SAKARYA TİCARET İL MÜDÜRLÜĞÜ
04 Eylül 2013 Çarşamba

Sıkça Sorulan Sorular

ÖNEMLİ UYARI:4077 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN 22 NCİ VE TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETLERİ YÖNETMELİĞİNİN 5 İNCİ MADDELERİNDE YER ALAN PARASAL SINIRLARIN ARTTIRILMASINA İLİŞKİN TEBLİĞE GÖRE BÜYÜKŞEHİR STATÜSÜNDEKİ İLLERDE TİCARET İL MÜDÜRLÜKLERİNİN İLGİLENECEĞİ EN ALT MİKTAR 3.110,58 TL DİR.BU MİKTARIN ALTINDAKİ DEĞERLERE BAĞLI BULUNAN KAYMAKAMLIKTAKİ İLÇE TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ BAKMAKTADIR.

 

101 SORUDA TÜKETİCİ MEVZUATI

Soru 1: Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna (TKHK) göre mal nedir?
TKHK’da gereğince; alış-verişe konu olan taşınır eşya, konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi mallar, mal kapsamına girmektedir.
Taşınır eşya, özüne zarar vermeden bir yerden başka bir yere taşınabilen nesnelerdir. Örneğin, tüketicinin evinde beslemek amacıyla aldığı evcil hayvan, telefon, mobilya, bilgisayar, yiyecek, içecek, ilaç vb.
Konut ve tatil amaçlı taşınmazlar, tüketicinin konut amaçlı almış olduğu ev, tatil amaçlı aldığı yazlık, devre mülk gibi taşınmazlardır.
Elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi mallar; bilgisayar programları, kaset, CD gibi ses ya da görüntü içeren araçlardır.
Soru 2:Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mal satımından kaynaklanan uyuşmazlıkların TKHK kapsamında değerlendirilmesinin şartı nedir?
Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mal satımından kaynaklanan uyuşmazlıkların TKHK kapsamında değerlendirilebilmesi için, taşınmazı satan kişinin Kanunun 3. maddesinin (f) bendi kapsamında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişiler olması zorunludur. Bu kapsamda müteahhitten taşınmaz satın alınması halinde, TKHK hükümleri uyuşmazlığa uygulanabilecekken, oturduğu evi satan bir kişiden satın alınan taşınmaz açısından TKHK hükümleri uyuşmazlığa uygulanamayacaktır.
Soru 3: İkinci el ürünler TKHK kapsamına girer mi?
İkinci el ürünler TKHK kapsamına girmemektedir. Bu nedenle, İkinci el ürünlere ilişkin uyuşmazlıklar genel hükümler çerçevesinde sulh hukuk mahkemelerince çözüme kavuşturulur (20.HD.25.04.2005, E.4338, K.5259).
Soru 4: Ayıplı mal nedir? Ayıp çeşitleri nelerdir?
TKHK’da ayıplı mal; “ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda ya da reklam ve ilanlarında yer alan veya satıcı tarafından bildirilen veya standardında veya teknik düzenlemesinde tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mallar” olarak tanımlanmaktadır. Buna göre; bir maldaki ayıp, satıcının söylediği ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmak üzere iki türde ortaya çıkabilecektir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere 4 çeşit ayıptan bahsedilmektedir. Bunlar; maddi, hukuki ve ekonomik ayıp ve miktar eksikliğinden kaynaklanan ayıptır.
Maddi ayıp: Bir mal, tüketiciler tarafından belirli bir amaç ile alınmaktadır. Bu nedenle malın kendisinden beklenen amaçları gerçekleştirecek vasıflara sahip olması gerekir. Bu amaca eşyanın fiziki yapısındaki bazı eksiklikler nedeniyle ulaşılamaması hallerinde malda maddi ayıplar bulunduğu varsayılır. Maddi ayıbı “bir eşyada bulunan fiziki eksiklikler” olarak tanımlayabiliriz. Bir malın yırtık, kırık, lekeli olması, yeni denilen bir otomobilin kullanılmış olması veya hasarlı olması nedeniyle bazı parçalarının değiştirilmesi ya da tamir edilmiş bulunması ve bunun söylenmemesi, fayansların çatlaması veya ufalanması gibi ayıplar maddi ayıplara örnek verilebilir.
Hukuki ayıp: Satılan malda, maddi anlamda bir özür yoktur, mal maddi yönden eksiksizdir. Ancak alıcının maldan yararlanmasını engelleyen, azaltan veya ortadan kaldıran hukuki bazı yasaklama ve sınırlamalar söz konusudur. Örneğin satılan malın hukuka aykırı bir marka taşıması, başkasına ait bir sınai veya telif hakkını ihlal etmesi, satılan bir otomobile gümrük idaresince el konulması, satılan malın satım sırasında hacizli olması gibi durumlarda hukuki ayıp vardır.
Ekonomik ayıp: Satılan malın verimi, elde edilecek tasarruf gibi iktisadi vasıflarının eksik olmasıdır. Örneğin, saatte 160 km hız yaptığı söylenen aracın 110 km’nin üstüne çıkamaması, aracın tanıtma ve kullanma kılavuzunda belirtilenden daha fazla yakıt yakması, az miktarda elektrik tükettiği belirtilen aracın çok elektrik tüketmesi, bulaşık makinesinin bulaşıkları yeteri kadar temizleyememesi, bilgisayarlarda programdaki fonksiyon bozukluğu, program uyumsuzluğu, kapasite uygunsuzluğu gibi.
Miktar eksikliği: Niteliği etkileyen miktar eksiklikleri TKHK gereğince ayıp olarak kabul edilmektedir. Miktar eksiklikleri malın ağırlık, hacim, yüzölçümü gibi hususlardaki eksikliklerdir. Örneğin bir kumaşın veya halının santimetrekaresinde bulunması gereken ilmek sayısının daha az olması, mutfak için alınan bir dolabın teslim edilmesi gerekenden daha küçük ölçülerde olması gibi. Ancak, miktar eksikliği malın niteliğini etkilemiyorsa bu durumda mal ayıplı sayılmaz. Örneğin, 3 metre aldığınız bir kumaşın 2 metre çıkması, 5 kg aldığınız pirincin 4 kg çıkması gibi. Bu durumda, eksik ifa söz konusudur. Uyuşmazlık, Borçlar Kanunu’nun 96 maddesi gereğince çözümlenir.
Soru 5: Satın alınan bir mal yerine başka bir malın teslim edilmesi ayıplı mal kapsamına girer mi?
Ayıplı maldan söz edilebilmesi için, sözleşmeyle kararlaştırılan malın teslim edilmiş olması, fakat o malda bulunduğu belirtilen vasıfların bulunmaması veya çeşidi ve niteliği gereği malın taşıması gereken özelliklerin eksik olması gerekir. Satın alınan bir mal yerine başka bir malın verilmesi ayıplı olarak değerlendirilemez. Bu durumda, yanlış ifa söz konusudur. (11. HD, 5.5.1987, E.949, K.2708; 11.HD, 20.2.1990, E.9372, K.1085).
Soru 6: Satın alınan mal yerine başka bir mal teslim edilmiş ve bu mal tüketici tarafından kabul edilmiş ise tüketici seçimlik haklardan yararlanabilir mi?
Tüketiciye almış olduğu mal yerine başka bir mal teslim edilmiş ve bu mal da tüketici tarafından kabul edilmiş ise, malın ayıplı çıkması durumunda tüketici TKHK’da belirtilen haklarından yararlanabilir.
Örneğin, altın kolye alan tüketiciye gümüş kolye verilmiş ve tüketici bu kolyeyi kabul etmişse, gümüş kolyenin ayıplı çıkması durumunda tüketici TKHK’nun 4. maddesi gereğince seçimlik haklarını kullanabilecektir.
Soru 7: Maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulları nelerdir?
Bir malın ayıplı çıkması durumunda maldaki ayıptan sorumlu tutmanın maddi koşulların mevcut olup olmadığına bakılmalıdır. Bu koşullar; ortada ayıp sayılan eksikliğin olması, ardından maldaki eksikliğin önemli olması ve ayıbın malın yarar ve zararının alıcıya geçtiği anda varolması, tüketicinin ayıbın varlığını bilmeden malı satın almış olması olarak sayılabilir.
Soru 8: Ayıplı bir mal karşısında tüketicinin hakları nelerdir? Tüketici seçimlik hakları ile tazminat isteme hakkını kimlere karşı kullanabilir?
Almış olduğu malın ayıplı çıkması durumunda tüketici, aşağıda yer alan haklardan birini kullanabilir.
<!--[if !supportLists]--> (1)    <!--[endif]--> Bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme,
<!--[if !supportLists]--> (2)    <!--[endif]--> Malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi,
<!--[if !supportLists]--> (3)    <!--[endif]--> Ücretsiz onarım isteme,
<!--[if !supportLists]--> (4)    <!--[endif]--> Ayıp oranında bedel indirimi.
Tüketici bu haklarının yerine getirilmesini imalatçı-üretici, satıcı, bayi, acente, ithalatçı ve Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi verenden talep edebilir. Ancak ayıplı mal ölüm ve/veya yaralanmaya yol açtıysa ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olduysa, tüketici, ayıplı malın vermiş olduğu zararların tazminini sadece imalatçı-üreticiden isteyebilir.
Soru 9: Ayıplı malın vermiş olduğu zararlar konusunda tüketicinin ve imalatçı-üretici sorumluluğu nedir?
Ayıplı bir malın, bir kişinin ölümüne veya yaralanmasına ya da başka bir malın zarar görmesine sebep olması halinde imalatçı/üretici doğan zararı, kusuru aranmaksızın tazmin etmekle yükümlüdür. Başka bir deyişle imalatçı/üretici, üretmiş olduğu malın sebep olduğu zararı tazmin etmek zorundadır.
Zarar görenin sorumluluğu ise, malın ayıbını, uğradığı zararı ve ayıp ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispat etmektir. Zarar gören bunu ispat edemezse, ortaya çıkan zarardan dolayı tazminat alamayacaktır.
Soru 10: İmalatçı/üretici ayıplı malın neden olduğu zarara ilişkin sorumluluktan kurtulabilir mi?
İmalatçı/üretici aşağıdaki durumlardan birini ispatladığı taktirde malın sebep olduğu zarardan sorumlu tutulamaz:
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Malı piyasaya sürmemiş olması.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Malın, satılmak gayesiyle veya ticari faaliyetlerin seyri sırasında üretilmemiş olması.
<!--[if !supportLists]--> c)      <!--[endif]--> Tüm hal ve şartlar göz önünde bulundurulduğunda, zarara sebep olan ayıbın, mal piyasaya sürüldüğünde mevcut olmaması.
<!--[if !supportLists]--> d)     <!--[endif]--> Malın teknik düzenlemesinin ayıba neden olması.
<!--[if !supportLists]--> e)      <!--[endif]--> Mal piyasaya sürüldüğünde mevcut bulunan bilimsel ve teknolojik bilgilerin, ayıbın varlığının bilinmesine imkan vermemesi.
Ayrıca nihai malın tasarımı ya da bu malın imalatçı/üreticisinin talimatı sebebiyle, bütünü oluşturan parçalardan birinin imalatçı/üreticisi, o malın ayıbından sorumlu değildir.
Soru 11: Ayıplı malın neden olduğu zararlardan dolayı birden fazla kimse sorumlu ise zararı kim tarafından tazmin edilecektir?
Ayıplı malın neden olduğu zararlardan dolayı birden fazla kimse sorumlu olduğu taktirde, bunlar müteselsilen sorumludurlar. Başka bir deyişle, zarar gören zararını, zarara sebep olan kişilerin herhangi birinden talep edebilecektir. Ancak zararın, tüketicinin veya tüketicinin sorumlu olduğu üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanması halinde tüm hal ve şartlar göz önüne alınarak, imalatçı/üreticinin sorumluluğu azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Soru 12: Ayıplı mallarda zamanaşımı süresi ne kadardır?
Ayıba karşı sorumlu tutulanlar, ayıba karşı daha uzun bir süre ile sorumluluk üstlenmemişlerse, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile;
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Malın tüketiciye teslimi tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda zamanaşımı beş yıldır.
Ayıplı malın neden olduğu her türlü zararlardan dolayı yapılacak talepler ise üç yıllık zamanaşımına tabidir. Bu talepler zarara sebep olan malın piyasaya sürüldüğü günden başlayarak on yıl sonra ortadan kalkar.
Ancak, satılan malın ayıbı, tüketiciden satıcının ağır kusuru veya hile ile gizlenmişse zamanaşımı süresinden yararlanılamaz.
Örneğin, 11.07.1997 tarihinde alınan bir aracın, bu tarihten sonra direksiyon sistemindeki arızanın varlığı yetkili servisçe tespit edilmiş, parça değişikliklerinden sonra da aynı arza ortaya çıkmış, araç tekrar yetkili servise götürülmüş, yetkili servisçe parça değişiklikleri ve yağlama gibi geçici tedbirlerle sorun giderilmeye çalışılmış ancak tüketicinin araçtan beklediği verimi almasını önleyecek ölçüde aynı arızaların tekrarlanması üzerine, tüketici fabrikaya başvurup, başka bir yetkili servise de aracını götürmüş ve bu serviste arızanın hayati öneme haiz olduğunun belirtilmesi üzerine tüketici araç üzerinde Makine Mühendisleri Odasınca belirlenen bilirkişiye yaptırdığı inceleme ve tespitle aracın üretim arızasının bulunduğunu tespit ettirmiş, satıcıya ait yetkili serviste ücreti karşılığı yeniden parça değişikliği yapılmış, ancak araçta aynı arıza 18.04.2002 tarihinde yeniden ortaya çıkmış ve yine serviste tamir yoluyla giderilmeye çalışılmıştır.
Bu bağlamda; somut olay incelendiğinde ve olayın açıklanan gelişimi ve deliller dikkate alındığında araçta üretim hatası bulunup, bunun gizli ayıp olduğuna kuşku yoktur. Zira, tüketici üretici onarımı yetkili servis istasyonları eliyle yaptırmıştır. Bu istasyonlar satılan araçların teknik özellikleri itibariyle arıza ve ayıbı doğru ve tam teşhis edebilecek, en kısa sürede ve tam anlamıyla giderebilecek elemanlar bulundurmak zorundadır. Deneme yanılma ile aracı tamire çalışan ve parça değişikliği yoluna giden servis çalışanlarının serviste bulundurulmasının sonuçları tüketiciye mal edilemez.
Araç, 11.07.1997 tarihinde alınmıştır. Tüketici, 20.06.2001 tarihinde arabanın yenisi ile değiştirilmesini veya değer kaybının telafisini ve 1.475.894.449 lira tamir ücreti ile 40.000.000 TL bilirkişi ücretinin faizi ile satıcıdan alınmasını istemiştir. Aracın alınış tarihine ve dava tarihine bakıldığında iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Ancak, üretim hatasının varlığını rahatlıkla tespit edebilecek nitelikte olması gereken servisin tüketiciyi sonuç alınamayan tamirlerle oyalaması ve arızanın belli periyotlarla tekrarlaması dikkate alınmalıdır. Somut olayda hile ile gizlenmiş bir ayıp sözkonusudur. Bu nedenle, satıcı zamanaşımı süresinden yararlanamayacaktır. Tüketici lehine karar verilmelidir. (Yargıtay Genel Kurulu, 18.2.2004, E.2004 / 4-29, K.2004/83)
Soru 13: Ayıplı hizmet nedir? Ayıplı bir hizmet karşısında tüketicinin hakları nelerdir?
Ayıplı hizmet; sağlayıcı tarafından bildirilen reklam ve ilânlarında veya standardında veya teknik kuralında tespit edilen nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan ya da yararlanma amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren hizmetlerdir.
Tüketici ayıplı hizmetten dolayı aşağıda belirtilen seçimlik haklarını hizmetin ifa edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde kullanarak sağlayıcıdan isteyebilir;
<!--[if !supportLists]--> 1-      <!--[endif]--> Sözleşmeden dönme,
<!--[if !supportLists]--> 2-      <!--[endif]--> Hizmetin yeniden görülmesi,
<!--[if !supportLists]--> 3-      <!--[endif]--> Ayıp oranında bedel indirimi.
Ancak, tüketicinin sözleşmeyi sona erdirmesi, durumun gereği olarak haklı görülemiyorsa, bu takdirde sadece bedelden indirim ile yetinilir.
Ayrıca; tüketici bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı hizmetin neden olduğu,
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan,
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan
hallerde tazminat da isteyebilir. Sağlayıcı, tüketicinin seçtiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Sağlayıcı, bayi, acente ve 10 uncu maddenin beşinci fıkrasına göre kredi veren, ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin seçimlik haklarından dolayı mütelsilen sorumludur. Başka bir deyişle tüketici zararının tazminini tedarik zincirinde yer alan kişilerin herhangi birinden de talep edebilirler.
Örneğin, bir tüketici üniversiteye hazırlanmak amacıyla bir dershaneye kayıt olmuştur. Dershane ücreti karşılığında bir miktar peşin ödeyip kalanı için 9 senet imzalamıştır. Dershane 3 ay sonra kapanmıştır ve dershane sahibi bu senetleri tahsil etmek amacıyla hizmeti tam olarak vermediği halde senetleri tahsil etmek için bankaya vermiştir. Bu durumda; sağlayıcı vaat ettiği hizmeti vermediği için tüketici ayıplı hizmetten dolayı seçimlik haklarını kullanabilir. ( 13.HD., 9.11.1998, E.6965, K.8859)
Başka bir örnekte, tüketici, halısını temizletmek üzere bir firmaya verir. Firma, verdiği hizmet karşılığında düzenlemesi gereken fişi tüketiciye vermemiş, üzerinde temizlik malzemesi satışı yazan bir fiş vermiştir. Firmanın verdiği hizmet sonucunda halı zarar görmüştür. Tüketici, zararının karşılanması amacıyla dava açmıştır. Firma tüketiciye sadece temizlik malzemesi sattığını, verdiği fişin de temizlik malzemesi satışına ilişkin olduğunu iddia etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından, firmanın reklam amacıyla dağıtmış olduğu broşürlerde sadece halı temizleme hizmetine ilişkin bilgilerin yer aldığı temizlik malzemesi satışına ilişkin hiçbir bilginin yer almadığı, temizlik malzemesi satışına ilişkin fiş verilmesinin tüketiciyi aldatmaya yönelik bir işlem olduğunu belirerek tüketici lehine karar vermiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.2.2004, E.2004/ 15-83, K.2004/98).
Soru 14: Haksız şart nedir? Sözleşmelerdeki haksız şart değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gereken hususlar nelerdir?
Satıcı veya sağlayıcının tüketiciyle müzakere etmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğu, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır.
Bir sözleşme şartının haksız şart olup olmadığı değerlendirilirken, öncelikle sözleşme hazırlanırken sözleşme şartlarının tüketiciyle müzakere edilip edilmediğine bakılır. Eğer bir sözleşme şartı önceden hazırlanmışsa ve özellikle standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda sözleşmenin standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmında haksız şartlara ilişkin değerlendirme yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak sözleşmenin değerlendirilmesi sonucunda, sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerde tüketici aleyhine bir dengesizliğe neden olan bir hüküm varsa o hüküm haksız şart olarak tespit edilir.
Sözleşme şartlarının tüketicinin anlayabileceği şekilde açık ve anlaşılır dille yazılmış olması gerekir. Bir sözleşme şartının haksızlığı değerlendirilirken,
a- Sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, b- Sözleşmenin yapılmasını sağlayan şartlar, c- Onun bağlı olduğu sözleşmelerin tüm şartları,
dikkate alınır. Şartların haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille kaleme
alınmış olmak koşuluyla;
a- Gerek sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki, b- Gerekse mal veya hizmetin gerçek değeri ile sözleşmede belirlenen fiyatı arasındaki,
dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.
Sözleşmede yer alan bir şartın ne anlama geldiği hukukun yorum yöntemleriyle belirlenemiyorsa, tüketici lehine olan yorum tercih edilir.
Sözleşmedeki haksız şartlara ilişkin örnekler Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmelik ekinde yer almaktadır. Yönetmelik ekinde yer alan haksız şartlar sadece örnektir. Bunların dışında da tüketici sözleşmelerinde birçok haksız şart vardır.
 
Soru 15: Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlarda tüketicinin hakları nelerdir, hukuki sonucu nedir?
Tüketicilerle imzalanan sözleşmelerdeki haksız sözleşme şartları geçersizdir. Tüketici sözleşmedeki haksız şartın gereğini yerine getirmez. Hukuken haksız şartlar batıldır, yani geçersizdir. Geçersiz sayılan bu hükümler olmadan da sözleşme ayakta tutulabiliyorsa sözleşmenin geri kalanı varlığını korur, başka bir deyişle sözleşme geçerlidir. Bu durumda, sözleşmenin kısmen veya tamamen ifa edilmiş olup olmamasına göre sözleşme tamamen geçersiz sayılmamalı, o sözleşme hükmünün hukuk ve hakkaniyet ilkeleri çerçevesinde edimler ve menfaatler dengesine göre düzeltilmesi yoluna gidilmelidir. (13.HD, 23.11.2005, E.2005/11428, K.2005/17306)
Başka bir örnekte; tüketici kredi sözleşmesindeki temerrüt faizi ile ilgili oranların banka tarafından sonradan tek taraflı belirlenmesi halinde, sözleşme hükümleri haksız şart olarak değerlendirilmiş, ancak tamamen geçersiz sayılmamış, bankanın sözleşme ile kendisine tanınan faiz oranlarını tek taraflı belirleme ve arttırma yetkisini, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde kullanıp kullanmadığı belirlenmesi ve temerrüt tarihi itibariyle diğer bankaların aynı türden kullandırdığı kredilerin faiz oranları araştırılarak, istenebilecek temerrüt faiz oranı tespit edilmesinin gerektiği kararına varılmıştır. (13.HD, 23.11.2005, E.2005/11428, K.2005/17306).
Başka bir örnekte, cep telefonu aboneliği için tüketici tarafından imzalanan bir sözleşmede faturada belirtilen son ödeme tarihini geçen ödemeler için uygulanacak faiz oranlarının, abonelere gönderilen faturalarda bildirileceği belirtilmiş olup, davalıya gönderilen faturalarda bu faiz oranının aylık % 8 üzerinden günlük olarak hesaplanacağı açıklanmıştır. Yargıtayca verilen Kararda, diğer telefon şirketlerinin uyguladığı faiz oranlarının dava konusu olan fatura tarihindeki ortalamasının hesaplanması o dönemdeki diğer ekonomik etkenlerde dikkate alındığında uygulanan faiz oranının haksız ve fahiş olup olmadığının bilirkişi vasıtası ile araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre sözleşme şartının haksız olup olmadığı değerlendirilerek uygun bir karar verilmesinin gerektiği belirtilmiştir. (13.HD., 24.11.2005, E.2005/11099, K.2005/17357)
Soru 16: Taksitle satış nedir? Taksitli satışlara ilişkin sözleşme yazılı yapılmadığında sözleşme geçerlimidir?
Taksitle satış, satım bedelinin en az iki taksitle ödendiği ve malın veya hizmetin sözleşmenin düzenlendiği anda teslim veya ifa edildiği satım türüdür. Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı biçimde yapılmayan sözleşmeler geçersizdir. Sözleşmenin geçersiz olması durumunda TSHH kararında, tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermeleri hususuna yer vermelidir.
Soru 17: Taksitli satışlara ilişkin sözleşmelerde bulunması gereken şekil şartlarının olmaması durumunda sözleşme geçerlimidir? Taksitli satışlardaki “muacceliyet şartları” nelerdir?
Taksitli satış sözleşmelerinde yer alması gereken şartlar TKHK’nun 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirlenmiştir. Tüketici tarafından imzalanan taksitli satış sözleşmesinde, Kanunda belirlenen sözleşme şartlarının bir veya daha fazlasının bulunmaması durumunda, Kanunun 6. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca imzalanan sözleşme geçerli olacaktır. Ancak sözleşmede yer alan eksikler satıcı veya sağlayıcı tarafından derhal giderilmelidir.
Satıcı veya sağlayıcı, taksitlerden birini veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak; ancak satıcının veya sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi ve ödenmeyen taksit toplamının satış bedelinin en az onda biri olması halinde kullanılabilir. Ancak satıcının veya sağlayıcının bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.
Soru 18: Devre tatil sözleşmesi hangi durumda geçersizdir?
Devre tatil sözleşmesi: En az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.
Devre tatil sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı olarak yapılmayan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. TSHH, devre tatil sözleşmesi yazılı olarak yapılmadığı takdirde, sözleşmenin geçersizliğine tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermelerine karar vermelidir.
Soru 19: Devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkı nasıl düzenlenmiştir?
Tüketici, sözleşmenin her iki tarafça imzalanmasından itibaren on gün içinde hiçbir sebep göstermeksizin ve hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin cayma hakkını kullanarak sözleşmeden dönebilir.
Sağlayıcı, on günlük cayma süresi dolmadan devre tatil sözleşmesine konu mal ve/veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Ancak, sözleşmenin devre tatil sözleşmesine konu tesiste akdedilmesi halinde, sağlayıcı tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyebilir. Bu durumda sözleşmenin devre tatile konu tesiste yapıldığını ispat külfeti sağlayıcıya aittir. Tüketicin 10 günlük cayma süresi geçerlidir.
Soru 20: Devre tatil nedir? Eski tarihli devre tatil sözleşmelerine 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri uygulanır mı?
Devre tatil sözleşmeleri, en az 3 yıllık süre için ve 1 haftadan az olmayacak bir dönemi kapsayacak şekilde bir veya birden fazla taşınmazın kullanım hakkının devredildiği sözleşmelerdir. Devre tatil sözleşmelerinin alt sınırı Kanunla tespit edilmiş ancak üst sınırı belirlenmemiştir. Uygulamada en az 10 yıllık süreyi kapsayan devre tatil sözleşmeleri yapılmaktadır.
Bu tür sözleşmeler süreklilik arz etmektedir. Bu nedenle 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri devre tatil sözleşmelerine uygulanır. TSHH, devre tatil sözleşmelerine ilişkin bir uyuşmazlık konusunda başvuru yapıldığında 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümlerine göre karar verir.
Örneğin eski tarihli sözleşmelerde haksız sözleşme şartı var ise haksız şart niteliğinde olan sözleşme şartının tüketici için geçersiz olduğuna karar verir.
Soru 21: Devre mülk nedir? Devre tatil ile devre mülk arasındaki farklılıklar nelerdir?
Devre mülke ilişkin düzenlemeler Kat Mülkiyeti Kanunu’nda yer almaktadır. Devre mülk, mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde istifade hakkı, müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulmaktadır. Süresi en az 15 gündür. Resmi şekilde yapılır, tapuya tescil ettirilir. Tapuya tescil ettirilmeyen devre mülk satışları geçersizdir. Devre tatil ise, en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde, belirli veya belirlenebilecek ve bir haftadan az olmayacak bir dönem için bir veya daha fazla sayıdaki taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren sözleşme ya da sözleşmeler grubudur.
Devre mülk sözleşmeleri, tüketici mevzuatında yer alan devre tatil sözleşmelerine ilişkin düzenlemelere tabi değildir. Devre mülkte her hangi bir ayıp varsa ayıplı mala, taksitle satıldıysa taksitli satışlara, kapıdan satış yöntemiyle satıldıysa kapıdan satışlara veya kampanyalı satışı yapıldıysa kampanyalı satışlara ilişkin düzenlemelere tabidir. Devre mülk satışının anılan düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilmesi yapılabilir, ancak devre tatil sözleşmelerine ilişkin düzenlemeler çerçevesinde değerlendirmesi yapılamaz.
Soru 22: Devre mülk konusundaki uyuşmazlıklar TKHK kapsamına girer mi?
TKHK’da yer alan mal tanımı, konut ve tatil amaçlı taşınmazları da kapsamaktadır. Buna göre, tüketicinin konut amaçlı almış olduğu ev, tatil amaçlı aldığı yazlık, deve mülk gibi taşınmazlar Kanun kapsamına girmektedir.
Devre mülk hakkı Kat Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen taşınmazın müşterek mülkiyet payına bağlı bir hak olup resmi şekilde yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmelidir. Tapuya tescil ettirilmeyen devre mülk sözleşmeleri geçersizdir. Uyuşmazlığın TKHK kapsamında değerlendirilebilmesi için sözleşmenin geçerli olması gerekmektedir. Geçersiz sözleşmeler TKHK kapsamında değerlendirelemez(13.HD., 09.03.2005, E.1221, K.3812).
Devre mülke ilişkin bir uyuşmazlığa bakan TSHH öncelikle devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmiş olduğuna bakmalıdır. Devre mülk hakkı tapuya tescil ettirilmiş ise o takdirde uyuşmazlığı TKHK kapsamında değerlendirerek karara varmalıdır.
Soru 23: Devre mülk ve devre tatil sahiplerinden alınan servis bedelleri arasındaki fark nedir?
Devre mülklere ait yıllık bakım ücretleri ile devre tatillere ait yıllık bakım ücretlerinin hesaplanmasının farklı yapılması gerekmektedir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından onanan Ankara 2. Tüketici Mahkemesi’nin 17.06.2004 tarihli, 2004/860 Esas Nolu ve 2004/375 Karar Nolu devre tatillerde aidat bedeli indirimine ilişkin Kararında, devre tatil alan tüketicinin, devre tatil sözleşmesi ile satıcıdan devre mülk almadığı, gayrimenkullun aynına ilişkin giderlerden kullanıcının (kiracı) sorumlu olamayacağı, bu tür giderlerden gayrimenkul sahibinin sorumlu olacağı, devre tatillerin devre mülklerden farklılık arz ettiği ve hizmet satın alan devre tatil malikinden gayrimenkul bakım-onarım-tamir-alt yapı güzelleştirme gibi taşınmazın aynına ilişkin masrafların tüketiciden istenemeyeceği hükmüne varılmıştır.
Soru 24: Paket tur nedir? Paket tur sözleşmesi hangi durumda geçersizdir?
Paket tur sözleşmesi: ulaştırma, konaklama ve bunlara yardımcı sayılmayan diğer turistik hizmetlerin en az ikisinin birlikte, her şeyin dahil olduğu fiyatla satılan veya satış taahhüdü yapılan ve hizmeti 24 saatten uzun bir süreyi kapsayan veya gecelik konaklamayı içeren sözleşmelerdir.
Paket tur sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Yazılı olarak yapılmayan devre tatil sözleşmeleri geçersizdir. TSHH, paket tur sözleşmesi yazılı olarak yapılmadığı takdirde, sözleşmenin geçersizliğine tarafların birbirlerinden aldıklarını geri vermelerine karar vermelidir.
Soru 25: TKHK’ya göre kampanyalı satış nedir? Bu satış türünü taksitli satıştan ayıran en önemli farkı belirtiniz.
Kampanyalı satış;
<!--[if !supportLists]--> -  <!--[endif]--> Gazete, radyo, televizyon ilânı ve benzeri yollarla tüketiciye duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul edilmesi,
<!--[if !supportLists]--> -  <!--[endif]--> Malın veya hizmetin daha sonra teslim veya ifa edilmesi suretiyle yapılan satış türüdür.
Kampanyalı satışı taksitli satışlardan ayıran en önemli özellik, malın teslimi veya hizmetin yerine getirilmesinin taksitli satışlarda olduğu gibi sözleşmenin düzenlendiği tarihte değil, daha sonra gerçekleştirilmesidir.
Soru 26: Kampanyalı satış sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
Kampanyalı satış sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve yazılı sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Ayrıca, yazılı sözleşmede 4077 sayılı Kanun’un “Taksitli Satışlar” başlıklı 6/A maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen sözleşmedeki asgari koşullara ek olarak “kampanya bitiş tarihi” ile “mal veya hizmetin teslim veya yerine getirilme tarih ve şekli”ne ait bilgilerin de sözleşmede yer alması gerekir.
TSHH tarafından yapılan incelemede, kampanyalı satış sözleşmesinin yazılı yapılmadığının anlaşılması halinde, yazılı olarak yapılmayan sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 27: Kampanyalı satışlarda ilan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda sorumluluk kime aittir?
İlan ve taahhüt edilen mal veya hizmetin teslimatının veya ifasının hiç ya da gereği gibi yapılmaması durumunda, satıcı, sağlayıcı, bayi, acente, imalatçı-üretici, ithalatçı ve 4077 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin beşinci fıkrasına göre kredi veren müteselsilen sorumludur.
Örneğin tüketici, X Bankası’nın Y A.Ş.’nin yaptığı otomobil kampanyasına iştirak edilmesi halinde daha düşük faiz ile kredi verileceğinin belirtilmesi nedeniyle kampanyaya Y A.Ş.’nin bayisine başvurarak katılmış fakat, kendisine sözleşme konusu otomobilin daha düşük bir modeli teslim edilmiştir. Bu durumda, tüketiciye düşük model otomobil teslim edilmesinden dolayı Y A.Ş. ile X Bankası müteselsilen sorumludur.
Soru 28: Kampanyalı satışlarda Bakanlık iznine tabi olan mallar hangileridir?
<!--[if !supportLists]--> a)   <!--[endif]--> Konut ve tatil amaçlı taşınmaz,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Motorsiklet,
<!--[if !supportLists]--> c)   <!--[endif]--> Otomobil,
<!--[if !supportLists]--> d)  <!--[endif]--> Minibüs.
Yukarıda belirtilen malların dışında kalan mallar ile hizmetlerin, kampanyalı satış yöntemi ile satılması durumunda Bakanlıktan veya Müdürlükten izin alınmasına gerek yoktur.
Söz konusu mal gruplarına ait kampanya düzenleyenler, kampanyalarını ülke genelinde yapacaklar ise Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’ne, yerel düzeyde yapmak isterlerse İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne başvurarak “Kampanyalı Satış İzin Belgesi” almak zorundadırlar.
TSHH’nde görülmekte olan uyuşmazlık yukarıdaki mal gruplarına ait ve kampanya Kampanyalı Satış İzin Belgesi olmadan yapılmış ise, başka bir unsurun araştırılmasına gerek olmadan kampanyalı satış işleminin iptaline, tüketicinin bu işlem nedeniyle satıcıya borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 29: Kampanyalı satışlarda tüketicinin cayma hakkı var mıdır? Var ise süresi ve uygulama şekli nedir?
Evet, vardır. Bu süre, Kanun’da cayma hakkı düzenlenmiş diğer satış türlerinden farklı olarak belirli bir süre olmayıp, kampanya konusu sözleşmede belirlenmiş olan mal veya hizmetin tüketiciye teslim veya yerine getirileceği tarihe kadardır. Tüketici sözleşmede belirlenen bu tarihe kadar kampanyadan her zaman ayrılma, yani cayma hakkına sahiptir.
Söz gelimi, tüketici Y A.Ş.’nin düzenlediği otomobil kampanyasına iştirak etmiş ama teslim tarihi olan 15.06.2006’den önce 10.06.2006 günü kampanyadan ayrılmak istediğini iadeli taahhütlü mektupla Şirket’e bildirmiştir. Tüketici, bu kararını otomobilin teslim tarihinden önce ve usulüne uygun olarak bildirdiği için, kampanyadan ayrılma, diğer bir anlatımla cayma hakkını kullanmıştır.
Tüketicinin kampanyadan ayrılması halinde satıcı veya sağlayıcı, mal veya hizmetin sözleşmede belirlenen teslim veya ifa tarihini geçmemek şartıyla ödemiş olduğu tüm bedeli ve kıymetli evrakı tüketiciye iade etmekle yükümlüdür.
TSHH, cayma hakkına ilişkin bir çekişmenin varlığı halinde sözleşme ve eklerindeki teslim tarihi ile tüketicinin cayma iradesi beyanı tarihine bakmalı ve cayma hakkının usulüne uygun kullanıldığını tespit etmesi halinde, kararında, ayrıca söz konusu iade işleminin Medeni Kanun’un 2 nci maddesi hükmü çerçevesinde yapılması gerektiğini belirtmelidir.
Soru 30: Kampanyalı satış sözleşmelerinde ön ödeme tutarı, sözleşme bedelinin ne kadarından fazla olamaz?
Kampanyayı düzenleyen ile tüketici arasında akdedilen yazılı sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, ön ödeme tutarı, mal veya hizmetin satış bedelinin yüzde kırkından fazla olamaz.
Örneğin, kampanyalı satış sözleşmesinde satış fiyatı 40.000 YTL olan bir otomobile ilişkin olarak aksi belirtilmemiş ise tüketiciden bu fiyatın %40’ı oranındaki 16.000 YTL’den daha fazla ön ödeme yapması istenemez. Fakat tüketici ile A A.Ş., sözleşmede belirterek ön ödeme bedeli olarak %40’dan daha yüksek bir oranı kararlaştırabilirler.
Soru 31: Kampanyalı Satış İzin Belgesinin geçerlilik süresi ne kadardır?
Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü tarafından onaylanan kampanya düzenleme yetki belgelerinin geçerlilik süresi bir yıldır.
Yetki belgeleri onay tarihi esas alınarak belgenin onay işleminin yapıldığı yerde, her yıl vize edilir.
Geçerlilik süresinin dolmasını takip eden üç ay içerisinde vizesi yaptırılmayan belgeler geçersiz sayılır.
Kampanyalı satışlara ilişkin Yönetmeliğe aykırı uygulamaların tespiti ve bununla ilgili olarak Genel Müdürlüğün veya Müdürlüğün uyarısına rağmen, bu durumun düzeltilmemesi halinde, verilen izin iptal edilir.
İzni iptal edilen kişilerin mensubu olduğu ilgili meslek kuruluşlarına da durum bildirilir. Ayrıca, iznin iptal edildiği, düzenleyicinin kayıtlı olduğu meslek kuruluşunca giderleri düzenleyiciden alınmak kaydıyla, Türkiye genelinde yayımlanan ve tirajı yüzbinin üzerinde olan en az bir gazetede ilan edilir.
Soru 32: Kampanyalı satışlarda mal ya da hizmetin teslim veya ifa süresi ne kadardır?
Kampanyalı satışlarda malın teslim ya da hizmetin ifa süresi on iki ayı aşamaz. Konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallar için bu süre otuz aydır.
Tüketicinin ödemeye ilişkin tüm edimlerini yerine getirmesi durumunda, malın teslimi ya da hizmetin ifası, ödemenin bitimini takiben en geç bir ay içinde yapılmak zorundadır.
Soru 33: Kapıdan satış sözleşmelerinin geçerlilik şekli nedir?
Kapıdan satış sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması ve yazılı sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur.
TSHH tarafından yapılan incelemede, kapıdan satış sözleşmesinin yazılı yapılmadığının anlaşılması halinde, yazılı olarak yapılmayan sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar verilmelidir.
Soru 34: Kapıdan satış nasıl yapılabilir?
Kapıdan satış, ilgili Yönetmeliğinde belirtilen usule uygun olarak İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüklerine yapılan başvuru sonucunda alınacak “Kapıdan Satış Yetki Belgesi” ile yapılabilir.
Yazılı olarak yapılan kapıdan satış sözleşmesinin birinci sayfasında tüketicinin bu işlemden cayma hakkını belirten:
‘Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı teslim aldığı veya sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde malı veya hizmeti reddederek sözleşmeden cayma hakkının var olduğunu ve cayma bildiriminin satıcı veya sağlayıcıya ulaşması tarihinden itibaren malı geri almayı taahhüt ederiz.’ ibaresi en az onaltı punto koyu siyah harflerle yazılmış olmalıdır.
Satıcı veya sağlayıcı, sözleşmeyi tüketicinin imzalamasını ve sözleşme tarihinin tüketicinin kendi el yazısı ile yazılmasını sağlamak zorundadır.
Soru 35: Tüketici, kapıdan satışlarda cayma hakkını nasıl kullanır?
Tüketici;
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten itibaren,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise malın teslim tarihinden itibaren,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Hizmet satımında, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren,
yedi günlük cayma hakkı süresinin sonuna kadar malı veya hizmeti kabul veya hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmekte serbesttir.
Tüketici malı veya hizmeti reddetmeyi düşünüyor ise, yedi günlük bu süre dolmadan ve herhangi bir şekil şartına bağlı kalmadan cayma kararını satıcı/sağlayıcıya bildirebilir. Cayma bildiriminin süresi içinde yapılmamış olması mal veya hizmetin kabul edildiği anlamına gelir. Bu takdirde tüketici sözleşme hükümleri çerçevesinde satıcı/sağlayıcıya bir ödeme yapmak veya kendisini borç altına sokan bir belge vermek zorundadır.
Eğer tüketici süresi içinde kapıdan satış işleminden caymış ise satıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaştığı andan itibaren yirmi gün içerisinde malı geri almakla yükümlüdür.
Soru 36: Kapıdan Satışlarda sözleşmenin düzenlendiği veya malın teslim edildiği tarihte, tüketiciden ödeme yapması istenebilir mi?
Hayır, istenemez. Çünkü 4077 sayılı Kanun, kapıdan satışlarda peşin ödeme yasağını kabul etmiştir. Yedi günlük cayma hakkı süresi dolmadan satıcı veya sağlayıcı, kapıdan satış işlemine konu mal veya hizmet karşılığında tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez.
Soru 37: Cayma hakkı süresi içerisinde tüketici malı nasıl kullanmalıdır?
Kapıdan satış işlemiyle kendisine mal teslim edilen tüketici, malın ambalajını açması veya malı mutat, yani olağan biçimde kullanması nedeniyle meydana gelen değişiklik ve bozulmalarından sorumlu değildir.
Ancak tüketici, Medeni Kanun’un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olarak malı mutat olmayan, yani olağan dışı biçimde kullanmış ise değişiklik ve bozulmalardan sorumlu hale gelir.
Soru 38: Kapıdan satışlarda sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmemesi durumunda tüketicinin haklar ı nelerdir?
Tüketici, sahip olduğu haklarının da yazılı bulunduğu sözleşmeyi imzalar ve kendi el yazısı ile tarihini yazar.
Satıcı veya sağlayıcı, Kanunda emredilen bilgilerin sözleşmede yer almasını sağlamak ve taraflar arasında akdedilen sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermekle yükümlüdür.
Kanunun 9 uncu maddesine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğini ispat satıcıya veya sağlayıcıya aittir. Aksi takdirde, tüketici cayma hakkını kullanmak için yedi günlük süre ile bağlı değildir.
Soru 39: Mesafeli sözleşme nedir?
Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. Mesafeli satış sözleşmeleri çeşitleri aşağıdadır:
.    Yazılı iletişim araçları ile yapılan sözleşmeler,
Katalogdan, gazete ile dergi ilanlarından ve diğer yazılı iletişim araçlarından seçme yoluyla yapılan satışlar mesafeli satış olarak kabul edilmektedir. Tüketici bu yöntemle ya bir formu belirtilen adrese göndermekte ya da belirtilen bir telefon numarasını arayarak siparişini vermektedir. Mal veya hizmet ise, daha sonra gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
.    Telefonla yapılan sözleşmeler,
Tüketicinin, herhangi bir iletişim aracında gördüğü bir mal veya hizmet ile ilgili olarak sözleşme yapmak üzere, belirtilen telefon numarasını araması veya satıcı veya sağlayıcının tüketiciyi araması sonucunda bir sözleşmenin imzalanmasıdır. Mal veya hizmet ise, daha sonra gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
.    Teleshopping,
Televizyon ve bilgisayarlar aracılığıyla yapılan mesafeli satışlardır. Bu satış yönteminde tüketici, televizyonlarda yayımlanan satış amaçlı programlarda verilen telefon numaralar ı arayarak veya e-posta adreslerine mesaj göndererek sipariş vermektedir. Ödeme ya verilen   hesaba   havale   şeklinde   ya   da   kredi   kartı   numarasının   verilmesi   suretiyle yapılmaktadır.    Sipariş   edilen   mal   veya   hizmet   daha   sonra   gönderilmekte   ya   da sağlanmaktadır.
.    Elektronik ticaret,
Elektronik ortamda yapılan satışlardır aşağıdaki şekillerde yapılır:
E-mail aracılığıyla yapılan sözleşmelerde; taraflar karşılıklı e-mail alışverişleriyle sözleşme kurulmaktadır. Satışa davet ve kabul tamamen e-mail aracılığıyla iletilebileceği gibi, yazılı belge veya faks da kullanılabilir.
Web sitesi aracılığıyla yapılan satışlarda; çoğu kez bir web sitesi operatörü satılık mal ve hizmet önerir. Tüketici ekrana yerleştirilen sipariş formunu tamamlar ve karşı tarafa iletir. Satıcı siparişi kabul ettiği zaman sözleşme kurulmuş olur. Daha sonra mal ve hizmetler, gönderilmekte ya da sağlanmaktadır.
Online kitlesel pazara yönelik sözleşmeler; Elektronik sözleşmeler, online davranışlarla da kurulabilmektedir. Örneğin bir yayımcı, yazılım veya başka dijital içerikleri, standart sözleşmeler halinde elektronik ortamda arz edebilir. Kullanıcının bu içerikleri bilgisayarına indirmesi (download) standart sözleşmenin kabul edildiğini gösterir.
Elektronik Data Interchange (EDI) aracılığıyla; EDI, bilgisayarla bilginin doğrudan değişimidir. Veriler önceden belirlenmiş standartlara göre formatlanmıştır ve alıcı bilgisayar tarafından doğrudan işleme konabilir. EDI, standart satın alma siparişlerinin, kabullerinin, faturaların ve diğer kayıtların iletiminde kullanılır. Bu değişimlerle, geçerli sözleşmeler kurulur.
Elektronik temsilci aracılığıyla; taraflardan birinin ya da her ikisinin elektronik temsilci kullanarak sözleşme yapması mümkündür. Elektronik temsilci, şahısların aracılığı olmadan bir hareket başlatan, elektronik mesajlara ya da uygulamalara cevap veren bir yazılımdır. Bir kişiyle elektronik temsilci arasında veya iki elektronik temsilci arasında sözleşme kurulabilir.
Elektronik ticarette iki tür işlem yapılmaktadır. Birincisi, çeşitli işletmelerin web sitesine girmek suretiyle veya yukarıda açıklanan diğer yöntemlerle, oradaki çeşitli basamakları tuşlara dokunmak suretiyle geçip siparişin tamamlanması ve malın veya hizmetin daha sonra teslim edilmesi veya sağlanmasıdır. İkincisinde ise, tüketicinin satın almış olduğu mal veya hizmetin, yine internet üzerinden teslim edilmesidir. Sözleşme konusu mal sanal bir mal olduğu takdirde, bunun teslimi de, sözleşme yapıldığı anda internet üzerinde yapılmış olacaktır.
.    Diğer iletişim araçlarıyla yapılan ticaret;
Diğer iletişim araçları ile, bilimin gelişen durumuna göre gelecekte ortaya çıkacak yeni iletişim araçlarını ve bugün için var olup ta yasada açıkça belirtilmeyen iletişim araçlarıyla yapılan sözleşmeleri ifade etmektedir. Diğer iletişim araçlarına aşağıda yer alan iletişim araçları örnek olarak verilebilir:
o Açık adresli matbuat, o Adressiz matbuat,
o   Önceden hazırlanmış basılı standart mektuplar,
o   Basılı reklam yazıları ve sipariş formları,
o   Kataloglar,
o   Görüşmenin muhatabı kişiyle telefonla iletişim,
o   Görüşmesi otomat ile kurulan telefonlu iletişim (İşitsel metin),
o   Radyo,
o   Görüntülü telefon,
o   Tuşa bağlantılı görüntülü metinler (mikro bilgisayarlar ve dijital TV ekranları
üzerinden) içeren video textler ya da ekran üzerinden yapılan diğer teleteksli
bağlantılar,
o   Elektronik posta,
o   Uzaktan kopya gönderme (Telefaks),
o   TV veya benzeri araçlarla uzaktan alış-veriş (teleshopping)
Soru 40: Mesafeli sözleşmelerin geçerlilik şartları nelerdir?
Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce, ayrıntıları Mesafeli Sözleşmeler Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesinde yer alan bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyit işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.
4077 sayılı Kanun’un 9/A maddesinde mesafeli sözleşmelerin yapılış şekline ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, Kanun’un 9/A maddesinin beşinci fıkrasında peşin ödeme yasağına ilişkin hükümler dışında kapıdan satışlara ilişkin hükümlerin mesafeli sözleşmelere de uygulanması kabul edilmiştir. Buna göre, mesafeli sözleşmelerin yazılı olarak yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Nitekim, uygulama Yönetmeliğinin 7 nci maddesinde mesafeli sözleşmenin yazılı olarak yapılmasının ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
Bu itibarla, TSHH mesafeli sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıklarda sözleşmenin yazılı şekilde yapılıp yapılmadığını irdelemeli ve yazılı olmayan sözleşmelerin geçersizliğine karar vermelidir.
Soru 41: Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce tüketiciye verilmesi gereken ön bilgiler nelerdir? Önbilgilerin tüketiciye verilmemesinin sonucu nedir?
Mesafeli satış sözleşmesinin akdinden önce aşağıdaki bilgilerin tüketiciye verilmesi zorunludur.
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Satıcı veya sağlayıcının isim, unvan, açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri,
<!--[if !supportLists]--> b)  <!--[endif]--> Sözleşme konusu mal ya da hizmetin temel özellikleri,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Sözleşme konusu mal ya da hizmetin tüm vergiler dahil satış fiyatı,
<!--[if !supportLists]--> d) <!--[endif]--> Satıcı veya sağlayıcının fiyat dahil tüm vaatlerinin geçerlilik süresi,
<!--[if !supportLists]--> e)  <!--[endif]--> Tüketicinin ödemelerinin nasıl yapılacağına dair bilgiler,
<!--[if !supportLists]--> f)    <!--[endif]--> Teslimat ve ifanın nasıl yapılacağına ve varsa buna ilişkin masrafların tutarı ve kimin tarafından karşılanacağına dair bilgiler, 
g) Cayma hakkı ve bu hakkın nasıl kullanılacağına dair bilgiler,
h) Tüketiciye bir maliyeti varsa kullanılan iletişim yollarının ücreti, ı) Sözleşme konusu mal ya da hizmetin, teslim ve ifa tarihlerine ilişkin program,
j) Tüketicinin talep ve şikayetlerini iletebileceği satıcı veya sağlayıcının açık adres, telefon ve varsa diğer erişim bilgileri.
Tüketici, bu bilgileri edindiğini yazılı olarak teyit etmedikçe sözleşme akdedilemez. Elektronik ortamda yapılan sözleşmelerde teyit işlemi, yine elektronik ortamda yapılır.
TSHH bir uyuşmazlık halinde, yukarıda belirtilen önbilgilerin tüketiciye verilmediğini tespit eder ise, yapılan işlemin iptaline, tüketicinin borçlu olmadığının tespitine ve alınanların iadesine karar vermelidir.
Soru 42: Mesafeli satışlarda malın teslim ve ifa süresi ne kadardır?
Satıcı ve sağlayıcı, tüketicinin siparişi kendisine ulaştığı andan itibaren otuz gün içerisinde edimini yerine getirir. Bu süre, tüketiciye daha önceden yazılı olarak bildirilmek koşuluyla en fazla on gün uzatılabilir.
Satıcı veya sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddî malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür.
Soru 43: Mesafeli sözleşmenin düzenlendiği tarihte, tüketiciden ödeme yapması istenebilir mi?
Kapıdan satışlardan farklı olarak mesafeli satışlarda peşin ödeme yasağı olmayıp, tüketicinin sözleşmenin düzenlendiği tarihte sözleşmeye konu mal veya hizmet karşılığında ödeme yapması veya kendisini borç altına sokan bir belge vermesi istenebilir.
Soru 44: Tüketici, mesafeli satışlarda cayma hakkını nasıl kullanır?
Tüketici; mal satışına ilişkin mesafeli sözleşmelerde, teslim aldığı tarihten itibaren yedi gün içerisinde hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin malı reddederek sözleşmeden cayma hakkına sahiptir.
Hizmet sunumuna ilişkin mesafeli sözleşmelerde ise, bu süre sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar.
Sözleşmede, hizmetin ifasının 7 günlük süre dolmadan yapılması kararlaştırılmışsa, tüketici ifanın başlayacağı tarihe kadar cayma hakkını kullanabilir.
Cayma hakkının kullanımından kaynaklanan masraflar satıcı veya sağlayıcıya aittir.
Elektronik ortamda anında ifa edilen hizmetler ve tüketiciye anında teslim edilen mallara ilişkin sözleşmeler cayma hakkı ve kullanımına ilişkin hükümlere tabi değildir.
Malın teslimi sözleşmeye taraf olan tüketici dışında bir kişiye yapılsa dahi tüketici cayma hakkını kullanabilir. Bu durumda satıcı malı ilgili Yönetmeliğin 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca üçüncü kişiden teslim alır.
Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukukî işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür.
Soru 45: Mesafeli sözleşmelerde cayma bildirimi ifadesi yer almalı mıdır?
Kanun’un 9/A-5 maddesinin 9 uncu maddeye göndermesiyle mesafeli sözleşmelerde onaltı punto koyu siyah harflerle tüketicinin (kapıdan satışlarda olduğu gibi) cayma hakkını bildiren ifadenin yer alması zorunludur.
Soru 46: Mesafeli sözleşmede sözleşmenin düzenlendiği tarihi satıcı/sağlayıcı mı yazmalıdır?
Hayır. Kanun’un 9/A-5 maddesinin 9 uncu maddeye göndermesiyle mesafeli sözleşmelerde de kapıdan satışlarda olduğu gibi sözleşme tarihini tüketicinin kendi el yazısı ile yazması gerekir.
Soru 47: Mesafeli satışlarda cayma hakkı hangi hallerde kullanılamaz?
Tüketicinin özel istek ve talepleri uyarınca üretilen veya üzerinde değişiklik ya da ilaveler yapılarak kişiye özel hale getirilen mallarda tüketici cayma hakkını kullanamaz.
Ayrıca tüketici, niteliği itibariyle iade edilemeyecek, hızla bozulma veya son kullanma tarihi geçme ihtimali olan mallar söz konusu olduğunda cayma hakkını kullanamaz.
Soru 48: Mesafeli sözleşmelerde sözleşmede bulunması gereken koşullarda eksiklik olmasının sonuçları nelerdir?
Koşullardan biri eksik olduğu takdirde satıcı veya sağlayıcı en geç otuz gün içerisinde eksikliği giderir. Bu durumda 7 günlük süre, söz konusu eksikliğin giderildiğine dair bilginin yazılı olarak tüketiciye ulaştırıldığı tarihten itibaren başlar.
Tüketicinin ödediği bedel kısmen veya tamamen satıcı veya sağlayıcı tarafından ya da satıcı veya sağlayıcı ile kredi veren arasındaki anlaşmaya dayanılarak karşılanıyorsa, cayma hakkının kullanılması halinde, kredi sözleşmesi de hiçbir tazminat veya cezai şart tutarını ödeme yükümlülüğü söz konusu olmaksızın kendiliğinden sona erer. Ancak bunun için, cayma bildiriminin kredi verene de yazılı olarak iletilmesi gerekir.
Soru 49: Tüketici kredisi nedir? Tüketici kredisi sözleşmelerinin şekil şartı ile bu sözleşmelerde bulunması gereken unsurlar hakkında bilgi veriniz.
Tüketici kredisi, tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredidir.
Tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. TSHH, görmekte olduğu uyuşmazlıkta tüketici kredisi sözleşmesinin yazılı olarak yapılmadığını tespit ederse sözleşmenin geçersizliğine, tüketicinin bu işlemle kredi verene borçlu olmadığının tespitine karar vermelidir.
Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez.
Tüketici kredisi sözleşmelerinde;
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> Tüketici kredisi tutarı,
<!--[if !supportLists]--> b) <!--[endif]--> Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Faizin hesaplandığı yıllık oran,
<!--[if !supportLists]--> d) <!--[endif]--> Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,
<!--[if !supportLists]--> e)  <!--[endif]--> İstenecek teminatlar,
<!--[if !supportLists]--> f)  <!--[endif]--> Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,
<!--[if !supportLists]--> g) <!--[endif]--> Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,
h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,
ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartlar yer almalıdır.
Soru 50: Tüketici kredisi sözleşmelerinde “Muacceliyet Şartları” hakkında bilgi veriniz.
Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak;
-Kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda,
-Tüketicinin birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.
Ancak, kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az bir hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.
Soru 51: Tüketici kredisi sözleşmelerinde kefil istenebilir mi?
Tüketici kredilerinde şahsi teminat yani kefil istenebilir. Bu durumda; kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez. Tüketici kredilerindeki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen “adi kefalet” hükümlerine tabidir.
Tüketici kredisinde kefil söz konusu ise, kredi verenin, öncelikle asıl borçluya gitmesi ve borcun tahsili için tüm yollara başvurması gerekmektedir. Fakat buna rağmen, asıl borçludan borcun tahsili mümkün değilse kefile başvurulabilir.
Soru 52: Tüketici kredisi sözleşmelerinde taksitlerin önceden ödenmesinde kredi verenin sorumluluğu nelerdir?
Tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür.
Erken ödemelerde yapılacak faiz ve komisyon indirimleri, 01.08.2003 tarih ve 25186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Tüketici Kredisinde Erken Ödenme İndirimi ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” hükümleri doğrultusunda yapılmalıdır.
Soru 53: Bağlı kredi nedir, bağlı kredilerde kredi veren hangi durumlarda sorumludur?
Kredi verenin, belirli marka bir mal veya hizmetin satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile verdiği kredi, bağlı kredidir. Bu durumda; satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde, kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olur.
Soru 54: Tüketici kredisi sözleşmelerinde, tüketiciden kıymetli evrak istenir mi?
Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır.
Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
Soru 55: Kredi kartı sözleşmelerine ilişkin usul ve esaslar nelerdir?
Banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına, kullanımına, takas ve mahsup işlemlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemek, kartlı ödeme sisteminin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla, banka kartları ve kredi kartlarına özel 5464 sayılı Kanun, 01.03.2006 tarih ve 26095 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun kredi kartlarına ilişkin 10/A maddesi, uygulanacak gecikme faizi hükmü dışında geçerli olmakla birlikte, 5464 sayılı Kanun ile, kredi kartı uygulamalarına daha kapsamlı düzenlemeler getirilmiştir. Buna göre;
-Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesinde en az oniki punto ve koyu siyah harflerle hazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir.
-Sözleşmenin bir örneği, kart hamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.
-Sözleşmede belirtilen asgari tutar, dönem borcunun yüzde yirmisinden aşağı olamaz.
-Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulamaz.
-Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle, sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbir şekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesinti yapılamaz.
-Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkaran kuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yer verilemez.
-Kart hamilinin borcu kefile bildirilmedikçe, kefil için temerrüt durumunun oluşmayacağı sözleşmede gösterilir.
-Sözleşme hükümlerinde kefilin sorumluluğunu artırıcı nitelikteki değişikliklere ve kartın kullanım limitinin yükseltilmesine ilişkin olarak kefilin ilave şartlara dair sorumluluğunun başlaması için kefilin yazılı onayının alınması şarttır.
-Kredi kartı kullanımlarındaki kefalet, Borçlar Kanununda belirtilen adi kefalet hükümlerine tabidir. Asıl borçluya başvurulup borcun tahsili için tüm yollar denenmeden kefilden borcun ifası istenemez.
-Kredi kartı sözleşmelerinde yer alması gereken asgari hususlar Kurulca (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) ayrıca belirlenir.
Soru 56: Kredi kartı sözleşmelerinde faiz hesaplaması ve sözleşme değişiklikleri nasıl olmalıdır?
Faiz hesaplaması aşağıda belirtilen şartlara göre yapılır:
-Kredi kartı uygulamalarında işletilecek tüm faizler (akdi faiz, gecikme faizi), hesap özetinde belirtilen hesap kesim tarihinden itibaren işletilir.
-Nakit kullanımına ilişkin borçlar hakkında işlem tarihi esas alınabilir.
-Tüm faizler kalan hesap bakiyesine işletilir.
-Asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda kalan hesap bakiyesine akdi faiz uygulanır.
-Asgari tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise kalan hesap bakiyesine gecikme faizi uygulanır.
-Temerrüt hali de dahil olmak üzere, kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmaz.
-Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklar.
-Hesap kesim tarihi ile son ödeme tarihi arasında on günden az bir süre olamaz.
-4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi kredi kartları için uygulanmaz.
Sözleşme değişikliklerinde uyulması gereken hususlar şunlardır:
-Sözleşmede yapılacak değişiklikler kart hamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder.
-Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur.
-Faiz oranının artırılması durumunda ise bu değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden kart hamiline bildirilmesi zorunludur. Kart hamili faiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmez.
-Kart hamili, talep etmek suretiyle kartı iptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.
Soru 57: Kredi kartı ile yapılan alışverişlerde komisyon alınır mı?
Mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcı, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemez.
Soru 58: Süreli yayın kuruluşları promosyon olarak hangi ürünleri verebilirler?
Süreli yayın kuruluşlarınca her ne amaç ve şekilde olursa olsun, bilet, kupon, iştirak numarası, oyun, çekiliş ve benzeri yollarla süreli yayın dışında ikinci bir ürün ve/veya hizmetin verilmesinin taahhüt edildiği durumlarda; kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz.
Soru 59: Süreli yayın kuruluşlarının kültürel amaçlarla kampanya düzenlemesi halinde, kampanya süresi ne kadardır?
Kitap, dergi, ansiklopedi, afiş, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant veya optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler gibi kültürel amaçlarla kampanya düzenlenmesi halinde, kampanya süresi altmış günü geçemez. Kampanya konusu mal veya hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması istenemez.
Soru 60: Süreli yayın kuruluşlarının kampanyaya ilişkin yükümlülükleri nelerdir? Süreli yayın kuruluşu kampanya süresince süreli yayının satış fiyatını artırılabilir mi?
Kampanyaya ait reklam ve ilânlarında, kampanya konusu mal veya hizmetin Türkiye genelinde teslim ve ifa tarihlerine ilişkin programını ilân etmek ve kampanya konusu mal veya hizmetin teslim ve ifasını, kampanyanın bitiminden itibaren otuz gün içinde yerine getirmek zorundadır.
Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle artırılamaz.
Soru 61: Süreli yayın kuruluşunun düzenlediği kampanyanın kapsamı ve içeriği hakkında bilgi veriniz?
Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da tamamlayıcı parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez.
Bu Kanunun uygulamasında, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen her bir mal veya hizmete ilişkin işlemler bağımsız bir kampanya olarak kabul edilir.
Süreli yayın kuruluşları tarafından düzenlenmeyen, ancak süreli yayınla doğrudan veya dolaylı irtibatlandırılan kampanyalar da bu hükümlere tabidir.
Soru 62: TKHK’da abonelik sözleşmelerine son verilmesi ve yükümlülükler nasıl düzenlenmiştir?
Her türlü abonelik sözleşmelerine taraf olan tüketiciler, isteklerini satıcıya yazılı olarak bildirmek kaydıyla aboneliklerine tek taraflı son verebilirler.
Satıcı tüketicinin aboneliğe son verme isteğini, yazılı bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren en geç yedi gün içinde yerine getirmekle yükümlüdür.
Süreli yayın aboneliğine son verme isteği yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren
a.    Günlük yayınlarda on beş gün sonra yürürlüğe girer.
b.    Haftalık yayınlarda bir ay sonra yürürlüğe girer.
c.    Aylık yayınlarda üç ay sonra yürürlüğe girer.
d.   Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben
yürürlüğe konulur.
Satıcı, abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın on beş gün içinde iade etmekle yükümlüdür.
Soru 63: Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda hangi fiyat geçerli olacaktır.
Etiket, fiyat ve tarife listelerinde belirtilen fiyat ile kasa fiyatı arasında fark olması durumunda tüketici lehine olan fiyat üzerinden satış yapılır.
Örneğin, raf etiketinde 110 YTL olduğu ifade edilen bir malın, kasadaki barkod cihazında okunan fiyatının 130 YTL olması halinde, tüketicinin ödemesi gereken ücret 110 YTL olacaktır. Tüketiciden 130 YTL talep edilmesi mevzuata aykırıdır.
Tüketicinin fiyat farkını daha sonra tespit etmesi halinde, konuyu satıcıya bildirmesi ve ödediği fazla ücretin iade edilmesini talep etme hakkı vardır.
Ancak, satıcının bu teklifi kabul etmemesi sonucunda oluşacak ihtilafın Tüketici Sorunları Hakem Heyetince değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda tüketicinin mağduriyetinin belirlenmesi halinde, ödenen fazla ücretin tüketiciye iade edilmesi yönünde karar verilmelidir.
Soru 64: Kamunun fiyatını belirlediği mal ve hizmetler daha yüksek bir fiyatla satılabilir mi?
Fiyatı; Bakanlar Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları tarafından belirlenen mal veya hizmetlerin, belirlenen bu fiyatın üzerinde bir fiyatla satışa sunulması yasaktır.
Örneğin, aşağıda belirtilen mal veya hizmetlerin fiyatları, kamu kurum ve kuruluşları tarafından belirlenmektedir.
S 14.05.1928 tarih ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanununda, ispençiyari ve tıbbi müstahzarların uygunluğu konusunda Sağlık Bakanlığına yetki verilmiştir. Ayrıca, 04.12.1984 tarih ve 84/8845 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı vasıtasıyla, ilaç imalatçılarının kâr oranları belirlenebilmektedir. ^ Turizm Teşvik Kanununu gereğince, turizm işletmelerinin fiyat tarifelerinin ilgili Bakanlıkça onaylanması gerekmektedir.
S 20.02.2001 tarih ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 13 üncü maddesi gereğince, hazırlanan elektrik satış tarifelerinin EPDK tarafından onaylanması gerekmektedir.
S Özel hastanelerde uygulanan gündelik yatak ücretlerine ait alt ve üst sınırlarının, 27.03.2002 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Özel Hastaneler Yönetmeliği gereğince, Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl ilanı gerekmektedir.
S 04.12.2003 tarih ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu rafineciler ve akaryakıt dağıtıcı lisansı kapsamında yapılan piyasa faaliyetlerine ilişkin fiyatların, en yakın erişilebilen dünya serbest piyasa oluşumu dikkate alınarak, lisans sahipleri tarafından hazırlancağı ve tavan fiyatlar olarak EPDK’ya bildirilmesini öngörmüştür. Ancak, rekabetin bozulması halinde Kurum iki ayı aşmamak üzere taban veya tavan fiyatın tespiti hususunda yetkilendirilmiştir.
Yukarıda belirtilen örneklere konu olan mal ve hizmetlerin, ilgili Kamu kurum ve kuruluşlarınca belirlenen ücretin üzerinde piyasaya sunulması yasaktır.
Soru 65: Etiket, tarife ve fiyat listelerine ilişkin mevzuatın uygulanmasında kimler yetkilidir?
Bakanlık ve belediyeler, 4077 sayılı Kanunun 12 nci maddesi ve ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanması ve izlenmesine ilişkin işleri yürütmekle ayrı ayrı görevlidirler.
Soru 66: Garanti Belgesi TKHK’da nasıl tanımlanmıştır? Kimler Garanti Belgesi düzenlemek ve tüketiciye vermek zorundadır?
Garanti Belgesi, imalatçı - üretici veya ithalatçıların, sattıkları, ürettikleri ve/veya ithal ettikleri mallar için düzenlenen ve malın garanti süresi içerisinde meydana gelebilecek arızalarının en az iki yıl süreyle veya özelliği nedeniyle belirlendiği ölçü birimi içerisinde, ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesinin, tamirinin, bedel iadesinin veya bedel indiriminin taahhüt edildiğini ve satıcı ile tüketicinin yükümlülüklerini gösteren belgeyi ifade eder.
Garanti Belgesi, malın kaliteli olduğunu gösteren bir belge değildir. Bu belge, yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere, tüketiciye ilgili Kanun ve diğer mevzuattan kaynaklanan haklarını belirten ve onu bu konuda bilgilendiren bir belgedir.
İmalatçı-üretici veya ithalatçı firmalar, imal veya ithal ettikleri, ilgili yönetmeliğin ekinde yer alan listedeki mallar için; Bakanlığa başvurarak garanti belgelerini onaylatmak zorundadırlar.
Örneğin, imal veya ithal edilerek piyasaya arz edilecek bir saç kurutma makinasına ait garanti belgesinin, bu malın imalatçısı veya ithalatçısı tarafından Bakanlığımıza başvuruda bulunularak onaylatılması gerekmektedir. Kanun koyucu, belgelendirme faaliyeti ile ilgili sorumluluğu imalatçı ve/veya ithalatçıya yüklemiştir.
Bakanlığımızdan belge onay tarih ve sayısı verilerek onaylanan garanti belgesi, her malla birlikte satış noktalarına sunulmak üzere imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından çoğaltılır.
Hazırlanan garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayii, acente ya da temsilcilikler yükümlü ve sorumludurlar.
Bir büyük marketten satın alınan saç kurutma makinasına ait garanti belgesi satıcı tarafından tekemmül ettirilmelidir. Tekemmül ettirilme işlemi ile ürüne, satıcıya, faturaya ve seri numarasına ilişkin bilgilerin yazıldığı garanti belgesinin, satıcı tarafından kaşelenerek imzalanmasını ve tüketiciye teslim edilmesini anlamak gerekmektedir.
Soru 67: Yetkili serviste yapılan bakım işlemleri sırasında değişen her parça için ayrı garanti belgesi düzenlenmeli midir?
Servis istasyonlarında yapılan onarım ve parça değişimi işlemleri sonucunda verilen fatura, ilgili Yönetmeliğin öngördüğü garanti şartlarını içermesi kaydıyla, garanti belgesi yerine geçer.
Örneğin, bir otomobilin garanti kapsamı dışında servis istasyonlarında yapılan tamir ve bakım işlemleri sırasında, aracın far takımı, egzoz ve susturucu borusu, rot, rotil ile marş motorunun değiştirilmesi gerektiğinde, her ürün için ayrı ayrı garanti belgesi düzenlenmesi yerine, garanti ile ilgili hükümleri içeren faturanın verilmesi yeterlidir.
Soru 68: TKHK’da garanti ve tamir süresi nasıl düzenlenmiştir?
Garanti süresi; malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren başlar ve en az iki yıl ve/veya ilgili Yönetmeliğin ekli listesinde yer alan ölçü birimi ile tespit edilen değer kadardır.
Garanti süresinin başka bir ölçü birimi ile belirlenmiş olması halinde, malın üzerinde bu ölçü biriminin tespitine yönelik bir düzeneğin bulunması veya yapısının bu değerin tespitine uygun olması gerekir. Aksi halde garanti süresinin 2 yıl olduğu kabul edilir.
Malın arızalanması durumunda, tamirde geçen süre garanti süresine eklenir.
Malın tamir süresi en fazla 30 iş günüdür. Bu süre mala ilişkin arızanın servis istasyonuna, servis istasyonunun olmaması durumunda, malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçısı- üreticisinden birine bildirim tarihinden itibaren başlar.
Malın arızasının 15 iş günü içerisinde giderilememesi halinde, imalatçı–üretici veya ithalatçı; malın tamiri tamamlanıncaya kadar, benzer özelliklere sahip başka bir malı tüketicinin kullanımına tahsis etmek zorundadır.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı bir otomobilin garanti süresi, Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmeliğin eki “Garanti Belgesi İle Satılmak Zorunda Olan Mallar ve Bunlara Ait Garanti Süreleri” listesine göre, 2 yıl veya 60.000 km’dir.
Bunlardan hangisi önce dolarsa, garanti süresinin de sona erdiği kabul edilecektir. Yani, otomobil 2 yıl içinde sadece 40.000 km kullanılsa da, 2 yıllık süre dolduğundan, garanti süresinin bittiği kabul edilecektir.
Örneğimizdeki otomobilin arızalanması durumunda bu arızanın 30 iş günü içinde giderilmesi gerekmektedir. Bu süre, herhangi bir şekil şartına bağlı kalmaksızın tüketicinin arızayı bildirimi ile başlar. Tamirin 10 gün içinde yapıldığını düşünürsek, bu 10 günün garanti süresine ilave edilmesi gerekmektedir. Yani, garanti süresi 10 gün daha uzamış olacaktır.
Ancak otomobilin 15 iş gününde tamir edilememesi durumunda, imalatçı ve/veya ithalatçı firmanın tüketiciye benzer özelliklere sahip bir otomobil tahsis etmesi gerekmektedir. Bu işlem sırasında tahsis edilen otomobilin hiç kullanılmamış veya aynı marka olmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, tahsis edilen otomobilin, arızalı otomobille benzer özellikleri içermesi gerekir.
Soru 69: Tüketiciye verilen garanti belgesinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığının izin tarihi ve sayısının olmaması halinde tüketicinin herhangi bir hak kaybı olur mu?
Tüketicinin, garanti belgesi mevzuatından kaynaklanan hakları, söz konusu belgenin verilip verilmediğinden veya verilen belgenin geçerli olup olmadığından bağımsızdır. 4077 sayılı Kanunla tüketiciye verilen haklar her zaman geçerli olacaktır.
Ancak, ilgili mevzuatına aykırı garanti belgesinin piyasaya sunulması idari yaptırıma konu olacaktır. Bu nedenle, hakem heyetlerine intikal eden bu ve benzeri konuların, Bakanlığımıza veya İl Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne intikal ettirilmesi gerekir.
Soru 70: Garanti belgesi kapsamındaki uyuşmazlıklarda tüketicinin garanti belgesi ibraz etmesi yeterli midir. Yoksa, faturanın da bulunması gerekir mi?
4077 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinde yer alan "İmalatçı veya ithalatçılar ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi mallan için Bakanlıkça onaylı garanti belgesi düzenlemek zorundadır. Mala ilişkin faturanın tarih ve sayısını içeren garanti belgesinin tekemmül ettirilerek tüketiciye verilmesi sorumluluğu satıcı, bayi veya acenteye aittir..." hüküm gereği Garanti Belgelerinde mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yazılması satıcı, bayi veya acenteye verilmiş bir zorunluluktur.
Kaldı ki, Vergi Usul Kanununun Defter ve Vesikaları Muhafaza ile ilgili 253 üncü maddesinde; “Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar.” denilerek, fatura, fiş veya serbest meslek makbuzunu saklama mecburiyetinin serbest meslek erbabına yüklendiği anlaşılmaktadır.
Tüketicilerin garanti belgesine dayalı uyuşmazlıklarda mala ilişkin faturanın tarih ve sayısının yer aldığı Garanti Belgesini ibraz etmeleri yeterlidir.
Ancak, garanti belgesinin ibraz edilememesi halinde sözleşme ilişkisinin fatura veya fiş ile kanıtlanabileceği, bunun da bulunmamamsı halinde Genel Hükümler çerçevesinde kanıtlanması mümkün olduğu unutulmamalıdır.
Vergi Usul Kanunu hükümleri gereği alınması zorunlu fiş, fatura vb. belgelerin ibraz edilmesinin, tüketicilerin ispat kabiliyetlerini arttırdığı dikkate alındığında;
<!--[if !supportLists]--> 1)      <!--[endif]--> Faturasız veya fişsiz bir ürünün satın alınmaması,
<!--[if !supportLists]--> 2)       <!--[endif]--> Ürüne ait belgelerin birer örneğinin saklanması gerekir.
 
 Soru 71: Garanti süresi içerisinde arızalanan bir malın tamir edilmesi için ücret istenebilir mi?<!--[if !supportNestedAnchors]--><!--[endif]-->
Satıcı, malın garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.
Tüketiciler, yukarıda belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir.
Örneğin tüketici, satın aldığı LCD monitörün bir bölümünün karardığını ifade ederek söz konusu arızanın giderilmesini talep etmiştir. Bu durumda servis istasyonu, ürünü incelemeli ve garanti kapsamındaki arızalarda derhal tüketicinin talebini ücretsiz olarak yerine getirmelidir.
Ancak servis yetkilisi monitörü incelediğinde, üründeki arızanın tüketicinin kullanma kılavuzunda belirtilen hususlara aykırı kullanımından kaynaklandığını tespit ederse, tamiri gerçekleştirmeden durumu hazırlayacağı bir raporla tüketiciye bildirmelidir.
Tüketici, monitördeki arızanın kendi kullanımından kaynaklanmadığını düşünüyorsa, söz konusu raporla ilgili olarak Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmalı, bilirkişi vasıtasıyla durumun tespitini talep etmelidir.
Soru 72: Tüketiciler malın garanti süresi içinde arızalanması halinde hangi durumlarda Kanunun 4 üncü maddesindeki seçimlik haklarını kullanabilir?
Tüketicinin onarım hakkını kullanmasına rağmen malın;
<!--[if !supportLists]--> a)   <!--[endif]--> Tüketiciye teslim edildiği tarihten itibaren, belirlenen garanti süresi içinde kalmak kaydıyla, bir yıl içerisinde; aynı arızanın ikiden fazla tekrarlanması veya farklı arızaların dörtten fazla meydana gelmesi veya belirlenen garanti süresi içerisinde farklı arızaların toplamının altıdan fazla olması unsurlarının yanı sıra, bu arızaların maldan yararlanamamayı sürekli kılması,
<!--[if !supportLists]--> b)   <!--[endif]--> Tamiri için gereken azami sürenin aşılması,
<!--[if !supportLists]--> c)   <!--[endif]--> Firmanın servis istasyonunun, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisinin düzenleyeceği raporla arızanın tamirinin mümkün bulunmadığının belirlenmesi,
durumlarında, tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesi veya ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir.
Yukarıda (c) bendinde belirtilen raporun, tüketicinin başvuru tarihinden itibaren yedi gün içerisinde düzenlenmesi zorunludur. Tüketici, raporun belirtilen süre içerisinde düzenlenmemesi veya raporu kabul etmemesi hallerinde, ilgili tüketici sorunları hakem heyetine başvurarak mevcut durumun tespit edilmesini isteyebilir.
Satıcı, tüketicinin yukarıda belirtilen taleplerini reddedemez. Tüketicinin bu taleplerine karşı satıcı, bayii, acente, imalatçı- üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludurlar.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı monitörün;
o İlk ay içinde açma/kapama tuşundan,
o İkinci ay içinde yine açma/kapama tuşundan,
o Beşinci ay içinde USB portundaki arıza sebebiyle veri transferi
yapılamamasından,
o Teslim tarihinden itibaren sekizinci ay içinde yine açma/kapama tuşundan
arızalanması ve her arızada monitörün serviste iki veya üç gün tutulduğu
varsayıldığında, aynı arızanın bir yıl içinde ikiden fazla oluşması söz konusu olacak ve
tüketici malın ücretsiz değiştirilmesini, bedel iadesini veya ayıp oranında bedel
indirimini talep edebilecektir.
Ancak, buradaki en önemli unsur, maldan yararlanamama halinin süreklilik arz edip etmediğinin tespit edilmesi konusudur. Yukarıdaki örnekte değişikliğe sebep olan arızanın ilk bakışta küçük bir düğmeden kaynaklandığını düşünmek mümkündür. Ancak, bu düğmenin neden olduğu her arızada, malın servise gittiği ve tamiri için iki veya üç gün serviste kaldığı düşünüldüğünde, maldan beklenilen faydanın temin edilememesine ve Kanunun 13 üncü maddesinde belirtilen “sık sık arızalanma nedeniyle maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi” halinin ortaya çıkmasına sebep olduğu anlaşılmaktadır.
Soru 73: Değiştirilen ürünün garanti süresi ne kadardır? Kullanım hatasından kaynaklanan arızalarda tüketiciler garanti hükümlerinden faydalanabilir mi?
Garanti uygulaması sırasında değiştirilen malın garanti süresi, satın alınan malın kalan garanti süresi ile sınırlıdır.
Tüketicinin malı kullanma kılavuzunda yer alan hususlara aykırı kullanmasından kaynaklanan arızalar hakkında ilgili Yönetmeliğin 13 ve 14 üncü madde hükümleri uygulanmaz.
Örneğin, yukarıda verilen örnekte tüketicinin satın aldığı monitörün iki yıl garantili olduğu ve sekizinci ay içinde değiştirildiğini düşünelim.
Bu durumda, tüketiciye verilen yeni ürünün garanti süresi; 24-8= 16 ay ile sınırlı olacaktır.
Diğer taraftan, 4077 sayılı Kanunun 14’üncü maddesi imal ve/veya ithal edilen ürünlerin Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzu ile piyasaya sunulmasını zorunlu kılmıştır. Ancak Kanun koyucu, tüketicilere de önemli bir yükümlülük vermiştir. Tüketiciler, satın aldıkları ürünlere ait kullanma kılavuzlarını okumak ve ürünlerini bu kılavuzlarda belirtilen hususlar çerçevesinde kullanmak zorundadırlar.
Aksi halde oluşacak arızaların garanti belgesi uygulaması kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.
 
Soru 74: Bir malda kullanım hatasının olup olmadığının tespiti aşamasında, tüketicinin ürünün arızasına yönelik beyanları ile servisin arıza tespit raporlarının birbirinden farklı olması halinde, tüketici nereye başvurmalıdır?
Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik'in Ücretsiz Tamir Yükümlülüğü başlıklı 13 üncü maddesinde "Satıcı, malın; garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamirini yapmak veya yaptırmakla yükümlüdür.
Arızalarda kullanım hatasının bulunup bulunmadığı servis istasyonları, servis istasyonunun mevcut olmaması halinde sırasıyla; bu malın satıcısı, bayii, acentesi, temsilciliği, ithalatçısı veya imalatçı-üreticisinden birisi tarafından düzenlenen raporla belirlenir.
Tüketiciler, bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen rapora ilişkin olarak bilirkişi tarafından tespit yapılması talebiyle ilgili Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm gereği tüketiciler, servisin düzenlediği raporlara karşı Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine başvurabilir. Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bilirkişilerin düzenleyeceği rapor doğrultusunda bir karar vermelidir.
Soru 75: Türkçe Tanıtma ve Kullanma Kılavuzlarının basılı evrak halinde verilmesi zorunlumudur?
Tanıtma ve kullanma kılavuzu, mal ile birlikte ayrıca verilir. Ancak, malın özelliğine ve tüketiciye sunuluş şekline göre ambalajının üzerine yazılabilir veya eklenebilir. Ayrıca, tüketicinin tercihine göre, CD veya disket gibi elektronik ortamda da hazırlanabilir.
Örneğin, bilişim sektörüne konu olan, bilgisayar, modem, PCI kart vb. mallara ait Türkçe tanıtma ve kullanma kılavuzlarının, CD vb. manyetik ortamlar vasıtasıyla tüketicilere ulaştırılmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.
Soru 76: Kullanma kılavuzlarındaki yer alan bilgiler neden önemlidir?
Tüketici, kullanım hatası yapmamak için bu kılavuzda yer alan bilgileri okumak, anlamak ve uygulamak zorundadır. Aksi halde, Kanundan kaynaklanan haklarının bir kısmını kullanamayacaktır.
Örneğin, kılavuzlarda bulunan en önemli unsurlardan biri de periyodik bakım işlemleridir. Tüketici, periyodik bakımları yapmak veya yaptırmak zorundadır. Üründe oluşan herhangi bir arızanın, bu periyodik bakımın yapılmamış olmasından dolayı meydana gelmesi halinde, ürünün tamamının veya bir kısmının garanti kapsamından çıkması söz konusu olabilecektir.
Soru 77: Servis fişleri hangi bilgileri içermelidir ? Önemi nedir?
Servis istasyonları, kendilerine intikal eden arızalı mallarla ilgili olarak, servisin unvanı, adres, telefon, faks ve diğer erişim bilgilerini, malın servis istasyonuna, teslim veya arızanın bildirim tarihini, tamir – bakım ücretini, tüketiciye teslim tarihini, malın arızası ve yapılan işlemleri (açık olarak yazılacaktır), servis istasyonunun Yönetmelikte yer alan sorumluluklarını içeren servis fişini düzenlemeli, kaşeleyerek imzaladıkları fişin bir örneğini tüketiciye vermelidir.
Servis fişlerindeki bu bilgiler, tüketicinin seçimlik haklarını kullanabilmesi bakımından çok önemlidir.
Örneğin, bir malda meydana gelen arızanın niteliği, kaç kez tekrarlandığı veya azami tamir süresinin aşılıp aşılmadığının tespiti bu fişler vasıtasıyla anlaşılabilmekte ve dolayısıyla tüketicinin seçimlik haklarını kullanmasına esas teşkil etmektedir.
Soru 78: Mevzuatı gereğince, bir adet servis istasyonu ile hizmet verilmesi yeterli sayılan bir ürünün arızalanması halinde, bu ürünün servise ulaştırılmasına ilişkin ücret kimin tarafından ödenecektir ?
İmalatçı – üretici veya ithalatçı firmalar, Yönetmeliğin eki listede belirtilen sayıda servis organizasyonunu kurmalarına rağmen servis istasyonları sayısını her coğrafi bölgede en az 1 adet, toplam 7 adet seviyesine çıkarıncaya kadar, tüketiciden, nakliye, posta, kargo veya servis elemanlarının ulaşım gideri gibi herhangi bir ilave ücret talep edemezler.
Örneğin, tüketiciler tarafından kullanılabilen tansiyon ölçüm aletleri ile işitme cihazları ve benzerleri için ayrı coğrafi bölgede toplam 3 adet servis istasyonu ile satış sonrası hizmet verilmesi yeterlidir. Ancak, tüketicinin satın aldığı ürünün garanti kapsamı içinde veya dışında arızalanması halinde, firma servis sayısını her coğrafi bölgemizde en az 7 adet seviyesine çıkarmamışsa, tüketiciden yukarıda belirtilen kargo, yol vb. ad altında herhangi bir ücret talep edemeyeceklerdir.
Soru 79: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’nin (TSHH) görev alanı nedir?
4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 25. maddesinde cezai yaptırıma bağlanmış hususlar dışındaki tüm uyuşmazlıklar, TSHH’nin görev alanına girmektedir. Tüketiciler ile satıcılar veya sağlayıcılar arasında çıkacak tüketici hukuku kaynaklı her türlü uyuşmazlığa TSHH tarafından bakılır.
Uyuşmazlık konusunun değeri ne olursa olsun TSHH tarafından görüşülerek karara bağlanır. Değeri her yıl Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen sınır altında kalan uyuşmazlıklarda TSHH’ne başvuru zorunludur ve bu uyuşmazlıklarda heyetin olduğu kararlar taraflar için bağlayıcıdır. Bu sınırın üzerinde olan uyuşmazlıklar konusunda alınan kararlar ise delil niteliğinde olup, tüketici mahkemelerinde ileri sürülebilir.
Büyükşehir statüsündeki illerde kurulan il hakem heyetleri, mal ve hizmet bedeli Bakanlıkça her yıl Aralık ayı içinde tespit ve ilan edilecek tutarın (2010 yılında 2.450,67 TL) üzerindeki uyuşmazlıklara bakmakla görevli ve yetkilidir. Bu bedelin altındaki uyuşmazlıklara büyükşehirdeki ilçe hakem heyetlerince bakılır.
Soru 80: TSHH ne tür uyuşmazlıklara bakarlar?
TSHH, mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı/sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemden kaynaklanan uyuşmazlıklara bakar. Başka bir deyişle, TSHH’nin bakacağı uyuşmazlıklarda bir tarafın tüketici diğer tarafın da satıcı/sağlayıcı olması gerekmektedir. Tüketiciden tüketiciye veya satıcı/sağlayıcıdan satıcı/sağlayıcıya olan uyuşmazlılara TSHH tarafından değerlendirmeye alınmaz.
Örneğin, bir araba pazarında bir tüketicinin bir başka tüketiciye araba satması sunucunda ortaya çıkan uyuşmazlığa TSHH bakamaz. Ancak eğer arabayı satan taraf bir galeri sahibi veya Türk Ticaret Kanunu kapsamında satıcı durumunda ise bu takdirde TSHH uyuşmazlığa bakabilir.
Soru 81: TSHH’nin görev alanına girmeyen hususlar nelerdir?
Aşağıda yer alan hususlar TSHH’nin görev alanına girmemektedir.
<!--[if !supportLists]--> 1.      <!--[endif]--> Cezai yaptırımlar (TKHK, madde 25),
<!--[if !supportLists]--> 2.      <!--[endif]--> İdari yargı alanına giren uyuşmazlıklar (TKHK, madde 26 / II),
<!--[if !supportLists]--> 3.      <!--[endif]--> İhtiyati tedbirler (TKHK, madde 23 / V, 24 / II, Hukuk Usulü Muhakemeleri Hakkında Kanun (HUMK), madde 101),
<!--[if !supportLists]--> 4.      <!--[endif]--> İhtiyati haciz (İcra ve İflas Kanunu, madde 257 vd.),
<!--[if !supportLists]--> 5.      <!--[endif]--> Delil tespiti (HUMK, madde 368 vd.),
<!--[if !supportLists]--> 6.      <!--[endif]--> Aldatıcı reklam ve ilanlar (TKHK, madde 16)
<!--[if !supportLists]--> 7.      <!--[endif]--> Bir seri ayıplı malın toplatılmasına ilişkin karar (TKHK, madde 24/II),
TSHH, tüketicinin korunması mevzuatı uyarınca idari para cezası veremez. İdari para cezaları sadece Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ve mülki amirler tarafından verilmektedir. 1 ve 2. maddelerde yer alan hususlarda tüketici mahkemelerinin de karar verme yetkileri yoktur. İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti konusunda mahkemeler yetkilidir (Yargıtay Ticaret Dairesi 08.11.1960 – 1745/2938).
Tüketici mevzuatından kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkla ilgili ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti talepleri, parasal değerine bakılmaksızın, tüketici mahkemelerince bakılır ve bu mahkemelerce karara bağlanır.
Soru 82: Tüketici ile satıcı arasında çıkan uyuşmazlıkla ilgili TKHK’da düzenleme bulunmaz ise TSHH’leri hangi hükümlere göre karar vermelidir?
TKHK’da, tüketici ile satıcı arasında çıkan uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaz ise bu durumda genel hükümlere göre uyuşmazlık çözüme kavuşturulur. Burada genel hükümlerden kasıt, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun ve Türk Ticaret Kanunu’dur.
Örneğin, ayıplı mal satımı ile TKHK’da hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu’nun 194-207. maddeleri hükümleri; taksitli satışlara ilişkin hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu’nun 222-224.maddeleri hükümleri, kapıdan satışlara ilişkin hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanunu’nun 219-221. maddelerindeki hükümler uygulanacaktır. Tüketici sözleşmelerinde eylem ehliyeti ile ilgili sorunlara Medeni Kanunu’nun 9-16. maddeleri hükümleri, sözleşmenin geçerlilik koşulları ile ilgili Borçlar Kanunu’nun 19-20. maddeleri hükümleri, iradeyi sakatlayan yanılma, aldatma, korkutma durumlarında Borçlar Kanunu’nun 23-31. maddeleri hükümleri, satılan mal veya hizmet ile ödenen bedel arasında aşırı oransızlık bulunması durumunda Borçlar Kanunu’nun 21. maddesi hükümleri, tarafların borçlarını yerine getirmemesi durumunda, bundan çıkan sonuçlara Borçlar Kanunu’nun 96-108. maddeleri hükümleri uygulanacaktır. Mal satımının her çeşidi yönünden genel hüküm niteliğinde bulunan Borçlar Kanunu’nun 182-193 ile 208-212. maddelerindeki hükümler uygulanır.
Soru 83: TSHH’ne kimler başvurabilir?
TSHH’ne tüketiciler, satıcılar ve sağlayıcılar başvurabilmektedirler. Tüketicinin korunması mevzuatı gereğince tüketici; bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişilerdir.
Bir malı olduğu gibi ya da işleyerek bir başkasına satmak veya çıkar karşılığı devretmek üzere satın alan, yani kendisi de satıcı konumuna girecek olan kişiler tüketici sayılmazlar. Örneğin, başkasına satma amacıyla ağaç fidesi alan bir kişi tüketici değil satıcı sıfatıyla hareket ettiğinden, tüketici olarak değerlendirilemez.
Bir işletme ya da ticarethane sahibinin, bir mal veya hizmeti, mesleğinde, işletmesinde, ticarethanesinde kullanmamak koşuluyla, yalnızca kendi özel kullanımı için satın alması durumunda tüketici sayılabilecektir. Ancak, fatura ticari şirket adına alınmışsa tüketici sayılmayacaktır. Örneğin, bir işletme sahibinin kendi kullanımı için bilgisayar alması durumunda, işletme sahibi tüketici konumundadır. Ancak, fatura işletme adına kesilmiş ise bu durumda, faturada alıcı taraf işletme olarak yer alacağı için tüketici sayılmayacaktır.
Bir işletme ya da ticarethane sahibi ya da meslek icra eden kişinin bir mal veya hizmeti hem işletmesi hem de aynı zamanda kişisel kullanımı için alması halinde, bu kişiler tüketici sayılmayacaklardır. Böyle bir durumda tüketiciden bahsedilemeyeceğinden, TSHH bu tür uyuşmazlıklara bakmayacaktır. Örneğin, bir işletmeyi işleten kişinin hem işyerinin hem de kendisinin hizmetinde kullanmak üzere bir otomobil satın alması durumunda, işletmeyi işleten kişi tüketici olmayacaktır.
TSHH’ne, kar amacı gütmeyen, yardım amaçlı dernekler, vakıflar v.b. tüzel kişiler başvurabilir. Örneğin, Kızılay, Çocuk Esirgeme Kurumu, Mehmetçik Vakfı gibi tüzel kişiliğe haiz kuruluşlar yardım amacı ile almış oldukları ayakkabı, elbise, oyuncak gibi malların ayıplı çıkması durumunda TSHH’ne tüketici sıfatıyla başvurabileceklerdir.
Tüketici ile satıcı/sağlayıcı arasında çıkan uyuşmazlıkların Bakanlıkça belirlenen parasal sınırın altında kalması durumunda satıcılar ve sağlayıcılar da TSHH’ne başvurmak zorundadır. Satıcı/sağlayıcı, sattığı malın veya sağladığı hizmetin bedelini tahsili ve icra takibatına itirazın iptali için öncelikle TSHH’ne başvurmalıdır (13.HD., E.2004, K.13486; 13.HD., 08.02.2005, E.13486, K.1775).
Soru 84: Uyuşmazlık konusu miktarının tespit edilmesinde dikkat edilecek hususlar nelerdir?
Uyuşmazlık konusu miktarın tespit edilmesinde sadece alacak aslının dikkate alınması gerekir. Faiz, icra tazminatı ve giderler parasal sınırın tespitinde dikkate alınmaz. (HUMK 1/II; 13.HD., 06.12.1999, E.9208, K.9198; 13.HD., 14.06.1999, E.4424, K.4817).
Örneğin, uyuşmazlık konusu 700 YTL değerinde 2006 yılında alınan bir televizyondur. Ancak tüketici, televizyonu taşıma ücreti olarak 50 YTL verdiğini dilekçesinde belirterek, satıcıdan 750 YTL ve bu miktarın yasal faizini talep etmektedir. Uyuşmazlık konusu miktarın tespit edilmesinde dikkate alınması gereken alacak aslı olması nedeniyle, uyuşmazlık konusu için miktar 700 YTL olarak tespit edilir. Uyuşmazlık konusu 2006 yılı için belirlenen parasal sınırın (724.99 YTL) altında olduğu için TSHH’ne başvuru zorunludur.
Soru 85: Uyuşmazlık konusunun değerlendirilmesinde hangi tarih ve düzenlemeler dikkate alınmalıdır?
TSHH, bir uyuşmazlığı değerlendirirken, mal veya hizmetin alımının hangi tarihte alındığına ve teslim veya ifa edildiğine bakmalıdır. Buna göre uyuşmazlık konusu miktarda göz önünde bulundurularak Bakanlıkça belirlenen parasal sınır miktarını ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmelidir. TSHH’ne başvuru açısından zorunlu olan parasal sınır değerlendirilirken mal veya hizmetin satın alındığı tarihteki parasal sınıra ilişkin değerler değil, uyuşmazlığın çıktığı tarihteki parasal sınır dikkate alınmalıdır.
Ancak, tüketici kredisi, kredi kartları, devre tatil sözleşmeleri gibi süreklilik arz eden sözleşmelere ilişkin uyuşmazlıklara 15.06.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4822 Sayılı Kanunla Değişik 4077 Sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
Örneğin, tüketici bir bilgisayar almak için bağlı kredi alarak, 17.11.1998 tarihinde bankayla bireysel kredi sözleşmesi imzalamıştır. Tüketici, sözleşmenin 7. maddesinde “kredinin veriliş tarihinden sonra kendisi ile mal ve hizmet sunan kişi ve kuruluşlar arasında çıkacak uyuşmazlıklardan veya malın ayıplı olması... vb. hallerde bankanın hiçbir sorumluluğu olmayacağı ve bunların da kredi borcunun geri ödenmesi hususuna hiçbir etkisi olmayacağını kabul ve taahhüt eder” denmektedir. Yargıtayca alınan Kararda, bu maddenin 4077 sayılı Kanun'un 6/1. maddesi uyarınca tüketici aleyhine haksız şart teşkil ettiği, 6/2-3 maddeleri uyarınca tüketici için bağlayıcı olmayacağı, bankanın Kanun'un 4/3. maddesi gereği "sağlayıcı bayi acente" ve 10. maddesinin 5. fıkrasına göre "kredi veren ayıplı hizmetten ve ayıplı hizmetin neden olduğu her türlü zarardan ve tüketicinin bu maddede yer alan seçimlik haklarından müteselsilen sorumludur" hükmü gereğince kredi veren olarak ayıptan sorumlu olacağı hükmüne varılmıştır. (13.HD., 19.2.2004, E.2003/13819, K.2004/1888)
Soru 86: TSHH’nin yetki alanı nedir?
İl tüketici sorunları hakem heyetleri il merkezi sınırları içinde, ilçe tüketici sorunları hakem heyetleri ise ilçe sınırları içinde görevli ve yetkilidir. Başvurular, tüketicinin mal veya hizmeti satın aldığı veya tüketicinin ikametgahının bulunduğu yerdeki hakem heyetine yapılır.
TSHH, yetkileri dışında kalan başvuruları doğrudan ilgili kuruluşlara veya hakem heyetlerine intikal ettirir. TSHH, yetkileri dışında kalan başvuruları görüşür ve karara bağlarsa, kararın bir geçerliliği olmayacaktır.
Örneğin, tüketici paket turu Çankaya İlçesi’nde aldıysa ve Sincan İlçesinde oturuyorsa, almış olduğu paket tur ile ilgili bir uyuşmazlık çıkması durumunda ya Çankaya Hakem Heyetine veya Sincan Hakem Heyetine başvurmalıdır. Tüketici, bu hakem heyetlerinden farklı bir hakem heyetine başvurursa, başvurulan hakem heyeti başvuruyu Çankaya veya Sincan ilçelerinde bulunan hakem heyetlerine intikal ettirir.
Soru 87: TSHH tanık dinleyebilir mi?
Tanıklığa ilişkin düzenlemeler Hukuk Usulü Muhakemeleri Hakkında Kanun’un (HUMK) 245-274 maddeleri arasında düzenlenmektedir. Yargısal sistemde tanıklık mecburidir, yerine getirilmemesi durumunda disiplin cezaları, para cezası uygulanır hatta tanıklığı yerine getirmeyen kişi savcılığa sevk edilir. Tanık uzaktaysa tanığın masrafları karşılanır, yevmiyesi verilir. Gelmeyen tanık polis veya Jandarma marifetiyle getirilir. Tanık dinlenmesini iki tarafın da kabul etmesi gerekir.
Bazı konularda mahkemelerce tanık dinlenmez. Örneğin, HUMK 288 inci maddesi uyarınca bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri on milyon lirayı ( 2005 yılı için 400 YTL) geçtiği takdirde senetle ispatlamak gerekir, Bu durumda 290. madde uyarınca tanık dinlenemez.
TKHK ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin tarafları dinleyebilmesi ve bilirkişi atayabilmesi öngörülmektedir. Tanık dinlemesi ise öngörülmemiştir. TSHH’nin işlevi ve çalışma usul ve yöntemleri ve yargısal sistemdeki tanıklık müessesesinin koşulları dikkate alındığında TSHH’nin tanık dinleyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede TSHH, uyuşmazlık konusunun çözümlenmesinde tanık dinleyemeyecektir.
Soru 88: Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararları tarafları bağlayıcı mıdır?
4077 sayılı Kanuna göre, değeri beşyüz milyon TL nin (Söz konusu parasal sınır her yılın Ekim ayı sonunda Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Endeksinde meydana gelen yıllık ortalama fiyat artışı oranında artar ve Resmi Gazetede ilan edilir. Buna göre, 2006 yılı için bu değer 724,99 YTL dir) altında bulunan uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerine başvuru zorunludur.
<!--[if !supportLists]--> 1.      <!--[endif]--> Bu uyuşmazlıklarda heyetin vereceği kararlar tarafları bağlar.
<!--[if !supportLists]--> 2.      <!--[endif]--> Bu kararlar İcra ve İflas Kanununun ilamların yerine getirilmesi hakkındaki hükümlerine göre yerine getirilir.
<!--[if !supportLists]--> 3.      <!--[endif]--> Taraflar bu kararlara karşı onbeş gün içinde tüketici mahkemesine itiraz edebilirler.
<!--[if !supportLists]--> 4.      <!--[endif]--> İtiraz, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını durdurmaz. Ancak, talep edilmesi şartıyla hakim, tüketici sorunları hakem heyeti kararının icrasını tedbir yoluyla durdurabilir.
<!--[if !supportLists]--> 5.      <!--[endif]--> Tüketici sorunları hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine tüketici mahkemesinin vereceği karar kesindir.
88a Değeri Beşyüz Milyon (724,99 YTL)Liranın Üzerinde Bulunan Uyuşmazlıklar
Değeri beşyüz milyon lira ve üstündeki uyuşmazlıklarda tüketici sorunları hakem heyetlerinin verecekleri kararlar, tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir.
Örneğin, tüketici 780 YTL’ye aldığı cep telefonunun arızalanması üzerine, talebini öncelikle satıcıya bildirmiş, sonuç alamaması sebebiyle konuyu Tüketici Sorunları Hakem Heyetine intikal ettirmiş ve telefonun ayıpsız misli ile değiştirilmesini talep etmiştir. Konunun Hakem Heyetinde incelenmesi sonucunda malın ayıpsız misli ile değiştirilmesine karar verilmiştir. Satıcı-sağlayıcının bu karara uymaması halinde hakem heyetince alınan karar, tüketici mehkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecektir. Diğer taraftan, örnekteki telefonun değeri 250 YTL olsaydı, Hakem Heyetince alınan karar bağlayıcı olacak ve satıcı-sağlayıcı tarafından uygulanmayan karar icra marifetiyle yerine getirilecekti.
Örneğin tüketici, 950 YTL’ye satın aldığı malın ayıplı olduğunu belirliyor ve 500 YTL bedel indirimi talep ediyor. Satıcı firmanın bu talebi kabul etmemesi halinde tüketici, parasal sınırlar dikkate alındığında nereye başvurmalıdır?
Hakem Heyetlerinin 2006 senesi için bağlayıcı karar alabilecekleri parasal üst sınır 724,99 liradır. Malın değerinin 950 YTL olmasına karşın uyuşmazlığın değeri 500 YTL dir. Bu nedenle tüketici, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvuruda bulunmalıdır.
Soru 89: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tazminat kararı verebilir mi?
4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun' un ayıplı mallarla ilgili hususların düzenlendiği 4’üncü maddesinde, tüketicinin bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip olduğu ifade edilmiştir.
Tüketicinin bu talebinin yerine getirilmemesi halinde, tüketiciler ile imalatçı üreticiler arasında bir uyuşmazlık olacağı açıktır.
Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliğinin hakem heyetlerinin kuruluş ve görev alanı ile ilgili hususlarını belirleyen 5’inci maddesinde ise tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında çıkan uyuşmazlıkları çözümlemek amacıyla veya tüketici mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilecek kararları almak üzere il ve ilçe merkezlerinde hakem heyetleri kurulacağı belirtilmiştir.
Bu cümleden hareketle, Yönetmelikte uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir içerik ve/veya ayırt edici özellik belirtilmediği ve tazminata ilişkin uyuşmazlıklarında parasal sınırlar dikkate alınarak hakem heyetlerinde de çözülebileceğinin anlaşılması gerekmektedir.
Tazminatın belirlenmesine ilişkin hususlar 4077 sayılı Kanun vasıtasıyla belirlenmemekle beraber, bu taleplerin değerlendirilmesi sırasında, Kanunun 30 uncu maddesi gereğince genel hükümlere bakılmasında fayda bulunmaktadır.
Maddi tazminata ilişkin hususlar, Borçlar Kanunun 41-46 maddeleri hükümleri çerçevesinde belirlenmiştir. anılan Kanunun 43. maddesinde “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler.” hükmü yer almaktadır.
Tüketici sorunları hakem heyetleri, tazminat talepleriyle ilgili uyuşmazlıkları, bilirkişilerin görüşlerini dikkate alarak karara bağlamalıdır.
Örneğin, arızalanan halı yıkama maddesinin zarar verdiği makine halısının değeri 280 YTL dir. Somut olayda tüketici, 400 YTL tutarındaki Halı Yıkama Makinasının ayıpsız misli ile değiştirilmesini ve zarar gören halısının tazmin edilmesini talep etmiştir.
4077 sayılı Kanunun ilgili maddesinde tüketicinin, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, tüketicinin bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahip olduğu ve satıcının, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlü olduğu ifade edilmektedir.
Aynı maddede tüketicinin bu seçimlik haklarından biri ile birlikte ayıplı malın neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan hallerde imalatçı-üreticiden tazminat isteme hakkına da sahip olduğu ifade edilmiştir.
Bu durumda tüketici iki farklı tüzel kişilikle uyuşmazlık yaşamaktadır. Ürünün değiştirilmesine ilişkin talebi satıcıyadır. Ancak, satıcıdan tazminat talep edemez. Öncelikle imalatçı-üreticiye başvurmalıdır.
Somut olayda, her iki malın bedeli dikkate alındığında, uyuşmazlığın parasal sınırlarının Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri tarafından değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Soru 90: TSHH, manevi tazminat taleplerine bakabilir mi?
Bakanlıkça belirlenen parasal sınırın altında kalan manevi tazminat talepleri için TSHH’ne başvuru zorunludur. Maddi ve manevi tazminat talepleri birlikte istenmiş ve her ikisinin toplamı parasal sınırı aşar ise, TSHH’ne başvuru zorunluluğu ortadan kalkar. Bu durumda tüketici doğrudan tüketici mahkemesine başvurabilir (13.HD., 27.12.2004, E.15255, K.18969).
Ancak, buradaki tazminat talebi alınan mal veya hizmetin neden olduğu ölüm ve/veya yaralanmaya yol açan ve/veya kullanımdaki diğer mallarda zarara neden olan haller ile sınırlıdır. TSHH, kişilik haklarına haksız olarak tecavüze uğrayanın manevi zararını tazmine yönelik tazminat kararı alamaz. Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre manevi tazminata hükmedilebilmesi için aşağıda yer alan hususların olması gerekmektedeir.
o  Şahsiyet hakları saldırıya uğramış olmalı,
o  Saldırı haksız olmalı,
o  Manevi zarara uğranmış olmalı,
o  Kusurlu olunmalı,
o  İlliyet bağı olmalı.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde ise, bedensel zarar ve ölüm halinde manevi tazminata hükmedilebileceği düzenlemiştir. Bu madde kapsamında, TSHH, ayıplı mal ve hizmetin neden olduğu zararlar bağlamında maddi tazminata hükmedebilir, ancak, sadece ayıplı malın veya hizmetin neden olduğu bedensel zararlar açısından manevi tazminata ilişkin düzenlemeler uygulanabilir, bunun dışında manevi tazminata ilişkin bir karar alamaz.
Soru 91: Hediye edilen bir cep telefonunun kullanıcısı söz konusu telefonun arızalanması halinde Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurabilir mi?
4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3.Maddesi’ ne göre; Tüketici: Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade etmektedir. Bu nedenle, kullanıcı ile satıcı / sağlayıcı arasındaki uyuşmazlıkların Hakem Heyetince değerlendirilmesi gerekmektedir.
Soru 92: Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine vekil marifetiyle yapılan başvurularda lehine karar çıkan taraf vekalet ücretini karşı taraftan talep edebilir mi?
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre avukatlık ücretine sadece mahkemelerce karar verilebilmektedir. Bu nedenle, TSHH tarafından vekalet ücreti belirlenemez ve lehine karar çıkan taraf vekalet ücretini karşı taraftan talep edemez.
Soru 93: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri faizi ile birlikte para iadesine karar verebilir mi?
Malın veya hizmetin ayıplı çıkması durumunda tüketici, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4. Maddesi uyarınca 30 gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmek zorundadır.
Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür.
Eğer tüketicinin paranın zaman değerinden kaynaklanan bir kaybı varsa ödemiş olduğu bedeli yasal faiziyle beraber isteme hakkına sahiptir.
Dolayısıyla, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri bu yönde bir karar verebilir.
Soru 94: Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler nelerdir?
Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği'nin inceleme şeklini düzenleyen 19’uncu maddesinde, bağlayıcı olmayan hakem heyeti kararları için bir, bağlayıcı hakem heyeti kararları için birden fazla bilirkişi görevlendirilebileceği ifade edilmiştir.
Bilirkişi tespitinde aranacak kriterler Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 275’inci maddesinde belirlenmiştir. Bu maddeye göre, mahkeme (ki burada Hekem Heyetidir.) çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vermesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak, aynı maddede hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği ifade edilmektedir. Buna göre, Hakem Heyetlerinin Kararlarına ilişkin genel hususlarda bilirkişi dinlenemeyeceği açıktır.
Yine aynı Kanunun 276. maddesinde ise "Ehlivukuf, iki taraf ittifak edemedikleri halde tahkikat hakimi tarafından intihap olunur. Mesaili mahsusada rey ve mütalaalarını beyan etmek için Hükümet tarafından müntahap ehlivukuf varsa ehlivukufun bunlar arasından intihabı lazımdır. Yalnız bir kişi ehlivukuf intihap edilebilir. Üçten ziyade intihap olunamaz." 278. maddesinde "Malûmatına müracaat edilecek hususu bilmeksizin sanatını icra etmesi kabil olmayan ve alenen icrayı sanat eden kimseler o husus hakkında ehlivukufluğu kabule mecburdurlar." şeklinde belirlenmiştir.
Hakem Heyetleri bilirkişi tayin ederken yukarıdaki kriterler ışığında konusunda uzman olan ve uyuşmazlık konusunun tarafları ile herhangi bir bağlantısı olmayan kişileri görevlendirmelidir.
Yetkili servis istasyonlarına ait usul ve esaslar TSE Başkanlığı tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan ilgili Hizmet Yeri Standardları ile belirlenmektedir. Servislerde bulunması gereken teknik personelin özellikleri de bu standardlar vasıtasıyla ifade edilmektedir. Bu nedenle, herhangi bir ürünle ilgili uyuşmazlık için bilirkişi atanması halinde, ürüne ait servis standardında belirtilen özelliklere sahip kişilerin seçilmesinin daha uygun olacağı açıktır.
Soru 95: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kararların da kanıt ve ispat ile ilgili hangi hususlara dikkat edilmelidir.
Bir olgunun varlığı veya yokluğu hususunda karar merciinin ikna edilmesine ispat denir.
İspata ilişkin genel hüküm Medeni Kanunun 6’ncı maddesinde belirtilmiştir. Buna göre, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
İspat külfeti ile ilgili olarak bazı özel olgular vardır.
<!--[if !supportLists]--> a)      <!--[endif]--> Hakim önünde ikrar edilen (taraflardan birinin diğerinin sözlerini doğrulaması) olguların ispatı gerekmez.
<!--[if !supportLists]--> b)      <!--[endif]--> Hayatın normal akışına uygun olguların da ispatı gerekmez.
Örneğin, genel temayüllere göre ve anlaşılarak bir satış yapılmış ve anlaşmaya göre önce tüketicinin parayı vermesi ürünün ise daha sonra teslimi gerekmesine rağmen satıcı parayı almadan malı verdiğini iddia ediyorsa, parayı almadan malı tüketiciye verdiğinin ispatı satıcıya aittir.
<!--[if !supportLists]--> c)      <!--[endif]--> Herkes tarafından bilinen olguların da ispatı gerekmez.
<!--[if !supportLists]--> d)     <!--[endif]--> İddiasını resmi sicil, belge ve senetlerle kanıtlayan, yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılır.
<!--[if !supportLists]--> e)      <!--[endif]--> Eğer Kanun ispat yükünü özel olarak bir tarafa yüklemişse buna uyulur.
Örneğin, 4077 sayılı Kanunda yapılan ispat yüküne dair özel düzenlemeler dışında kalan hususlarda ispat yükü Kanunun 30’uncu maddesi gereğince, genel hükümlere tabiidir.
Kanunumuzda ispat külfetini satıcı/sağlayıcıya yüklediği bazı özel hükümler vardır.
» 6 ncı maddenin V bendinde, bir satıcı veya sağlayıcı bir şartın (genel işlem şartının) münferiden tartışıldığını ileri sürüyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
» Kapıdan satış hükümlerine göre düzenlenmiş bir sözleşmenin ve malın tüketiciye teslim edildiğinin ispatı satıcıya aittir.
» Mesafeli satış hükümlerinde de bu yükümlülük geçerlidir.
» Yine mesafeli satışlarda satıcı – sağlayıcı elektronik ortamda tüketiciye teslim edilen gayri maddi malların veya sunulan hizmetlerin teslimatının ayıpsız olarak yapıldığını ispatla yükümlüdür. Madde 9 /A – IV
» Ayrıca 16/V maddesine göre reklam veren reklam veya ilanda yer alan somut iddiaları ispatla yükümlüdür.
Soru 96: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri taraflardan yemin etmesini isteyebilir mi?
1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 511. maddesinde, basit usulü muhakemeye tabi olan hallerde bu kanunun mevaddı sabıka ahkamına muhalif olmayan alelade usulü muhakeme kaideleri de tatbik olunur, denilmektedir.
Genel anlamıyla yemin, bir vakıanın doğruluğunu mahkeme önünde kanunun tayin ettiği şekilde beyan ve tasdik etmektir. Başka bir deyişle, yemin sadece mahkemede hakim tarafından istenir. .
TKHK ve Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin tarafları dinleyebilmesi ve bilirkişi atayabilmesi öngörülmektedir. TSHH’nin işlevi ve çalışma usul ve yöntemleri ve yargısal sistemdeki yemin edilmesine ilişkin düzenlemeler dikkate alındığında TSHH’nin yemin edilmesini isteyemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede TSHH, uyuşmazlık konusunun çözümlenmesinde taraflardan yemin edilmesini isteyemez.
Soru 97: Tüketici Sorunları Hakem Heyetine yapılan başvuru zamanaşımını keser mi?
Borçlar Kanunu’nun 133 üncü maddesinde “Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur:
<!--[if !supportLists]--> 1   <!--[endif]--> - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde.
<!--[if !supportLists]--> 2   <!--[endif]--> - Alacaklı dava veya defi zımnında mahkemeye veya hakeme müracaatla veya icrai takibat yahut iflas masasına müdahale ile hakkını talep eylediği halde.”
hükmü yer almaktadır.
Diğer yandan Yargıtay içtihatlarına göre, hakeme başvurmak zaman aşımını kesen sebeplerden birisidir.
Bu nedenle, Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine yapılan başvurular zamanaşımını keseceğinin kabulü gerekir.
(13 üncü Hukuk Dairesinin 06.05.2002 tarih, E:2002/2803 esas nolu, K:2002/5178 nolu kararı ile 11.04.2002 tarih, E:2002/2063 esas nolu, K:2002/3990 nolu kararı ve 15.04.2002 tarih, E:2002/1534 esas nolu, K:2002/4099 sayılı kararları)
Soru 98: Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri kararlarında dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Hakem Heyetleri Öncelikle Medeni Kanunun 2 nci maddesi “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bu hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüne dikkat etmeli ve tüm faaliyetlerinde bu hükme uygun işlem yapmalıdır.
Toplantıda görüşülen konular ve alınan kararlar en az iki nüsha olarak, toplantı sırasında tutanakla tespit edilir. Tutanak, başkan ve toplantıya katılan üyeler tarafından imzalanır. Bu nüshalardan biri dosyasında muhafaza edilir, diğeri ise sayfaları müteselsil sıra numaralı karar defterine yapıştırılarak il müdürlüğü veya kaymakamlık mührü ile köşelerinden mühürlenir.
Karar tutanağında olması gereken hususlar:
<!--[if !supportLists]--> a)  <!--[endif]--> İstemin özeti,
<!--[if !supportLists]--> b) <!--[endif]--> Yapılan inceleme,
<!--[if !supportLists]--> c)  <!--[endif]--> Alınan karar ile dayandırıldığı mevzuat hükümleri ve deliller.
Kararlar, alındığı tarihten itibaren beş gün içinde taraflara yazılı olarak bildirilir.
Hakem heyetlerince alınan kararların taraf ve sonuçlarını gösterir listeler, illerde il müdürlüklerinde, ilçelerde kaymakamlıklarda duyuru panolarında aylık olarak ilan edilir.
Raportörün önemli görevlerinden biri de uyuşmazlığa ilişkin raporun hazırlanmasıdır. Bu nedenle raportör heyetin karar vermesine yönelik bir üslup ve tarafsızlıkla raporu hazırlamalıdır.
Kararda satıcı firma unvanı açık olmalıdır. Aksi halde aktif dava ehliyeti olmayan yani davaya taraf olmayan birine dava açılmış gibi olur.
Tüketicinin dilekçesinde neyi talep ettiği belirtilmelidir. Örneğin malın bedelinin iadesi, değiştirilmesi vb.
Kararlar tam ve açık olmalıdır. “tüketicinin talebinin kabulüne” vb. ifadeler uygun değildir. Tüketici ne istemiştir. Heyet neye hükmetmiştir. Açıkça belirtilmelidir.
Bilirkişi raporlarının gereken özende hazırlanması lazımdır. Örneğin, uyuşmazlığa konu olan bir ayakkabı için hazırlanan raporda, ayakkabının kısa süreli kullanım sonucunda bollaştığının ifade edilmesi uygun değildir. Bilirkişi raporunda, görülen aksaklığın yanı sıra bu aksaklığın sebebinin de açıklıkla belirtilmesi gerekir.
Raporda bilirkişinin unvanı ve vasfı yazılmalıdır.
Raporlarda karar unsurları açıkça yazılmalıdır.
Tebligatların posta marifeti ile yapılması halinde, adi posta yerine iadeli taahhütlü mektup yöntemi kullanılmalıdır.
Taraflar vekil vasıtasıyla temsil edilmişse tebligatların da vekile yapılması gerekir.Bu durumda tebligat asile yapılmamalıdır.
Tüketici şikayetinde, onarım hakkını kullanmayı talep ederek başvuruda bulunmuşsa ve hakem heyeti de malın onarılarak tüketiciye iadesine karar verilmişse, tamir süresi belirtilmelidir. Örneğin 10 gün içinde tamir edilerek tüketiciye teslim edilmesi, arızanın giderilememesi halinde malın iade edilmesine, şeklinde karar verilmelidir.
Tüketici ile satıcı sulh olduklarını bildirdiklerinde “sulh’un kabulüne” gibi bir ifade kullanılmamalıdır. Eğer satıcı/sağlayıcı daha sonra gereğini yapacaklarını ifade ederlerse makul bir süre verilmeli ve sulh un yerine gelip gelmediği kontrol edilmelidir.
Eğer Hakem heyetine sulhun gereklerinin yerine geldiğine dair bir yazı sunulursa hakem heyeti “bu konuda karar verilmesi gerek bulunmadığına” dair karar verilmelidir. Aksi halde heyet elindeki bilgilerle bir karar vermelidir.
Hakem heyeti gerek gördüğünde tarafları dinlemeli ve taraflara kendini ifade etme hakkı vermeli, heyet gerek gördüğünde bağlayıcı olmayan kararlar için bir, bağlayıcı olan kararları için ise birden fazla bilirkişiye başvurmalıdır.
Kararlara itiraz halinde kararın taraflara tebliğ edilme tarihi önem taşır. Bu nedenle, Tebliğ tarihinin karara işlenmesi gerekir.
Hakem heyeti ve raportör iptali istenen sözleşmeyi öncelikle usul yönünden incelemeli sözleşmede usule bir eksiklik yoksa esasa geçmelidir. Yani şikayete konu ayıbın satış anında var olup olmadığı veya kullanım sonucu oluşup oluşmadığını tespit etmelidir.
Hakem heyetleri görevlerine girmeyen konularda karar veremez. Hakem heyetleri görevli olmadıkları bir konuda karar verir ise kararın ifa kabiliyeti yoktur.
Soru 99: Tüketicilerin, tüketici örgütlerinin ve Bakanlığın Tüketici Mahkemesi nezdinde açacakları davalarda resim ve harç adı altında bir ödeme yapılması istenebilir mi? Bilirkişi ücretleri kim tarafından karşılanır?
<!--[if !supportLists]--> 1-      <!--[endif]--> Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır.
<!--[if !supportLists]--> 2-      <!--[endif]--> Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır.
<!--[if !supportLists]--> 3-      <!--[endif]--> Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir.
Bakanlık ve tüketici örgütleri münferit tüketici sorunu olmayan ve genel olarak tüketicileri ilgilendiren hallerde bu Kanunun ihlali nedeniyle kanuna aykırı durumun ortadan kaldırılması amacıyla tüketici mahkemelerinde dava açabilirler.
Örneğin Bakanlık, bir bankanın tüketicilerine sunduğu kredi kartı sözleşmesinde yer alan ve uygulanması halinde tüketicileri mağdur etmesi muhtemel bir takım şartların kaldırılması, sözleşme hükümlerinin uygulanmasının durdurulması için dava açabilir.
Soru 100: Ayıplı bir seri malın üretiminin ve satışının durdurulması ile malın toplatılması süreci nasıl işlemektedir?
Ayıplı Malda Dava
Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda Bakanlık, tüketiciler ve tüketici örgütleri dava açmaya yetkilidir.
Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olması durumunda şu talepler dava edilebilir:
<!--[if !supportLists]--> 1-     <!--[endif]--> Ayıplı seri malın üretiminin durdurulması için dava açabilir.
<!--[if !supportLists]--> 2-     <!--[endif]--> Satışının durdurulması için dava açabilir.
<!--[if !supportLists]--> 3-     <!--[endif]--> Satış amacıyla elinde bulunduranlardan toplatılması için dava açabilir.
Malın Satışının Durdurulması ve Malın Toplatılması
a- Satışa sunulan bir seri malın ayıplı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edilmesi halinde, malın satışı geçici olarak durdurulur.
b- Mahkeme kararının tebliğ tarihinden itibaren en geç üç ay içinde malın ayıbının ortadan kaldırılması için üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır.
c- Malın ayıbının ortadan kalkmasının imkânsız olması halinde mal, üretici-imalatçı ve/veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır.
d- Toplatılan mallar taşıdıkları risklere göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.
Ayıplı malları satın alan tüketicilerin uğradıkları maddî ve manevî zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.
Örneğin, aynı cins, marka ve model araçları satın alan tüketicilerden gelen şikayetlerin, bu bir seri aracın fren sisteminde arıza yaşandığını göstermesi halinde, Bakanlık, tüketiciler veya tüketici örgütlerinden biri Tüketici Mahkemesine başvuruda bulunarak, bu araçların üretiminin ve satışının durdurulmasını ve satış amacıyla elinde bulunduran, bayi, acente veya yetkili satıcıların elinden toplatılmasını talep ederler.
Mahkeme bu bir seri aracın ayıplı olduğuna karar verirse,
» Başvuruya konu olan cins, marka ve model araçlardan aynı seriden olanlarının satışı geçici olarak durdurulur.
» Mahkeme kararının tebliği tarihinden itibaren 3 ay içinde ayıbın giderilmesi için imalatçı ve/veya ithalatçı firma uyarılır.
» Araçlardaki arıza giderilemiyorsa, söz konusu araçlar, imalatçı veya ithalatçı tarafından toplanır veya toplattırılır.
» Toplanan araçlar risklerine göre kısmen veya tamamen imha edilir veya ettirilir.
Soru 101: Olduklarından Farklı Görünen Malların üretilmesi ve satılması ile durumunda tüketicilerin hakları nelerdir?
Gıda ürünü olmamalarına rağmen, sahip oldukları şekil, koku, görünüm, ambalaj, etiket, hacim veya boyutları nedeniyle olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan malların üretilmesi, pazarlanması, ithalatı ve ihracatı yasaktır.
Mal piyasaya sürülmüşse, 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanun hükümleri uygulanır.
Olduğundan farklı görünen malı satın alan tüketicilerin uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle dava açma hakları saklıdır.
Örneğin, tüketicinin satın aldığı mum; şekil, koku, ebat ve renk itibariyle elmaya benzemektedir. Tüketicinin, diğer meyvelerin yanına koyduğu elma şeklindeki mumu, evin küçük çocuğunun elma sanarak yemesi sonucunda çocuğun rahatsızlandığını ve tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldığını düşünelim.
Bu mağduriyete konu olan ürün, olduklarından farklı görünen ve bu sebeple de tüketiciler tarafından gıda ürünleriyle karıştırılarak tüketicilerin sağlığını ve güvenliğini tehlikeye atan bir ürün olarak değerlendirilmelidir.
Tüketici, çocuğunun rahatsızlanması sebebiyle uğradığı tüm maddi ve manevi zararı tazmin etmek üzere dava açabilir.

DİĞER SORULAR VE SORUNLAR İÇİN:
http://www.gtb.gov.tr/spot-alanlar/alo-175-tuketici-hatti