine göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.
Soru 101: Olduklarından Farklı Görünen Malların üretilmesi ve satılması ile durumunda tüketicilerin hakları nelerdir?
Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve ihracatı yasaktır.
Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı mum; şekil, koku, ebat ve renk itibariyle elmaya benzemektedir. Tüketicinin, diğer meyvelerin yanına koyduğu elma şeklindeki mumu, evin küçük çocuğunun elma sanarak yemesi sonucunda çocuğun rahatsızlandığını ve tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldığını düşünelim.
Bu mağduriyete konu olan ürün, olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan bir ürün olarak değerlendirilmelidir.
Tüketici, çocuğunun rahatsızlanması sebebiyle uğradığı tüm maddi ve manevi zararı tazmin etmek üzere dava açabilir.
DİĞER SORULAR VE SORUNLAR İÇİN:
http://www.gtb.gov.tr/spot-alanlar/alo-175-tuketici-hatti

ŞİRKETLER

1)   6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu ne zaman yürürlüğe girmiştir? Kaç tane ikincil düzenleme yayımlanmıştır?
2)   6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu beraberinde genel olarak hangi yenilikleri getirmiştir?
3)   TTK’ya göre bir anonim şirket kurulabilmesi için hangi işlemler yapılmalıdır?
4)   TTK’ya göre bir limited şirket kurulabilmesi için hangi işlemler yapılmalıdır?
5)   Hangi şirketlerin kuruluşu ve sözleşme değişiklikleri bakanlık iznine tabidir?
6)   Şirketlerin Bakanlık iznini almalarındaki başvuru usulü nasıldır?
7)   Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olan toplantılar hangileridir?
8)   Şirketler Bakanlık temsilcisi talebinde bulunurken nasıl başvuru yapacaklardır?
9)   Genel Kurulların çalışma usul ve esaslarının belirleneceği şirketlerin iç yönergesine ilişkin esaslar nelerdir? Hangi şirketler iç yönerge hazırlamakla yükümlüdür?
10)  Anonim ve limited şirketlerin TTK çerçevesinde sözleşmelerinin uyumlu hale getirilmesi bakımından süre nedir?
11)  TTK ile şirketler sermayelerini hangi tarihe kadar asgari sermaye oranlarına artırmakla yükümlüdürler?
12)  Elektronik genel kurul nedir?
13)  Elektronik genel kurul sisteminde oy kullanma süresi ne kadardır?
14)  Genel kurullar haricinde yönetim kurullarına da elektronik ortamda katılım sağlanması mümkün müdür?
15)  İnternet sitesi yükümlülüğü hangi şirketleri kapsamaktadır?
16)  Bağımsız denetime tabi şirketlerin internet sitesi kurma yükümlülüğünü yerine getirirken yapmaları gereken nelerdir?
17)  Bağımsız denetime tabi şirketler hangi tarihe kadar internet sitesi kurmak ve bazı bilgileri özgülemek zorundadır?
18)  Tacirler tarafından tutulması gereken defterler nelerdir?
19)  Münfesih durumdaki şirket ve kooperatiflerle ilgili kolaylaştırılmış tasfiye süreci hangi tarihe kadar olan süreci kapsamaktadır?
20)  TTK ile tek kişilik şirket kurabilme imkanı getirilmiştir? Süreç nasıldır? Kuruluşlarında bir farklılık var mıdır?
21)  TTK’ya göre halka açık olmayan anonim şirketlerde de ortaklara kar payı avansı ödenebilecek midir?
22)  TTK’ya göre; tacirlerin ticari işletmesiyle ilgili ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde hangi bilgilerin yer alması gerekmektedir?
23)  TTK’ya göre; şirketler topluluğu nedir?
24)  MERSİS nedir? MERSİS’nin amacı ve faydaları nelerdir? Şirketlere dair hangi bilgiler MERSİS’de yer alacaktır ve bu bilgiler ile hangi işlemler elektronik ortama taşınacaktır?
25)  MERSİS Projesinin kapsamı nedir? MERSİS ile birlikte genel işleyiş nasıl olacaktır?
 
1) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununu ne zaman yürürlüğe girmiştir? Kaç tane ikincil düzenleme yayımlanmıştır?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 13/1/2011 tarihinde Mecliste kabul edilmiş, 14/2/2011 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmış. 1 Temmuz 2012 tarihinde de yürürlüğe girmiştir. Bakanlığımız Türk Ticaret Kanunu ve Kanun ile ilgili uygulamanın kolaylaştırılması amacıyla Kanundan kaynaklanan yetki ile ikincil mevzuatının hazırlanması görevini üstlenmiştir. Türk Ticaret Kanununa dayanılarak çıkarılan 6 yönetmelik ve 10 tebliğ bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 210 uncu maddesine göre Bakanlığımız Kanunun ticaret şirketlerine ilişkin hükümlerinin uygulamasıyla ilgili tebliğler yayımlamaya yetkilidir. Bu çerçevede uygulamadaki ihtiyaçlar dikkate alınarak, bu ihtiyaçların olduğu alanları düzenleme amacıyla tebliğler yayımlanabilecektir.
2) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu beraberinde genel olarak hangi yenilikleri getirmiştir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile tek pay sahipli anonim şirket veya tek ortaklı limited şirket kurma imkanı sağlanmıştır. Halka açık olmayan anonim şirketlerde birikimli oy kullanımı ve kayıtlı sermaye imkanları öngörülmüştür.  Ticaret sicili kayıtlarının elektronik ortamda tutulması ve depolanması sisteminin temelleri Kanun ile sağlanmıştır. Genel kurul toplantısına katılma, öneri sunma, oy kullanma gibi hakların elektronik ortamda kullanılabilmesi hükmü getirilmiş, elektronik kurullar ticaret hayatımıza getirilmiştir. Ayrıca yönetim kurulu toplantılarının da elektronik ortamda yapılabilmesi imkanı sağlanmıştır. Şirketler topluluğuna ilişkin düzenlemeler Türk Hukukunda ilk kez yer almıştır. Bağımsız denetime tabi şirketlere internet sitesi kurma yükümlülüğü getirilmiştir.
3) TTK’ya göre bir anonim şirket kurulabilmesi için hangi işlemler yapılmalıdır?
Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde bir anonim şirket kuruluş başvurusu ile ilgili olarak tescil sırasında yapılması gereken işlemler başvuru belgeleri nelerin tescil edileceği gibi hususlar tacirlere yönelik bir rehber niteliğinde olan Ticaret Sicili Yönetmeliğinde düzenlenmektedir. Anonim şirket kurulması sırasında, öncelikle anonim şirkete ayni sermaye konuluyor (gayrimenkul, menkul gibi) ise veya kuruluş sırasında devralınacak bir işletme varsa, ayni varlıkların değerinin tespitine ilişkin mahkemece atanan bilirkişi tarafından hazırlanmış değerleme raporlarının alınması gereklidir. Kurulacak anonim şirketin esas sözleşmesi yazılı şekilde hazırlanmalı, kurucu veya kurucular tarafından imzalanmalı ve bu imzalar notere onaylattırılmalıdır. Esas sözleşmede, esas sermayeyi oluşturan payların nakden ödenmesi taahhüt edilmiş ise taahhüt edilen payların itibari değerlerinin en az %25’i bankaya, kurulmakta olan şirket adına ve sadece şirket tarafından kullanılabilecek şekilde açılacak özel hesaba yatırılmalı, bu durumu teyit eden ve yetkili ticaret sicili müdürlüğüne hitaben ilgili banka tarafından düzenlenen banka mektubu alınmalıdır. Konulan ayni sermaye üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmadığına dair ilgili sicilden alınacak yazı alınmalıdır. Ayni sermaye olarak konulan taşınmazın, fikri mülkiyet haklarının ve diğer değerlerin kayıtlı bulundukları sicillere şerh verildiğini gösteren belgenin de verilmesi gereklidir. Kurucular tarafından, gerekçeli açık bir dille yazılmış Türk Ticaret Kanununun 349 uncu maddesine uygun şekilde kurucular beyanı hazırlanmalı ve imzalanmalıdır. Kuruluşu Bakanlık veya diğer resmi kurumların iznine veya uygun görüşüne tabi olan şirketlerin izin veya uygun görüş yazısı almaları gereklidir. Bunlarla birlikte ticaret siciline Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna göre yeni kurulacak olan anonim şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin on binde dördü nispetinde yapılacak ödemeye dair banka dekontu, kurulmakta olan şirket ile kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanları, yönetim kurulunda bir tüzel kişinin bulunuyorsa, tüzel kişi ile birlikte tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen bir gerçek kişinin adı ve soyadı ve belirlemeye ilişkin yetkili organ kararının noter onaylı örneği ve şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan kişilerin noter huzurunda düzenlenmiş, şirket unvanı altında atılmış imza beyannamelerinin de verilmesi gereklidir. Bir anonim şirketin kuruluşunun tesciline ilişkin başvuru, Bakanlığın izniyle kurulacak olan anonim şirketlerde iznin alınmasını, diğer anonim şirketlerde kurucuların tamamının şirket sözleşmesinde yer alan imzalarının noterce onaylanmasını izleyen otuz gün içinde yapılır.
 4) TTK’ya göre bir limited şirket kurulabilmesi için hangi işlemler yapılmalıdır?
Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde bir limited şirket kuruluş başvurusu ile ilgili olarak tescil sırasında yapılması gereken işlemler başvuru belgeleri nelerin tescil edileceği gibi hususlar tacirlere yönelik bir rehber niteliğinde olan Ticaret Sicili Yönetmeliğinde düzenlenmektedir. Bir limited şirketin kuruluşunun tesciline ilişkin başvuru, kurucuların tamamının şirket sözleşmesinde yer alan imzalarının noterce onaylanmasını izleyen otuz gün içinde yapılması gereklidir. Ticaret siciline başvurmadan önce, şirket kurulması sırasında, öncelikle şirkete ayni sermaye konuluyor (gayrimenkul, menkul gibi) ise veya kuruluş sırasında devralınacak bir işletme varsa, ayni varlıkların değerinin tespitine ilişkin mahkemece atanan bilirkişi tarafından hazırlanmış değerleme raporlarının alınması gereklidir. Kurucuların imzaları noter tarafından onaylanmış şirket sözleşmesi ve kurucular beyanı hazırlanmalıdır. Konulan ayni sermaye üzerinde herhangi bir sınırlamanın olmadığına dair ilgili sicilden yazı alınmalıdır. Ayni sermaye olarak konulan taşınmaz, fikri mülkiyet hakları ve diğer değerlerin kayıtlı bulundukları sicillere şerh verildiğini gösteren belgenin de alınması gereklidir.  Bunlarla birlikte,  Ortak olmayan müdürler kurulu üyelerinin bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyanları, müdürler kurulunda bir tüzel kişinin bulunması halinde, tüzel kişi ile birlikte tüzel kişi adına, tüzel kişi tarafından belirlenen bir gerçek kişinin adı ve soyadı ve belirlemeye ilişkin yetkili organ kararının noter onaylı örneği, kurulmakta olan şirket ile kurucular ve diğer kişilerle yapılan ve kuruluşla ilgili olan sözleşmeler, şirket müdürlerinin noter huzurunda düzenlenmiş, ticaret unvanı altında atılmış imza beyannameleri, şirket sözleşmesinin pay bedellerinin ödenmelerine ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, pay bedellerinin en az yüzde yirmibeşinin Kanuna uygun olarak bankaya yatırıldığını gösterir banka mektubu ve Rekabetin Korunması Hakkında Kanuna göre yeni kurulacak olan limited şirket statüsündeki tüm ortaklıkların sermayelerinin on binde dördü nispetinde yapılacak ödemeye dair banka dekontu Ticaret Sicili Müdürlüğüne tescil başvurusunda verilmelidir.
 5) Hangi şirketlerin kuruluşu ve sözleşme değişiklikleri bakanlık iznine tabidir?
 Bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri, tüketici finansmanı ve kart hizmetleri şirketleri, varlık yönetim şirketleri, sigorta şirketleri, anonim şirket şeklinde kurulan holdingler, döviz büfesi işleten şirketler, umumi mağazacılıkla uğraşan şirketler, tarım ürünleri lisanslı depoculuk şirketleri, ürün ihtisas borsası şirketleri, bağımsız denetim şirketleri, gözetim şirketleri, teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketleri Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketler ile serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketlerin kuruluşları ve esas sözleşme değişiklikleri Bakanlığın iznine tabidir.
6) Şirketlerin Bakanlık iznini almalarındaki başvuru usulü nasıldır?
Bahsedilen şirketlerin kurulabilmesi için kurucuların imzaları noter tarafından onaylanmış esas sözleşme ve Kuruluşu, diğer resmi kurumların uygun görüşünü veya iznini gerektiren şirketler için uygun görüş veya izin yazısı ile Genel Müdürlüğümüze başvurmaları gerekmektedir.
 7) Bakanlık temsilcisinin bulunması zorunlu olan toplantılar hangileridir?
• Kuruluş ve esas sözleşme değişikliği işlemleri Bakanlık iznine tabi olan şirketlerin bütün genel kurul toplantıları,
• Diğer şirketlerde gündeminde, sermayenin arttırılması veya azaltılması, kayıtlı sermaye sistemine geçilmesi ve kayıtlı sermaye sisteminden çıkılması, kayıtlı sermaye tavanının arttırılması veya faaliyet konusunun değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği ile birleşme, bölünme veya tür değişikliği konuları bulunan genel kurul toplantıları.
• Genel kurula elektronik ortamda katılım sistemini uygulayan şirketlerin genel kurul toplantıları
• Yurt dışında yapılacak bütün genel kurul toplantıları
• Yurt dışında yapılacak imtiyazlı pay sahipleri özel kurul toplantılarında.
 8)  Şirketler Bakanlık temsilcisi talebinde bulunurken nasıl başvuru yapacaklardır?
Yönetim kurulu tarafından çağrısı yapılan genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisinin bulundurulması için; yönetim kurulu üyelerinden herhangi biri tarafından veya şirketi temsil ve ilzama yetkili kılınan kişilerce toplantının yer, gün ve saati bildirilmek suretiyle toplantı tarihinden en az on gün önceden bir dilekçe ile müracaat edilmelidir. Dilekçe örneği Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle Bu Toplantılarda Bulunacak Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Temsilcileri Hakkında Yönetmelik ekinde yer almaktadır. Toplantı yeri yurt içinde olan genel kurul toplantılarında Bakanlık temsilcisi görevlendirme yetkisi Valiliklere aittir.Toplantı yeri yurt dışında ise müracaat Genel Müdürlüğümüze yapılır ve Bakanlık temsilcisi görevlendirme yetkisi Genel Müdürlüğümüze aittir.
9) Genel Kurulların çalışma usul ve esaslarının belirleneceği şirketlerin iç yönergesine ilişkin esaslar nelerdir? Hangi şirketler iç yönerge hazırlamakla yükümlüdür?
İç yönerge genel kurulların çalışma usul ve esaslarına ilişkin kuralların yer aldığı bir metindir. Anonim şirketlerin iç yönerge örneğini genel kurula sunmaları, genel kurulun onay tarihinden itibaren onbeş gün içinde ticaret siciline tescil ve ilan ettirmeleri gereklidir. Ayrıca; internet sitesi açmakla yükümlü olan şirketlerce, ilan tarihini izleyen beş gün içerisinde internet sitesinde de iç yönergeleri yayımlanır. Yönetim kurulu tarafından hazırlanacak iç yönergede,  toplantı yerine giriş ve toplantının açılması, toplantı başkanlığının oluşturulması, toplantı başkanlığının görev ve yetkilerinin belirtilmesi, gündemin görüşülmesine geçilmeden önce yapılacak işlemler ve gündem konuları, toplantıda söz alma ve oy kullanma usulü, toplantı tutanağının düzenlenmesi konusu ve toplantı sonunda yapılacak işlemlerin ne olacağına dair konular yer almalıdır.
10) Anonim ve limited şirketlerin TTK çerçevesinde sözleşmelerinin uyumlu hale getirilmesi bakımından süre nedir?
Anonim şirketlerin esas sözleşmelerini ve limited şirketlerin şirket sözleşmelerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa uyumlu hale getirmeleri için öngörülen süre 1/7/2014 tarihine kadar uzatılmıştır. Şirketler Bakanlığımız web sayfasında yer alan asgari unsuların gösterildiği sözleşme örneklerini dikkate alarak bu değişiklikleri yapabilirler.
 11) TTK ile şirketler sermayelerini hangi tarihe kadar asgari sermaye oranlarına artırmakla yükümlüdürler?
Türk Ticaret Kanununa göre tamamı esas sözleşmede taahhüt edilmiş bulunan sermayeyi ifade eden anonim şirketlerde esas sermaye ellibin Türk Lirasından ve sermayenin artırılmasında yönetim kuruluna tanınmış yetki tavanını gösteren kayıtlı sermaye sistemini kabul etmiş bulunan halka açık olmayan anonim şirketlerde başlangıç sermayesi yüzbin Türk Lirasından aşağı olamaz. Limited şirketlerin ise esas sermayesi en az onbin Türk Lirasıdır. Anonim ve limited şirketler asgari sermaye miktarlarını en geç 14/2/2014 tarihine kadar Türk Ticaret Kanununda belirtilen bu tutarlara yükselteceklerdir.
12) Elektronik Genel Kurul nedir?
Türk Ticaret Kanunu ile ilgili gelen en önemli yeniliklerden biri şirketlerin genel kurullarını ve yönetim kurullarını elektronik ortamda yapabilme imkanlarının sağlanmasıdır. Elektronik kurullara ilişkin 3 adet ikincil düzenlememiz bulunmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 1527 nci maddesi ile anonim şirketlerin genel kurul toplantıları elektronik ortamda yapılabileceği gibi, kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş şirketlerin de genel kurulları elektronik ortamda yapılabilecektir. Ayrıca sermaye şirketlerinde yönetim kurulu ve müdürler kurulu tamamen elektronik ortamda yapılabilecektir. Elektronik ortamda ortaklar kuruluna ve genel kurula katılma, öneride bulunma ve oy verme; fiziki katılımın, öneride bulunmanın ve oy vermenin bütün hukuki sonuçlarını doğuracaktır.  Genel kurullara elektronik ortamda katılma ve oy kullanma sisteminin uygulanması pay senetleri borsaya kote edilmiş şirketlerde zorunludur. Anonim Şirketlerde Elektronik Ortamda Yapılacak Genel Kurullara İlişkin Yönetmelik ve Anonim Şirketlerin Genel Kurullarında Uygulanacak Elektronik Genel Kurul Sistemi Hakkında Tebliğ anonim şirketler bakımından elektronik genel kurul sürecinin nasıl işleyeceğini düzenlemektedir. Elektronik ortamda genel kurul veya yönetim kurulu/müdürler kurulu imkanını kullanmak isteyen şirketler öncelikle sözleşmelerine yönetmelik ve tebliğde yer alan sözleşme hükmünü koyacaklardır. Bu sözleşme hükmü elektronik kurul düzenlemesine ilişkindir.
 Anonim şirketlerde elektronik genel kurul sürecine bakacak olursak, elektronik genel kurul sistemi EGKS olarak adlandırılan sistem üzerinden pay sahipleri genel kurula bağlanacaktır. EGKS’yi uygulayacak şirketler, Kanun ve anılan Yönetmelik ve Tebliğ hükümlerine uygunluğu bir teknik raporla tespit ettirip ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Teknik rapor; Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu veya bünyesinde asgari CISA  (Bilgi sistemleri denetçi sertifikası) sertifikası bulunan personele sahip ve bu alanda denetim yapmaya yetkilendirilmiş şirketlerden alınabilir. Bu raporun iki yılda bir yenilenmesi gereklidir. Genel kurul toplantısı öncesinde temsilci çağrıları ve toplantı çağrılarının EGKS üzerinden de yapılmasının sağlanmalıdır.
Dünya uygulamaları ve AB mevzuatı dikkate alınarak hazırlanan elektronik genel kurullara ilişkin hükümlerin uygulanması ile birlikte pay sahiplerinin tek bir merkezden tüm işlemleri yapabilmesi, tüm genel kurul çağrılarına ulaşma, belgeleri inceleme, genel kurulu canlı izleme, görüş bildirme, oy kullanma ile şirketlerin genel kurullarında yaşanan güç boşluğu sorununun önüne geçilmesi ve ülkemiz şirketlerinin uluslararası rekabet gücünün artması ve ülkemizin yatırım yapılabilirlik seviyesinin  yükselmesi hedeflenmiştir.
13)  Elektronik genel kurul sisteminde oy kullanma süresi ne kadardır?
Anonim Şirketlerin Genel Kurullarında Uygulanacak Elektronik Genel Kurul Sistemi Hakkında Tebliğde değişiklik yapılmadan önce oy kullanma süresi beş dakika idi. Ancak elektronik genel kurul sisteminin uygulamasında beş dakikalık sürenin özellikle payları borsaya kote şirketlerin gündem maddeleri fazla olan genel kurul toplantılarının uzamasına neden olduğu görülmektedir. Uygulamada karşılaşılan bu problemin aşılmasını sağlamak amacıyla elektronik genel kurullara katılım sürecinde, her bir gündem maddesi için beş dakikalık oylama süresinin iki dakika olarak yeniden belirlenmesi için ilgili tebliğde bir değişiklik yapıldı. Elektronik genel kurul sistemine giren pay sahipleri artık iki dakika içinde oylarını kullanacaklardır.
 14) Genel kurullar haricinde yönetim kurullarına da elektronik ortamda katılım sağlanması mümkün müdür?
Evet mümkündür. Ticaret Şirketlerinde Anonim Şirket Genel Kurulları Dışında Elektronik Ortamda Yapılacak Kurullar Hakkında Tebliği, anonim şirketler dışındaki şirketlerde kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş şirketlerin genel kurul ve yönetim/müdürler kuruluna dair düzenlemeleri içermektedir. Bu şirketlerde elektronik katılım elektronik toplantı sistemi adı verilen sistem üzerinden yapılacaktır. Şirketler elektronik toplantı sistemini kendileri de kurabilirler, destek hizmeti de alabilirler. Ancak kurulacak elektronik toplantı sisteminin Kanun ve Tebliğ hükümlerine uygunluğu Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu veya bünyesinde asgari CISA sertifikası bulunan personele sahip ve bu alanda denetim yapmaya yetkilendirilmiş şirketlerden alınacak teknik raporla ispatlanır. Teknik rapor ticaret sicili müdürlüğüne tescil ve ilan ettirilir. Teknik kriterler sağlandıktan sonra kollektif, komandit, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin ortaklar kurulu veya genel kurul toplantılarına isteyen hak sahipleri Elektronik Toplantı Sistemi aracılığıyla katılabilirler. Elektronik Toplantı Sistemi, toplantıya elektronik ortamda katılmayı beyan eden hak sahiplerinin girebilmesi için toplantı çağrısında belirtilen gün ve saatten bir saat önce erişime açılır. Elektronik Toplantı Sisteminin açılması ile birlikte toplantıya elektronik ortamda katılmayı beyan eden hak sahipleri güvenli elektronik imzalarıyla sisteme giriş yaparlar. Hak sahibi, elektronik ortamda katıldığı toplantıda ilgili gündeme ilişkin görüşlerini Elektronik Toplantı Sistemi üzerinden yazılı veya sesli olarak iletir. Toplantıya elektronik ortamda katılan kişiler, toplantı başkanının ilgili gündem maddesine ilişkin oylamaya geçildiğini bildirmesinden sonra ilgili gündem maddesini Elektronik Toplantı Sistemi üzerinden oylarlar. Oylama sonucu ve varsa muhalefet beyanları Başkan tarafından toplantı tutanağına ve/veya ilgili karara eklenir.
 15)  İnternet sitesi yükümlülüğü hangi şirketleri kapsamaktadır?
 Türk Ticaret Kanunun 1524 üncü maddesinde düzenlenen internet sitesi yükümlülüğü sadece bağımsız denetime tabi şirketleri kapsamaktadır. Türk Ticaret Kanununa göre bağımsız denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ay içinde bir internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır.
 16)  Bağımsız denetime tabi şirketlerin internet sitesi kurma yükümlülüğünü yerine getirirken yapmaları gereken nelerdir?
Bağımsız denetime tabi şirketler bu yükümlüğü yerine getirirken, internet sitesi kurma ve şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgüleme işini kendileri yapabilecekleri gibi bu konuda hizmet sağlayıcı olarak adlandırdığımız Merkezi Veri Tabanı Hizmet Sağlayıcılarından da (MTHS) hizmet alabilirler. Konu ile ilgili Kanuna dayanılarak çıkarılan 31.05.2013 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanmış Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik bulunmaktadır. Şirketler bu yükümlüğü kendileri yerine getireceklerse Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenen teknik ve güvenlik kriterlerini yerine getirmekle yükümlüdürler. Şirketler,
 17) Bağımsız denetime tabi şirketler hangi tarihe kadar internet sitesi kurmak ve bazı bilgileri özgülemek zorundadır?
Bağımsız denetime tabi sermaye şirketleri 1 Ekim 2013 tarihine kadar internet sitesi kurma ve kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemekle yükümlüdürler. İnternet sitesinde yayımlanacak içerik Sermaye Şirketlerinin Açacakları İnternet Sitelerine Dair Yönetmelik içerisinde belirlenmiştir. 1/7/2013 tarihinden itibaren kurulan şirketlerin kuruluşlarının ticaret siciline tescil edildiği tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir. 1/7/2013 tarihinden sonra kapsama dahil olan sermaye şirketlerinin ise, kapsama girdikleri tarihten itibaren üç ay içinde internet sitesi açmaları ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanması için özgülemeleri gerekir.
18)  Tacirler tarafından tutulması gereken defterler nelerdir?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 64 üncü maddesi ve Ticari Defterlere İlişkin Tebliğ hükümlerine göre gerçek veya tüzel kişi olup olmadığına bakılmaksızın her tacir yevmiye defteri, envanter defteri ve defteri kebiri tutmakla yükümlüdür.
  Sayılan defterlere ek olarak;
 - şahıs şirketlerinde (kollektif ve komandit şirketler) genel kurul toplantı ve müzakere defterinin,
 - anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerde pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin,
 - limited şirketlerde ise pay defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defterinin,   tutulması gerekmektedir.
 19)  Münfesih durumdaki şirket ve kooperatiflerle ilgili kolaylaştırılmış tasfiye süreci hangi tarihe kadar olan süreci kapsamaktadır?
Türk Ticaret Kanunun geçici 7 nci maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde maddede sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesinin ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ hükümleri silinme sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Mülga Türk Ticaret Kanununda sayılan sebeplerle münfesih olan veya sayılan anonim ve limited şirketler, Türk Ticaret Kanununun yürürlük tarihinden itibaren iki yıl içinde münfesih olacak anonim ve limited şirketler ile Kooperatifler Kanunu uyarınca halen münfesih olan veya 1/7/2014 tarihine kadar münfesih olacak kooperatiflerin kolaylaştırılmış şekilde kayıtlarının silinmesi süreci başlamıştır.
20)  TTK ile tek kişilik şirket kurabilme imkanı getirilmiştir? Süreç nasıldır? Kuruluşlarında bir farklılık var mıdır?
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile anonim ve limited şirketlerin tek kişi ile kurulabilmesi imkanı getirilmiştir. Birden fazla pay sahipli veya birden fazla ortaklı olarak kurulma ile tek kişilik şirket kurulması arasında başvuru ve tescil işlemleri bağlamında bir farklılık bulunmamaktadır.
 21)  TTK’ya göre halka açık olmayan anonim şirketlerde de ortaklara kar payı avansı ödenebilecek midir?
Türk Ticaret Kanununun 509 uncu maddesine göre halka açık olmayan anonim şirketlere de kar payı avansı ödenmesi imkanı düzenlenmiştir. Kanuna dayanılarak yayımlanmış olan Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ ile şirketlerin kâr payı avansı dağıtımında uyacakları usul ve esasları düzenlenmiştir. Kâr payı avansı: kâr payından mahsup edilmek üzere ara dönem finansal tablolara göre oluşan kârlar üzerinden Tebliğ hükümlerine göre hesaplanan tutarı ifade etmektedir. Şirketlerin kâr payı avansı dağıtabilmeleri için, şirket genel kurulunca kâr payı avansı dağıtılmasına ilişkin karar alınması ve kâr payı avansı dağıtılacak hesap döneminde hazırlanan üç, altı veya dokuz aylık ara dönem finansal tablolara göre kâr edilmiş olması gereklidir. Dağıtılacak kâr payı avansı; varsa geçmiş yıllar zararlarının tamamının, vergi, fon ve mali karşılıkların, kanunlara ve sözleşmeye göre ayrılması gereken yedek akçelerin, varsa imtiyazlı pay sahipleri, intifa senedi sahipleri ve kâra katılan diğer kimseler için ayrılacak tutarların, oluşan ara dönem kârından indirilmesi suretiyle hesaplanır. Ödenecek kâr payı avansı, bu şekilde hesaplanan tutarın yarısını geçemez.
 22)  TTK’ya göre; tacirlerin ticari işletmesiyle ilgili ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde hangi bilgilerin yer alması gerekmektedir?
Türk Ticaret Kanununun 39 uncu maddesine göre tacirin işletmesiyle ilgili olarak düzenlediği ticari mektuplarda ve ticari defterlere yapılan kayıtların dayandığı belgelerde tacirin sicil numarası, ticaret unvanı, işletmesinin merkezi ile tacir internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilen internet sitesinin adresi de gösterilir. Kanunun bu hükmü 1/1/2014 tarihinde yürürlüğe girecektir.
 23)  TTK’ya göre; şirketler topluluğu nedir?
Şirketler topluluğu, Kanunun getirdiği önemli yeniliklerden biridir. Bir tanım yapmak gerekirse şirketler topluluğu, bir teşebbüs veya şirket ile bunlara belirli hakimiyet araçları ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan ticaret şirketlerinden oluşan hukuki yapı olarak tanımlanabilir. Bu noktada teşebbüsün niteliği sorusu akıllara gelebilir. Kanunun gerekçesine göre teşebbüs sermaye (ticaret) şirketi olmayan herhangi bir özel veya kamu tüzel kişisi, gerçek kişi veya ticarî işletme olabilir. Tanımda yer alan hakimiyet araçlarına baktığımızda, en temel hakimiyet aracı oy haklarının çoğunluğuna sahip olmadır. Bunun dışında yönetim organının çoğunluğunu seçebilme gücüne sahip olma, bir hakimiyet sözleşmesi ile diğer şirketi kontrol altında tutmak da hakimiyet araçlarına örnektir. Ticaret Sicili Yönetmeliğine göre şirketler topluluğunun oluşabilmesi için hakim konumda bir şirketin olması durumunda ona bağlı iki şirket, hakim konumda bir teşebbüsün olması durumunda ise ona bağlı üç şirketin varlığı gereklidir. Kanunda şirketler topluluğuna ilişkin düzenleme öngörülmesinin temel amaçları olarak hakimiyet altındaki şirketler bakımından bağımsız şirket varsayımının geçerli olmadığı gerçeğinden hareketle şirketler topluluğunun oluşma durumlarını saptamak, ana ve yavru ortaklıklar arasındaki ilişkiyi şeffaflık, hesap verebilirlik ve menfaat dengesi temelinde kurallara bağlamak ve hakimiyetten kaynaklanan sorumlulukları belirginleştirerek topluluk şirketlerindeki diğer ortakların ve alacaklıların menfaatlerini korumaktır. Son olarak holding ile şirketler topluluğu arasındaki bazı farklılıklara değinmek yararlı olacaktır. Holding faaliyeti başka şirketlere iştirakçilik olan bir anonim şirket türü iken, şirketler topluluğu bir şirket türü değildir. Holdingin amaç ve konusu başka şirketlere iştirak olsa da bir tek şirketten (iştirak edecek holdingin kendisinden) oluşması mümkünken şirketler topluluğu ilişkisinin oluşması için baştan itibaren birden çok şirketin var olması gerekmektedir. Ayrıca holdingin diğer şirketlere iştirak düzeyi önem taşımazken, şirketler topluluğu bakımından hakimiyeti sağlayacak oranda iştirak etmek (payların çoğunluğunu elde etmek) gerekmektedir.
 24)  MERSİS nedir? MERSİS’nin amacı ve faydaları nelerdir? Şirketlere dair hangi bilgiler MERSİS’de yer alacaktır ve bu bilgiler ile hangi işlemler elektronik ortama taşınacaktır?
Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) Projesi, Merkezi Tüzel Kişilik Bilgi Sistemi ve Çevrimiçi Şirket İşlemleri Projelerinin 28.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren Bilgi Toplumu Strateji Belgesi ve Eylem Planında 8 Ekim 2010 tarihinde yapılan değişikliğin ardından birleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Ülkemiz açısından büyük önem arz eden bu proje ile birlikte, kamu hizmetlerinin elektronik ortamda sunulması amacıyla dört temel veri tabanından biri meydana getirilmiş olmaktadır.
 Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Projesi’nin temel amaçları arasında; ticaret sicili işlemlerinin yenilik ve gelişmelere uygun olarak etkin ve verimli bir şekilde yapılmasını sağlamak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun; şirketlerimize yeni idari ve mali standartlar getirilmesi, yönetim ve denetim kurumlarının profesyonelleştirilmesi, şirket kuruluşları ve işleyişlerinin basitleştirilmesi, ticari hayatta güven tesis etmeye yönelik mekanizmaların hayata geçirilmesi şeklinde özetlenebilecek misyonunu gerçekleştirmek, Kanun ile birlikte getirilen değişiklikleri uygulamak ve sayıları 238 olan ticaret sicili müdürlüklerinin işlemlerini elektronik ortamda, belli bir standartta modern bir şekilde yerine getirmelerini sağlamak bulunmaktadır.
 Proje ile, ticaret sicili müdürlüklerinde tutulan; şirketin adresi, iletişim bilgileri, şirket ortakları, şubeler, şirketin sermayesi, ortakların sermaye bilgileri, temsil ve ilzama yetkililer (müdür, yönetim kurulu, vb.) ile denetçiler, firma kısıtlama bilgileri, ilgili firmanın aldığı acentelikler, ticari işletme rehni bilgileri gibi sicil esas defteri kayıtları Merkezi Sicil Kayıt Sistemi veri tabanında yer almaktadır. Veri tabanında yer alan bu bilgiler ile geleneksel yollarla yürütülen tüm işlemler ile ticaret sicili işlemleri sistem üzerinden gerçekleştirilebilmektedir.
 MERSİS ile birlikte gerçekleştirilecekler aşağıdaki gibidir;
 - Yeni şirket kurulumu, bilgi güncelleme, şirket birleştirme, unvan değişikliği, iflas başvuruları ve genel kurul bildiriminin çevrimiçi yapılabilmesi, onaylanabilmesi ve arşivlenebilmesi,
 - İşe başlama ve faaliyeti durdurma gibi süreçlerin hızlandırılarak bürokrasinin azaltılması,
 - Vatandaşlarımızın kamu kurumlarına gitmeden ve bekle­meden işlemlerini hızlı ve güvenli bir şekilde internet üzerinden yapabilmeleri.
 Hizmetlerin uygulama üzerinden elektronik ortamda yürütülmesi, bilişim hizmetlerinin yaygınlaştırılması, kırtasiye, haberleşme, insan kaynağı ve benzeri giderlerden de büyük oranda tasarruf edilmesini sağlayacaktır.
25)  MERSİS Projesinin kapsamı nedir? MERSİS ile birlikte genel işleyiş nasıl olacaktır?
Merkezi Sicil Kayıt Sistemi Projesi iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada; ticaret siciline kayıt zorunluluğu bulunan; sermaye şirketleri, kooperatifler, şahıs işletmeleri, yabancı şirketlerin Türkiye şubeleri ile dernek ve vakıflarca kurulan işletmelerin kayıtları elektronik ortamda merkezi bir ticaret sicili kayıt sisteminde tutulacaktır. İkinci aşamada ise, esnaflar, serbest meslek erbabı, meslek örgütleri (sendikalar, odalar, birlikler ve bunların üst kuruluşları), kamu kurum ve kuruluşları ile apartman yöneticiliği gibi diğer ekonomik birimler de sisteme dâhil edilecektir. Buna göre geniş bir alanda hizmet verecek, temel ve kapsamlı bir uygulama olarak görülmektedir.
 MERSİS’in kullanıma alınmasıyla birlikte, ticari alanda faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişilere tekil, benzersiz bir anahtar numara verilmekte ve yeni şirketlerin kuruluşları elektronik ortamda yapılabilmektedir. Mevcut şirketler ise sicil esas defterindeki bilgilerinin elektronik ortama aktarılması sonucunda sözleşme değişikliği ve sermaye artırımı gibi değişiklik işlemlerini de Sistem üzerinden yapabilmektedirler. MERSİS’in tam olarak uygulanır hale gelmesi ve bunun sonucunda elektronik ortamda işlemlerin yapılabilmesi ile birlikte, şirket sözleşmeleri sistem tarafından girişimcilerce ilgili yerlerin doldurulması ve elektronik imzayla imzalanması suretiyle hazırlanmaktadır. Bunun yanında, MERSİS’in tüm fonksiyonlarıyla devreye alınmasıyla birlikte ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla entegrasyonunun sağlanması sonucunda gerekli belgeler kurumlar tarafından elektronik ortamda sicile iletilebilmekte ve şirket kuruluş süreci elektronik ortamda tamamlanabilmektedir. Ayrıca şirketin kurulduğuna ilişkin husus da ilan edilmek üzere elektronik ortamda Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne gönderilebilmektedir.
KAYNAK: icticaret.gtb.gov.tr

ESNAF

Nasıl esnaf olurum?
Kişiler ticari faaliyet göstermek istediklerinde öncelikli olarak ildeki Maliye Bakanlığı birimine mükellefiyet kaydı yaptırır. Daha sonra da Esnaf ve Sanatkâr Sicil Müdürlüğüne giderek kayıt yaptırıp Esnaf ve Sanatkâr olurlar. Bununla birlikte yerel yönetimlere başvurarak (belediyeler) çeşitli ruhsatların alınması gerekmektedir.
Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifleri İle İlgili Problemler
Esnaf ve sanatkârların Halkbank aracılığıyla devlet destekli kredi almalarında kredi kefalet kooperatiflerinin kefaleti gerekmektedir. Kişiler ilgili kooperatiflere üye olarak uygun şartlarda kredi kullanabilmektedir. Bu konu ile ilgili problemlerde Bakanlığımız Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü ile irtibata geçilmelidir.
Esnaf ve Sanatkârım, Ne Zaman Emekli Olacağım?
Emeklilikle ilgili bilgilerinizi Sosyal Güvenlik Kurumundan temin edebilirsiniz. Bu bilgiler aynı zamanda www.turkiye.gov.tr adresinde de mevcuttur.
KOSGEB kredisinden nasıl faydalanırım?
KOSGEB desteklerine ulaşım ve başvuru işlemleri hakkında ilgili ildeki KOSGEB il müdürlüğü ya da KOSGEB temsilciliği aracılığıyla bilgi alınmaktadır. İlgili birimlerin iletişim bilgileri için www.kosgeb.gov.tr adresine ya da 444 1 567(KOS) telefon numarasına ulaşılmalıdır.
Esnaf ve Sanatkârım, Nasıl Kredi Alırım?
Esnaf ve sanatkârların krediye ulaşımları KOSGEB, Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kooperatifleri ve bankalar aracılığıyla sağlanmaktadır.
Esnaf ve Sanatkârların Fiyat Belirleme Usulü Neye Göre Yapılır?
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun “Fiyat tarifelerinin tespit şekli” başlıklı 62 nci maddesinde; bu Kanuna tabi esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifeleri, bağlı bulundukları odalarca hazırlanacağı ve odanın mensubu olduğu Birlik yönetim kurulu tarafından onaylanan fiyat tarifelerin belediye, mülki amirlik ve ilgili odaya bildirildiği andan itibaren yürürlüğe gireceği ve fiyat tarifeleri, uygulanacak azami hadleri gösterdiği hususu hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla; esnaf ve sanatkârlarca üretilen mal ve hizmetlerin fiyat tarifelerinde belirlenen azami hadlerin üzerinden bir fiyatla piyasalara arz edilmesinin mümkün olmayacağı ancak, fiyat tarifelerinde belirlenen azami hadlerin altında bir fiyatla piyasalara mal ve hizmet arz etme imkânının bulunduğu mütalaa edilmektedir.
Oda kaydı ve oda aidatının kanuni dayanağı nedir?
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun;
 
“Odaya kayıt” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Esnaf ve sanatkârların sicile kayıtları yapılmadıkça, hiçbir şekilde odaya kaydı yapılamaz. Sicile kayıt olan esnaf ve sanatkârlara ait bilgiler sicil tarafından; elektronik ortamda, iş yerlerinin bulunduğu yerdeki, iş yerleri seyyar olanların ikametgâhlarının bulunduğu yerdeki meslek ve sanatları ile ilgili ihtisas odasına; meslek ve sanatları ile ilgili ihtisas odası bulunmayanların bilgileri ise karma odaya kayıt için gönderilir.”,
“Kayıt ücreti, aidat, katılma payı, düzenlenecek belge ve hizmet ücretleri” başlıklı 61 inci maddesinin (b) bendinde; “Üyenin odaya ödeyeceği yıllık aidat, asgari ücretin onda birinden az, yarısından fazla olamaz. Kayıt ücretinin alındığı yıl için ayrıca yıllık aidat alınmaz.”,
hükümleri yer almaktadır.
Bu itibarla; esnaf ve sanatkârların meslekî faaliyette bulunabilmeleri için, her ilde kurulu bulunan esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla ilgili esnaf ve sanatkârlar odasına kayıt olmaları ve bu odalara aidat ödemeleri 5362 sayılı Kanun gereğidir.
İş yerimi kapattım (15.08.2005 Sonrası Vergi Mükellefiyetim sona erdi) ama geçmiş yıllara ait oda aidat borçları çıktı, ne yapmalıyım?
Vergi mükellefiyetinizi sona erdirmiş fakat esnaf ve sanatkar sicilinden terkin işlemi yapmamış iseniz; vergi mükellefiyetinizi sona erdirmeniz ilgili oda kaydınızın ve sicil kaydınızın iptali anlamına gelmemektedir.
Dolayısıyla aidat borcunuz ilgili oda tarafından tahakkuk edilecektir. Ancak Esnaf ve Sanatkârların Ödeyecekleri Kayıt Ücreti ve Yıllık Aidat Hakkında Yönetmelik’in “Yıllık aidat” başlıklı 6. maddesinin 8’nci bendinde yıllık aidat ile bunlara ait kesinleşen gecikme zamlarının tahsil zaman aşımı süresinin beş yıl olduğu ve beş yıl içinde tahsil edilmeyen yıllık aidat ve gecikme zamlarının terkin edileceği, belirtilmektedir. Bu madde gereğince en fazla son beş yıl içerisinde tahakkuk edilen borçlarınızı ödemekle mükellefsiniz.
Ayrıca esnaf ve sanatkârlarımız mesleki faaliyet durumlarındaki değişikliklerde bu değişikliği sicil müdürlüğüne otuz gün içerisinde bildirmekle mükelleftir. Daha sonra benzer problemler yaşamamak üzere lütfen en kısa zamanda sicil müdürlüğümüze bildirimde bulununuz.
KAYNAK: esnaf.gtb.gov.tr

KOOPERATİF

Kooperatif Ortaklıkları ve Organları
1) Taşıtını kooperatife özmal olarak devreden veya satan kişilerin ortaklık durumu ne olacaktır.
Esas olarak; ortaklık şartını kaybettiği için ortaklıktan çıkarılmaları gerekmektedir.
 Bu konuda ana sözleşmenin ortaklık şartlarında değişiklik yapılması halinde bu durumdaki kişilerin ortaklığının sürdürülmesi mümkün olabilecektir.
   2) Bir kooperatife nasıl ortak olabilirim?
Ortak olunmak istenen kooperatifin Ana sözleşmesinde kooperatife ortaklık için aranan nitelik ve şartlar düzenlenmiştir. Kooperatifin Ana sözleşmesinde gösterilen nitelik ve şartları taşıyanların ana sözleşmedeki tüm hükümlerin kabul edildiğini de belirten bir ortaklık başvurusunu kooperatifin yönetim kuruluna iletilmesi ve bu başvurunun yönetim kurulunca kabul edilmesi gerekecektir.
   3) Çıkarılma kararına itiraz eden ortağın yapılacak genel kurul toplantısına katılma ve burada oy kullanma hakkı devam eder mi?
Evet. Kanunun 16/son ve Ana sözleşmenin 14/son maddesi gereğince; çıkarılma kararının ortağa tebliğinden itibaren 3 aylık süre içinde genel kurula itiraz edilmişse veya ilgili mahkemede itiraz davası açılmışsa söz konusu çıkarılma kararı kesinleşmemiştir.
Bu nedenle, haklarında çıkarılma kararı kesinleşmeyen kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri devam edeceğinden, karar kesinleşinceye kadar bu kişilerin yerine yeni ortak kaydedilemeyeceği gibi yapılacak genel kurul için hazırlanacak ortaklar listesinde isimlerine yer verilmesi gerekmektedir
4) Tüzel kişiler kooperatife ortak olabilir mi?
            Kooperatifler Kanununun 9’uncu maddesi uyarınca kamu ve özel hukuk tüzel kişileri amaçları bakımından ilgilendikleri kooperatiflerin kuruluşlarına yardımcı olabilir, önderlik edebilir ve ortak olabilirler.
 Bu çerçevede, Kooperatif Ana sözleşmesinin ortaklık şartlarını düzenleyen ilgili maddesinde tüzel kişilerin bu kooperatife ortaklığını engelleyen “esnaf olunması” şartı gibi hükümler yok ise tüzel kişilerin ortaklığına mani bir durum yok demektir.  
 Kooperatife ortak olmak isteyen tüzel kişiliğin Ana sözleşmesinin amaç ve faaliyet konularında kooperatifin amaçlarına uygun faaliyet konusunun da yer alması gerekmektedir.
5) Ortaklıktan çıkma ertelenebilir mi?
Esas olarak: ortaklıktan çıkma engellenemez. Ancak, kooperatifin mevcudiyetini tehlikeye sokacak düzeyde ise ortaklıktan çıkma Ana sözleşmede hüküm olması kaydıyla en fazla 5 yıl geciktirilebilir.
 6) Yabancılar Kooperatife Ortak Olabilir mi?
 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda yabancıların kooperatife ortaklığını engelleyen bir hükme yer verilmemiştir.
Kooperatif Ana sözleşmelerinde de yabancıların kooperatife ortak olmasını engelleyen bir durum yok ise ülkemizde kurulu kooperatiflere ortak olabilirler.
7) Bir Paya Birden Fazla Kişi Ortak Olabilir mi?
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 19’uncu maddesi uyarınca bir ortak en az bir pay taahhüt ve tediye etmesi gerekmektedir.
 Kooperatif açısından bir paya birden fazla kişinin birlikte sahip olması bu kişilerin tamamının ortak olarak kaydedilmesini gerektirmez.
 Ancak, birden fazla kişi kendi aralarında bir paya hisseli olarak ortaklık sözleşmesi yapmışsa bu kişiler kendi aralarından bir temsilciyi kooperatife bildirmek durumundadır.
 Kooperatif bu temsilciyi ortak olarak kaydedecektir.
  8) Üç Ay Önce Kooperatife Ortak Olmayan Ortaklar Kooperatifin Genel Kurul Toplantısına Katılabilir Mi? Bu Kişiler Kooperatifin Organlarına Aday Olabilir Mi?
1163 sayılı Kooperatifler Kanununda (m.26) genel kurul toplantı tarihinden üç ay önce ortak olmayanların( yapı kooperatifleri hariç) genel kurula katılamayacakları hüküm altına almaktadır.
 Ancak, genel kuruldan 3 ay öncesinde ortaklığı bulunan kişilerden ortaklığı devir alan kişiler genel kurula katılma hakkına sahiptir.
 Ortaklığı üç ayı doldurmamış olan kişi genel kurula katılamazsa da kooperatifin yönetim ve denetim kurulu üyeliğine aday olabilirler.
 9) Birden fazla pay alınabilir mi? 
            Kooperatifler Kanununa göre; Ana sözleşmede hüküm bulunması halinde ortaklar en az 1, en fazla 5.000 pay taahhüt edebilirler.
 Ortağın en az taahhüt etmesi gereken pay sayısı 5 Bini aşmamak kaydıyla anasözleşmede gösterilir.
 10)  Organ Seçimlerinde Şekil ve Temsil Sınırı Nasıldır?
1163 sayılı Kooperatifler Kanununda (m.48) Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri hariç olmak üzere ortak sayısı 500’den fazla olan kooperatiflerin organ seçimleri gizli oy açık tasnif şekliyle yapılması gerekmektedir.
 Bu seçimlerde her ortak en fazla 1 ortağı temsil edebilecektir.
 Kredi Kefalet Kooperatiflerinde ise, anasözleşmede hüküm varsa veya genel kurulda karar alınması halinde organ seçimlerini gizli oyla ve açık tasnif esasına göre gerçekleştirebilmektedir.
 11) Görev Süresi Sona Eren Yönetim Kurulu Ortakları Genel Kurul Toplantısına Çağırmaya Yetkili Midir?
Kooperatifler Kanununun 98. maddesinin yollamasıyla gidilen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 610. maddesinden hareketle, görev süresi sona eren yönetim kurulu kooperatifin rutin işlemlerini yapmaya, bu çerçevede kooperatif ortaklarını seçimli bir genel kurul toplantısına çağırmaya yetkisi devam etmektedir.
 12) Kooperatiflerde sermaye nasıl hesaplanır?
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 1’inci maddesine göre; kooperatif, değişir ortaklı, değişir sermayeli ve sınırlı sorumlu ortaklık olarak tarif edilmiştir.
 Uygulamada bazı kooperatifler, genel kurul kararı ile üst ortak sayısını belirleyebilmekle birlikte esas itibariyle kooperatifler; ortak sayısına bağlı olarak değişen sermayeye sahip olabilmektedir.
 Bakanlığımızca hazırlanan Kooperatif Örnek Anasözleşmelerinin; 7’nci maddesinde “Kooperatifin sermayesi, ortakların taahhüt ettikleri payların toplam tutarından ibaret olup, değişkendir…” denilmekte; 8’inci maddesinde ise, her bir ortağın taahhüt etmek zorunda olduğu asgari pay sayısı belirlenmiştir.
 Bu nedenle, bir kooperatifin belirli bir tarihteki sermayesi belirlenmek isteniyorsa; kooperatif anasözleşmesinin ilgili maddesinde (Örnek Anasözleşmnin 8’inci maddesinde) her bir ortak tarafından taahhüt edilmesi zorunlu kılınan en az pay miktarına ve ortaklar defterinde belirli bir tarihteki kayıtlı ortak sayısına bakılması gerekmektedir.
 Buna göre kooperatiflerde toplam sermaye miktarı; tüm ortakların taahhüt ettiği pay sayısının her bir payın değeri olan 100 TL ile çarpılması sonucunda bulunur.
 Bu sermaye tutarı kooperatifin o tarihteki toplam sermayesi olup, değişkendir.
13) Ana sözleşme değişikliği ne zaman hüküm ifade eder?
1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 3’üncü maddesi uyarınca, Ana sözleşme değişikliği; ticaret siciline tescil ve ilanı ile hüküm ifade eder.
 KAYNAK: koop.gtb.gov.tr